8 Kasım 2026, 08:33:23
Dolar 50,1498
Euro 55,9219
Altın 6.556,39
BİST 11.482,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 15°C
Parçalı Bulutlu
Denizli
15°C
Parçalı Bulutlu
Cts 14°C
Paz 12°C
Pts 15°C
Sal 13°C
Reklam
Reklam

Kamuflaj nasıl doğdu? Bulan ressam 1 yılda komutan oldu! Dev gemiler bile boyandı, askere sıra gelmedi

Doğadaki hiçbir şeye benzemeyen o garip lekeler, yani o garip kamuflaj desenleri günümüzde askerler için doğada gizlenmenin bir numaralı ve olmazsa olmaz unsuru. Peki kamuflaj nasıl doğdu? Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği yeni tehlikeler, herkes gibi cephelerde çarpışan bir ressamın bulduğu sıra dışı çözüm, Picasso’nun mektubu ve devasa gemilere bile uygulanıp askerlere en son ulaşan kamuflaj fikri…

Kamuflaj nasıl doğdu? Bulan ressam 1 yılda komutan oldu! Dev gemiler bile boyandı, askere sıra gelmedi
Reklam
08.11.2026 07:36

Derleyen: Metin Aktaşoğlu / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr – Kamuflaj desenli bir pantolon hayal edin. Garip, biçimsiz ve sert köşeli yeşil ve kahverengi tonlarında, kimi zaman da siyah tonlarında lekeler gözünüzün önüne gelecektir. Bu lekeler ne bir yaprağa benziyor, ne de bir ağaç kabuğu parçasına! Fakat yine de ormanda sizi neredeyse görünmez kılabilir. Peki düşününce gerçekte hiçbir şeye benzemeyen bu desen, bir askeri gizlemeyi nasıl başarıyor? Cevap için kamuflajın doğuşuna gitmek gerekiyor. Burada karşımıza o olağan şüpheli çıkmakta: Birinci Dünya Savaşı.

Makineli tüfekler, topçu birlikleri, uçaklar, kimyasal silahlar ve tanklar gibi savaş kavramını baştan aşağıya değiştirecek yenilikler ve “gelişmelere” sahne olan “Cihan Harbi” ya da “Büyük Savaş” aynı zamanda akılcı savunma yöntemleri geliştirmeyi de zorunlu kıldı. Kamuflaj da onlardan biri… Kamuflajın doğuşu aslında gökyüzünde başladı. I. Dünya Savaşı ordular için “uçak” diye yepyeni bir sorun doğurmuştu. Artık düşman, hatlarınızın üzerinden uçarak doğrudan aşağı bakabiliyordu. Topçuların konumunun yukarıdan fark edilmesi demek, topçuların kolaylıkla yok edilebileceği bir zaafiyet anlamına da geliyordu.

Fransız topçuları, topları uçakların tespit çabalarına karşı kamufle etmek için üzerlerini boyanmış kanvasla kapatıyordu. (Fotoğraf: Alamy)

BİR YILDA KAMUFLAJ BİRİMİ KURULDU BAŞINA GUIRAND DE SCEVOLA GEÇTİ

Eylül 1914’te yani henüz savaşın ikinci ayında Lucien-Victor Guirand de Scevola adında Fransız bir topçu subayının aklına bir fikir geldi. Savaştan önce kendisi pastel boyalarla yumuşak tonlarda resimler yapan bir ressamdı. Bir topu, zeminle uyum sağlaması için boyadığı bir kanvasın altına gizledi. Guirand de Scevola’nın bu fikri ve başarılı uygulaması hızla yayıldı ve Şubat 1915’te Fransız ordusu ilk kamuflaj birimini kurdu. 1915’in sonuna geldiğinde Guirand de Scevola birimin başındaydı ve kamuflaj birimini ressamlarla, özellikle de kübistlerle doldurdu. 1900’lerin başlarında Paris’te doğan kübizm o dönem Paris’teki en tuhaf resim akımıydı. “Şeylerin nasıl algılandığı”, biçimlerin formlarının yeniden sentezlenmesiyle nasıl bir kompozisyon oluşturacağı düşünceleriyle ve resimde geleneksel perspektifin terk edildiği bu akım, Guirand de Scevola’nın tam da aradığı şeydi.

Kamuflaj yöntemlerinin çoğu, doğada hayvanların da uyguladığı kamuflaj yöntemlerine öykünür nitelikte, genellikle arka plana yoğun bir benzerlik, yüksek kontrastlı bozucu renklendirme, gölgeyi ortadan kaldırma ve karşıt gölgelendirme yoluyla gizlenmeyi amaçlar.

Yani kübizmin o döneminde Picasso gibi ressamlar bir insan yüzünü veya bir gitarı her açıdan aynı anda görüyormuş gibi düz, keskin parçalara ayırırdı. Birçok insan bunun “hiçbir şeye benzemediğini” söylüyordu ancak ordunun tam olarak ihtiyaç duyduğu şey de buydu. En başa dönecek olursak teoride gizlenebilmek için kamuflajın yapraklara benzemesi gerekiyor değil mi? Aslında tam olarak öyle değil. Gözümüz bir topu renginden ziyade ana hatlarından tespit eder. Bir topu mükemmel bir yeşil tonuna boyasanız dahi havadan bakıldığında o hala bir toptur, sadece yeşil renkte bir top diyebiliriz. Ancak aynı topu kenarlarının üzerinden geçen kontrastlı, zıt yamalarla kaplarsanız, gözünüz tek bir şekil görmeyi bırakıp birtakım parçalar görür.

Still Life on a Piano, Pablo Picasso, 1911-1912 (Kaynak: Alamy)

PICASSO’NUN MEKTUBU

Picasso da bunun farkındaydı ve Şubat 1915’te topçu birliğindeki bir arkadaşına tavsiye veren bir mektup yazdı: “Topları aynı alacalı bir palyaço kostümü gibi sarı, yeşil, mavi ve beyazın parlak tonlarında boyayın.” Mektubu yazdıktan bir süre sonra Paris’te yazar arkadaşı Gertrude Stein ile yürürken önlerinden geçen büyük bir topun tam da mektupta tarif ettiği gibi boyandığını görünce şaşırdı. Gördükleri ilk kamuflajlı toptu. Picasso, Gertrude Stein’a dönüp “Bunu biz yaptık” dedi. Picasso kendisi tek bir silah dahi boyamadı ancak Guirand de Scevola, “bir nesnenin neye benzediğini tamamen değiştirmek için kübistlerin resim yaparken kullandığı yöntemlerin aynısını kullandığını” söylüyordu. Kısa süre içinde fikir o kadar yayıldı ki ressamlar hemen hemen her şeyi gizliyordu.

Kamuflaj çılgınlığı henüz askerlere ulaşmamışken toplardan devasa gemilere kadar mümkün olan her alanda kendisini gösterdi. Denizde kamuflaj ise bir süre sonra yerini “dazzle” denen “göz kamaştırma” yöntemine bıraktı. (Fotoğraf: Alamy)

Bu çılgınlık denizlere bile taşınacak, koca koca gemileri kamufle etme fikri masaya gelecekti. Fakat denizde bir gemiyi gizlemek mümkün olmadı. Fikri geliştiren İngiliz ressam Norman Wilkinson, 1917’de gemileri boyama işine farklı bir bakış açısı kazandırdı. Kamuflaj denemeyi bırakıp gemileri koca koca siyah beyaz çizgiler ve zigzaglarla kapladı. Böylece bir denizaltının periskopundan bakıldığında geminin gittiği yön ve hızı anlaşılamayacaktı. Dazzle (göz kamaştırma) adı verilen plan çerçevesinde 4 binden fazla irili ufaklı İngiliz gemisi bu şekilde boyandı.

EN SON ASKERLER FAYDALANDI!

Fakat ilginçtir ki tüm bunlar, tüm bu boyama seferberliği ağır silahlar, toplar, gemiler üzerineydi. Askerlerin çok büyük bir çoğunluğu tek renk sade üniformalar giyiyordu. Kamuflajın kumaş üzerine basılması 10 yıldan uzun sürdü. Asker kıyafetlerinde ilk kamuflaj örneklerinden biri Almanya’nın 1931 yılında çıkardığı ve “kıymık” adını verdiği kamuflaj deseniydi ve doğrudan kübist bir tablodan fırlamış görünüyordu. Şimdilerde ise düşününce askerlerin bazı özel operasyonlarda bırakın tamamen kamuflaj üniforma giymeyi,yüzlerini ve açıkta kalan yerlerini kamuflaj renklerine boyadığı görülmekte.

Özellikle isabet oranı düşük tüfeklerin yerini daha güçlü tüfeklerin, mitralyözün, topların alması, savaşta kişisel gizlenmeyi de önemli bir hayatta kalma becerisi haline getirmiş bulunuyor.

Kaynak: Milliyet

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.