Sahnemiz Balat kulisimiz sokaklar olsun
Tebdil” konusuyla seyirciyi ters köşe yapan gerilimi ve entrikası yüksek bir oyun olmakla birlikte en öne çıkan tarafı sahnelendiği mekân. Oyun, Balat’ta Perispri Art Gallery’de seyirciyle buluşuyor. Oyunu izlerken kocaman cam vitrinin ardından sokağı görüyorsunuz. Aslında oyunu izlemiyor, oyuna ortak hatta onun bir parçası oluyorsunuz

Efnan Atmaca – Şehir, 30. İstanbul Tiyatro Festivali’yle kocaman bir sahneye dönüşmüşken her mahallede, her noktada perde açılıyor. Festival dışı oyunlar da seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Fehmi Karaarslan’a geçen sezon Direklerarası Tiyatro Ödülleri’nde Küçük Salon Erkek Oyuncu ile Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri’nde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu unvanlarını getiren 2383 yapımı “Tebdil” farklı konusu ve sahneleme tekniğiyle öne çıkıyor.

Entrikası yüksek
Oyunun yazarı ve yönetmeni Ahmet Sami Özbudak. Oyunda Karaarslan’ın yanı sıra Burak Üzen, Erkan Akbulut, Gülşah Fırıncıoğlu, Özge Borak ve Onur Erdemir rol alıyorlar. Özbudak şüphesiz son yılların en üretken tiyatro yazar ve yönetmenlerinden biri. Aldığı ödüllerle de başarısını perçinledi. Sıradan gibi duran hayatların kimselerin görmediğini ayrıntılarını keşfedip onları tüm gerçekçiliğiyle önümüze koyan Özbudak’ın maharetlerinden biri de her mekânı tiyatro sahnesine çevirebiliyor olması.”Monologlar Müzesi” projesi bunun en güzel örneklerinden biri. “Tebdil” konusuyla seyirciyi ters köşe yapan gerilimi ve entrikası yüksek bir oyun olmakla birlikte en öne çıkan tarafı sahnelendiği mekân. Oyun, Balat’ta Perispri Art Gallery’de seyirciyle buluşuyor. Eskiden sanat atölyesi olan mekâna girer girmez duvarlara sinen anıların yarattığı büyüye kapılıyorsunuz. Oyunu izlerken kocaman cam vitrinin ardından sokağı görüyorsunuz. Aslında oyunu izlemiyor, oyuna ortak hatta onun bir parçası oluyorsunuz. Oyuncular sahneye girmek ve çıkmak için sokağa açılan kapıyı kullanıyor. Bir nevi dış kulis vazifesi görüyor sokak. Ama bu kadarla kalmıyor “Tebdil”. Balat’ın bu renkli sokağına yolu düşenler istemsizce oyuna konuk oluyor. Trafiğin sesi, gelip geçenlerin içeride ne olduğunu anlamak için attığı meraklı bakışlar, turistlerin hemen fotoğraf makinelerine sarılması tiyatro deneyimine yepyeni, dahası çok ‘gerçekçi’ bir boyut katıyor. Ve oyun içinde oyun kurularak dinamik, mekânın da önemli rol üstlendiği bir sahneleme ortaya çıkıyor. Özbudak’ın seçtiği yöntem günümüzün teknolojik gelişimiyle ve hızıyla rekabet hâlinde olan tiyatronun geleceği için hatırı sayılır bir formül sunuyor. Yazının başında da söylediğim gibi Özbudak, sıradan olarak görünenin ilgi çekici bir izlenebilir hâline getirmekte çok başarılı.
Tek zaafı aşk
“Tebdil”in konusuna gelirsek…Aslında gerçek bir hikâyeden yola çıkıyor oyun. Özbudak oyuncu bir arkadaşının Mardin’de hapishanede ikiz kardeşlerin yer değiştirmesini anlattığı hikâyeden ilham almış. “Tebdil”de ikiz kardeşlerin adları Süleyman ve Talat. Süleyman, Balat’ın arka sokaklarında artık ‘kardeş’ olduğu gençlerle yasa dışı işler peşinde bir hayat sürüyor. Hep öfkeli hep kızgın, hep kavgacı.. Talat ise akademiysen. Fikirlerinden dolayı cezaevinde. Süleyman’ın hayatı, Talat’ın eşi Zeynep’in getirdiği sürpriz bir teklifle değişiyor. Sadece onun hayatı değil. Yol birliği ettiği Maviş ve Hakkı’nın hayatı da. Maviş ve Hakkı karakterleri günümüzde çok tartışılan suça süreklenen çocukların hikâyesine bir açılım sanki. Onları izlerken umudun bazen ne kadar uzakta olduğuna şahitlik ediyorsunuz. Oyunun önemli karakterlerinden biri de Nilay ki onu Özge Borak canlandırıyor. Süleyman’a karşı takıntılı bir aşkı var. Tek zaafı da bu aşk. Yoksa cabbar, güçlü, bıçkın, höt dedi mi herkesi kaçıran bir karakter Nilay. Ama iş Süleyman’a gelince mum gibi eriyor. Borak bu tezatlığı seyirciyi hiç yormadan geçiriyor. Hem komedide hem de dramda üstelik aynı anda var olduğunu gösteriyor.
Gri alanlar
Birbirine iki zıt karakteri canlandıran Fehmi Karaarslan ise kazandığı ödüllerin ne haklı olduğunu her sahnede ispat ediyor. Yine Özbudak’la ikisinin iş birliğinden oluşan “Gomidas”taki oyunculuğuna aldığı övgü Türkiye sınırlarını aşmıştı. Karaarslan’ın ölçülü, sade ama görkemli oyunculuğu “Tebdil”in taşıyıcı kolonlarından birini oluşturuyor. Çünkü oyunda iki zıt karakterin çatışması var. Bu çatışmada seyirciye sonsöz söylenmiyor. Yani kim haklı kim haksız yargısı yok. Herkesin hikâyesi anlatılıyor. Araya gri alanlar serpiştiriliyor. Ve kimsenin adalet terazisini elinde tutmasına izin verilmiyor. Hatta seyircinin bile. Oyunun adı “değiştirme, başka bir duruma getirme veya dönüştürme” anlamına geliyor. Oyun başladığı ve bittiği yerle, karakterler ilk hâlleriyle ve varış noktalarıyla bu adın hakkını veriyor. Balat’ta değişen, dönüşen karakterlere tanıklık olan seyirci oyunun bitiminde kendi dönüşümünü de fark ediyor.
Kaynak: Milliyet

