Örümcek-Adam unutulmaz
“Spider-Man: Brand New Day/Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün” sevilen süper kahramanın olgunlaşma yolculuğunu şaşaalı aksiyon sahneleriyle anlatıyor
MÜJDE IŞIL – Örümcek-Adam’ı perdede en son izlediğimizde pandemi dönemiydi. Sinema için umutsuz ve öngörülemez bir süreçti. Kapalı alanlardan uzak duruluyor ve sinema salonlarının bir daha eskisi gibi seyirciyle dolup taşmayacağı ihtimali düşünülüyordu. Zira yine pandemide, 2020’de vizyona giren Christopher Nolan’ın “Tenet” filmi beklentileri karşılayamamış, pandemi kurbanı olmuştu. “Spider-Man: No Way Home/Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok”, 2021 sonunda vizyona girerken herkesin kafasında soru işaretleri vardı bu yüzden. Üç kuşağın Örümcek-Adam’ını yani Tobey Maguire, Andrew Garfield ve Tom Holland’ı bir araya getiren film, yarattığı nostalji dalgasının da etkisiyle seyirciyi salonlara geri getiren yapım olmayı başardı (altı ay sonra “Top Gun: Maverick” de onun başarısını tamamladı). Dünya çapında hasılatı 1 milyar 900 milyonu geçti. Türkiye’de ise 2 milyon 886 bin üzerinde seyirciye ulaştı. İşte “Spider-Man: Brand New Day/Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün”, hasılat rekoru kırmış bu filmin yaklaşık dört yıl sonrasında, bu sefer seyircinin Nolan’ın “Odyssey”ini izlemek için salonları doldurduğu bir dönemde perdeye geldi.

Bu kez daha duygusal
Dört sene önce Peter Parker’ı zor durumdayken bırakmıştık. Parker, dünyayı ve tabii ki MJ ve Ned’i kurtarmak için Doctor Strange’den dünyadaki herkesin kendisini unutmasını sağlayan bir büyü yapmasını istemişti. Bu büyü sayesinde çoklu evren çatlağı kapanmış, dünya kurtulmuş ama Parker, MJ ve Ned başta olmak üzere sevdiği herkes tarafından unutulmuştu. Unutulan ama sevdiklerini unutmayan Peter Parker, yalnızlığını Örümcek-Adam gücüyle hayat kurtararak, suçlularla mücadele ederek kapatmaya çalışır. Ama kendini büyük bir tehdidin içinde bulmakta gecikmez.
Destin Daniel Cretton’ın yönettiği, senaryosunu Chris McKenna ve Erik Sommers’ın yazdığı “Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün” tek başına bir Peter Parker çıkarıyor karşımıza. May Halasız, MJ’siz, Ned’siz sadece polisle iletişim kurabilen, yapayalnız bir süper kahraman… Bu seferki düşmanı ise görünmeyen daha doğrusu beden değiştiren bir güç. Yalnızlık ve bu büyük düşmanın yanı sıra bir sorunu daha var: Örümcek genlerinin mutasyonu. Örümcek genleri baskınlaştıkça hem daha güçleniyor hem de duyarlılığı artarak daha rahatsız edici oluyor. Dolayısıyla filmde ikilemler arasında kalan bir süper kahraman izliyoruz. Sevdikleri zarar görmesin diye yalnız, kendini kapattığı için zihnine erişilemez, insan-örümcek genleri arasında dengesiz… Önceki filmlerin aksine daha olgun bir Peter Parker görüyoruz bu yüzden. Gücüyle baş etmekte zorlanan bir ergen yerine ikilemler arasında kendine yol bulmaya çalışan bir genç adam var karşımızda. Zaten mizah daha geri planda, kahramanın duygusallığı öne çıkarılıyor.

Kaotik ve bol ağlı sahneler
Peter Parker’ın mental ve fiziksel zorlanmaları filmin senaryosunda farklı, aksiyon tarafında farklı etkiye sahip. Senaryo kısmına baktığımızda Parker’ın duygusal yolculuğuna odaklanılsa da bunun derinlemesine yansıtılamadığı göze çarpıyor. Zaten bir noktada ağırlık Örümcek-Adam’dan X-Men’e, Peter Parker’den Jean Grey’e geçiyor. Ve bir “Örümcek-Adam” filmi değil de “X-Men” filmi izlediğimizi düşündürtüyor. Aksiyon tarafından ve teknik açıdan baktığımızda ise çok etkileyici bir film “Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün”. New York sokaklarındaki koşturmacası Sam Raimi’nin tarzını anımsatıyor hatta. Örümcek güçlerinin ağır basmasıyla ortaya çıkan kaotik ve bol ağlı sahneler de görsel açıdan çok başarılı. Keza finale doğru saldırı bölümünde de heyecan tavan yapıyor. Süresini hissettirmemesinde, kurduğu bu görsel evrenin başarısının payı çok büyük.
Eskiler ve yeniler
Tom Holland, karakterinin gelgitlerini ve olgunlaşmasını yansıtmakta başarılı. Zendaya, Jacob Batalon ve Marisa Tomei’nin rollerine geri dönüşleri kadar hikâyeye dahil olan Hulk yani Mark Ruffalo, Black Widow yani Florence Pugh ve Frank yani Jon Bernthal da dikkat çekiyor. Naomi Watts ise Peter Parker’ın bilgisayar programının sesi olarak dahil olmuş kadroya. “Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün”de toplam 10 dakika bile görünmeyen Sadie Sink ise Tom Holland’dan resmen rol çalıyor. “Stranger Things” dizisiyle tanınan, “The Whale/Balina”da obez Charlie’nin kızını canlandıran Sink, Jean Grey rolüyle hafızalarda derin bir iz bırakıyor.
Kaynak: Milliyet