Hurdalardan yaptığı evi milyonlar izliyor! Herkes ‘çöp’ dedi, hazineye çevirdi
Çocukluk hayalini yıllar sonra gerçeğe dönüştüren makine mühendisi Metin Demir, asırlık zeytin ağaçlarının arasına inşa ettiği ağaç evi ve hurdaları sanat eserine dönüştüren projeleriyle binlerce kişiye ilham oluyor. Onun için hiçbir malzeme sadece çöp değil; doğru ellerde yeniden hayat bulan bir hazine.
Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – Bazı insanlar ömür boyu hayal kurar, bazıları ise hayallerini kendi elleriyle inşa eder. Çocukluk yıllarında kurduğu ağaç ev hayalini, yıllar sonra Manisa’da satın aldığı zeytinlikte gerçeğe dönüştüren Metin Demir, bugün hem doğayla iç içe yaşadığı evi hem de hurda malzemelerden yaptığı özgün tasarımlarla sosyal medyada milyonlarca kişiye ulaşıyor. Bilecik’te dünyaya gelen Metin Demir, henüz 1 yaşındayken memur olan babasının görevi nedeniyle ailesiyle birlikte İzmir’e taşındı. Çocukluğu müstakil bir evde geçti. Evin deposu ise onun ilk atölyesiydi. Gürültü yapmaktan çekinmediği, hayal kurup üretmeye başladığı o küçük depo, bugün yaptığı büyük projelerin temelini oluşturdu.
Babasının yaz tatillerinde kendisini ve ağabeyini sanayide çalışmaya göndermesinin nedenini ise yıllar sonra öğrendi. Meğer amaç para kazanmak değil, meslek öğrenmelerini sağlamaktı. Hatta marangoz ustasının çırağa ihtiyacı olmadığı halde babası ricada bulunmuş, haftalık ücretini de gizlice kendisi ödemişti. O günlerde aldığı eğitim, bugün ortaya koyduğu üretim kültürünün en önemli yapı taşlarından biri oldu. Bilgisayar eğitimi aldı, kendi iş yerini açtı ancak ticaretin kendisine göre olmadığını anlayınca rotasını değiştirdi ve makine mühendisliği okumaya karar verdi. Bugün bir kamu kurumunda mühendis olarak görev yapan Demir, son dört yıldır ise büyük bir tutkuyla emek verdiği arazisinde yaşıyor.

‘İNSANLARIN HURDASI BENİM İÇİN İKİNCİ ŞANSI HAK EDİYOR’
Metin Demir’in çocukluğundan beri en büyük hayali bir ağaç eve sahip olmaktı. Ancak İzmir’deki evlerinin bahçesinde böyle bir yapı kurabileceği büyük bir ağaç yoktu. Yıllar geçti, hayat değişti. Boşandıktan sonra ise yıllarca içinde taşıdığı hayalini gerçekleştirmek için doğru zamanın geldiğine karar verdi. “4 yıl önce boşandım. 13 yaşında gurur duyduğum soyumu devam ettirecek bir oğlum var” diyen Demir, “Bu arazi belediye ihalesinde satışa çıkmıştı. Gelip görüp teklif verecektim. Oğlumla geldim araziye bakmaya. Yıllardır ekilmemiş otlar dikenler basmış bir araziydi ama tam ortasında bu iki zeytin ağacı bize göz kırpıyordu. Düşünsenize 5 bin metrekare arazinin ortasında iki devasa ağaç. O kadar güzellerdi ki. Oğlumla o zaman karar verdik bu ihaleyi kazanacağız ve buraya hayalimizdeki ağaç evi yapacağız. Ama zaman zaman duyarlı bazı insanların yorumları beni üzmüyor değil. Şöyle ki ağaçların özgürlüğünü kısıtladığıma, onlara zarar verdiğime inanan insanlar. İnanın ki onlar benim yuvam. Yazın gölgesinde oturuyorum, meyvesini yiyorum, yuvamın temeli bunlar onlara nasıl zarar verebilirim ki” şeklinde konuştu.
“İnsanların hurda olarak gördüklerinde ben ikinci bir şansı hak eden malzemeler olarak görüyorum” diyen Metin, “Tabii ki bu bütün hurda malzemeler için geçerli değil. Ama böyle büyük bir arazide birçok şeye ihtiyaç duyuyor insan. Mesela testere bıçağından balta fikri. Arkadaşımın eski testere bıçağı artık bilenemeyecek kadar kötü durumdaydı. Hurdalığına atıyordu, ben de istedim. Kafamda proje o an oluşmuştu. O hafta sonu oğlum ziyaretime gelmişti ve birlikte bir şeyler üretmeyi seviyoruz. Sobada yakmak için ince dallar hazırlamasını istemiştim. Ama baltamız yoktu. Hadi dedim seninle balta yapalım ve yaptık. İhtiyacım olan şeyleri yapıyorum. Keyif alıyorum. Tasarlamak ve tasarladığın şeyi kendi ellerinle üretmenin verdiği keyfi yaşıyorum. Düşünsenize bunu ben yaptım diyebiliyorsunuz. Hal böyle olunca da başkalarının hurdası benim hazinem oluyor” bilgisini paylaştı ve ekledi:
“Bugüne kadar yaptığım en ilginç çalışma büyük ev tüplerinden yapmış olduğum şömine tarzında sobaydı. Gerçekten çok farklı tasarıma sahip. Görsel bir şölen sunduğu kadar teknik olarak da olması gerektiği kadar iyi yaptım. Farklı platformlarda toplamda 13 milyon görüntülenmeye ulaşmış ve çok güzel yorumlar almıştım. Gerçi hâlâ izleniyor ve sık sık yorumlar gelmeye devam ediyor. Ailem de ‘Sen yaparsın zaten’ diyorlar. Yani şu ana kadar yaptığım hiçbir şeye şaşırmadılar. Anne ve babamın gözlerinde görebiliyorum, benimle ne kadar gurur duyduklarını. Bu oğlum için de geçerli. Ona şimdiden güzel bir miras bıraktığımı düşünüyorum. Ancak arkadaşlarım için şunu söyleyebilirim, yaptıklarımdan genelde onlar daha karlı çıkıyor. Ağaç ev mangal ve toplanma alanı mesela. Şehir hayatından uzaklaşıp arkadaşlarımın yanıma geldikleri yer.”

‘BİR MALZEMENİN ÇÖPTEN SANAT ESERİNE DÖNÜŞMESİ BÜYÜK MUTLULUK’
Makine mühendisliği eğitiminin bu projelerde tasarım ve üretim süreçleri boyunca daha analitik düşünmesini, malzeme değerlendirme kısmında teknik özelliklerine hakim olmasını ve malzemeyi işleme konusunda da doğru alet ve takımları seçmesine yardımcı olduğunu söyleyen Metin, “Bizler makine mühendisleri olarak aslında birçok dalın ve branşın derslerini temel olarak olsa da gördük. Aslında benim bunları yapıyor ya da yapabiliyor olmam çok normal. Çünkü mühendisim ve bu benim işim. Bir de işin yetenek tarafı var elbette” ifadelerine yer verdi.
Bir malzemenin çöpten sanat eserine dönüşmesinin mutluluk ve gurur olduğuna değinen Metin, “Aslında şöyle, ben hurda malzemeyi gördüğümde o an zaten neyi nasıl yapacağımı, hangi malzemeyi ya da renkleri kullanacağımı çoktan kafamda tasarlamış ve bitmiş halini zihnimde canlandırmış oluyorum. Sonrasında tek yapmam gereken buna vakit ayırmak. Bazen istediğim bir dekor için topladığım hurda malzemeler aylarca depomda vakit ayırıp bitirmemi bekliyor. Örneğin eski bir bazadan modern bir kitaplık yapma projem var. Mart ayında soğuk bir günde çöp kenarında buldum bazayı. Arabaya yükledim ve atölyeme götürdüm. Bunların hepsini videoya aldım. Üstümde kışlık mont, kazak vardı. Gökyüzü kasvetli ve bulutluydu. Sonra Haziran ayında fırsat bulabildim bu projeye. Tekrar kamera kaydı başladı ama bu sefer gökyüzü masmavi ve güneşli bende ise kısa kollu tshirt vardı. Video kışın başlıyor yazın bitiyor resmen” şeklinde konuştu.

‘TÜRKİYE’DEKİ EN İDDİALI EVLERDEN BİRİ’
“Ağaç evi ziyaret eden herkes hayran oluyor” diyen Metin, “Evin kendisi, içi, içindekileri, dışı ve çevresindeki yaptığım her bir şeyi gördüklerinde ‘Hadi canım bunu da mı sen yaptın. Çok güzel olmuş buna bayıldım, ben de istiyorum’ diyorlar. Fotoğraf çektirmek isteyen, ‘Kışın soğuk olmuyor mu, üşümüyor musun’ diyen de çok oluyor. Gelen misafirlerimin bu tepkileri, bakışları buradan mutlu ayrıldıklarını gösteriyor. Öyle olmalılar da çünkü bu ev Türkiye’de bir kişinin tek başına yapmış olduğu en iddialı evlerden biri bence” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Eğer elime bir şey geçtiyse, ‘ona bir projede ihtiyacım var’ demektir. Yoksa ben bir istifçi değilim. İhtiyacım olan şeyleri yapıyorum ve ihtiyacım olan malzemeleri kullanıyorum. Ama bazen ihtiycım olmasa da çöpe gitmesine razı olamayacağım malzemeleri çevremdekileri mutlu etmek için hediyeye dönüştürüyorum ve bunun yapım videosunu sosyal medyada da paylaşıyorum ki yapmak isteyen ve elinden gelen başkalarına da ilham olabileyim.”
Kaynak: Milliyet