İlmeklere işlenen mutluluk
Kosovalı sanatçı Jakup Ferri’nin İstanbul’daki sergisi “Dear Youth” açıldı. Sergideki eserler hayatın içindeki saklı anları geleneksel tekniklerle işliyor

Seray Şahinler – Hayatın karmaşasında çoğu zaman gözden kaçırdığımız küçük anlar, belki de hayata tutunmamızı sağlayan en önemli imgeler. Bir parkta müzik yapan insanlar, bisikletle şehri dolaşan bir çift, oyun oynayan çocuklar ya da bir bankta oturup çevresini izleyen biri… Günlük hayatın akışı içinde dikkatimizi dahi çekmeyen bu sahneler, büyük meselelerin gölgesindeki küçük karşılaşmalar, hayatın hatırlanmayı hak eden parçaları.

Kosovalı sanatçı Jakup Ferri de eserlerinde bu anlara odaklanıyor. Sanatçının “Dear Youth” başlıklı solo sergisi Ferda Art Platform’da izleyiciyle buluştu. Ferri daha önce, 2005 yılında düzenlenen 9. Uluslararası İstanbul Bienali’nde video çalışmasıyla İstanbullu sanatseverlerle bir araya gelmişti. “Dear Youth” ise sanatçının tekstil pratiğinden anlatıları sunuyor. Ferri, 2022’de Venedik Bienali’nin Kosova Pavyonu’nu temsil etmişti.

Hayatta kalma stratejisi
Ferri’nin eserlerinde bir parkta çalan müzisyenler, bisikletle şehri dolaşan çiftler, sporla uğraşan çocuklar ve bir bankta vakit geçiren insanlar karşımıza çıkıyor. Sanatçının dünyasında hayat, krizlerin ve yıkımın ortasında bile bu küçük ve çoğu zaman fark edilmeyen anlarda kendini gösteriyor. Gündelik deneyimi bir tür hayatta kalma stratejisi olarak ele alan Ferri, sıradan olanı büyülü bir dünyaya dönüştürüyor. Bu dünyada insanlar kuşlara ya da başka hayvanlara evrilirken hayvanlar da insanlarla aynı bankı, aynı bisikleti paylaşıyor. Böylece gerçeklikle hayalin iç içe geçtiği, alışıldık sınırların ortadan kalktığı bir evren ortaya çıkıyor.
Sanatçının kurguladığı dünyada farklı canlılar bir arada yaşıyor, ortak alanları paylaşıyor ve gündelik hayatın parçası hâline geliyor. Bu yönüyle oldukça masalsı. Belki de tam bu nedenle eserleri, bugünün karmaşası içinde unuttuğumuz basit ama önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Hayat çoğu zaman fark etmeden yanından geçtiğimiz küçük mutluluklarda da saklı.

Balkan geleneklerinden izler
Ferri, bu renkli ve hayal gücü yüksek dünyayı nakış, goblen ve halı gibi geleneksel tekstil teknikleriyle kuruyor. Çalışmalarını yalnızca kendi atölyesinde üretmek yerine farklı coğrafyalardan zanaatkârlarla birlikte gerçekleştiren sanatçı, Priştine’nin yanı sıra Arnavutluk, Surinam ve Burkina Faso’daki köylerden ustalarla iş birliği yapıyor. Bu ortak üretim süreci, tekstili sanatçının gözünde yalnızca bir malzeme ya da teknik olmaktan çıkarıyor. Ferri için tekstil, farklı insanları bir araya getiren, bilgi ve deneyim aktarımına imkân tanıyan bir topluluk kurma biçimi.
Kaynak: Milliyet

