30 Ağustos 2026, 12:10:09
Dolar 48,2370
Euro 55,9200
Altın 6.908,74
BİST 14.641,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 33°C
Parçalı Bulutlu
Denizli
33°C
Parçalı Bulutlu
Pts 33°C
Sal 36°C
Çar 36°C
Per 36°C

ODTÜ’den mezun olup hayvancılığa başladı! ‘Köy hayatı 10 tavuk 5 koyun alırız gibi bir şey değil’

ODTÜ İngilizce Öğretmenliği mezunu, TSK’da subaylık yapmış ve akademik kariyerinde doktora yeterliklerini geçmiş olan Mehmet Fatih Ürün, bugün Fethiye’de 50 baş Anadolu Merinosu ile küçükbaş hayvancılık yapıyor. Şehir hayatını terk edip köye yerleşme hikâyesinin klasik bir ‘köy göçü’ olmadığını söyleyen Ürün, “Bir köyde ev kiralayalım, orada 10 tavuk alır, 5 koyun bakarız, kendi salatalığımızı yetiştirip mis gibi yaşarız şeklinde yürüyebilecek bir sistem değildir” diyen Mehmet Fatih Ürün ile yaşadıklarını konuştuk.

ODTÜ’den mezun olup hayvancılığa başladı! ‘Köy hayatı 10 tavuk 5 koyun alırız gibi bir şey değil’
27.08.2026 07:42

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – ODTÜ İngilizce Öğretmenliği bölümünü Türkiye 98.’si olarak kazanan, üniversite yıllarında siyaset bilimi ve kamu yönetimi alanında yandal yapan, iktisat eğitimi alan ve eğitim bilimleri ile yabancı dil öğretimi alanlarında akademik çalışmalar gerçekleştiren Mehmet Fatih Ürün, bir dönem Türk Silahlı Kuvvetleri’nde İngilizce öğretmeni ve sözleşmeli subay olarak görev yaptı.

1987 yılında Burdur’da doğan Mehmet Fatih Ürün, çocukluğunda köyde geçirdiği zamanlarda akrabalarının yaptığı büyükbaş hayvancılığın içinde büyüdü. Hayvan bakımı, sağım, yemleme ve hasat gibi işlerin çocukluk hayatının bir parçası olduğunu anlatan Ürün, yıllar sonra küçükbaş hayvancılığa yönelmesinde bu günlerin önemli bir etkisi olduğunu söylüyor. 2003 yılında eşi Ayşegül ile tanışan Mehmet, eğitim hayatlarını da birlikte sürdürdüler. Her ikisi de üniversite sınavında yüksek dereceler elde ederek ODTÜ İngilizce Öğretmenliği bölümüne yerleşti. Eşi Türkiye 69.’su, kendisi ise Türkiye 98.’si olarak ODTÜ’ye girdi.

‘HAYVANCILIĞI KÜÇÜMSEYENLER DE OLDU’

‘Oğlumun ilkokula başlaması gerektiği bir zamanda, ailem ve çocuklarımla daha fazla vakit geçirmek amacıyla, yoğun çalışma tempoma bir ara vermek istedim ve sözleşmeli subay olarak yaptığım İngilizce Öğretmenliği görevimden ayrıldım’ diyen Mehmet, “Eşimin memleketi olduğu için yeni hayatımızı Fethiye’de kurmaya karar verdik. Sonrasında özel sektörde İngilizce Öğretmenliği yaptım. Yabancı Dil Danışmanlık şirketi kurdum ve bazı kurumların personeline yabancı dil kursları verdim. Pandemi döneminden ekonomik olarak zarar görmemek için şirketi kapattım ve emlak sektörü ile ilgili çalışmalarıma başladım. Yaklaşık 5 yıldır, Fethiye’de, aktif olarak Emlak Danışmanlığı yapıyorum. Bunun yanında özel derslerime de devam ediyorum. Eşim MEB’e bağlı bir lisede İngilizce Öğretmeni olarak çalışıyor. 12 yaşındaki oğlum 7. sınıfa, 8 yaşındaki kızım ise 3. sınıfa gidiyor” şeklinde konuştu.

‘Öncesinde büyükbaş hayvancılık ile ilgili araştırmalarda bulundum çünkü çocukluğumda köyde geçirdiğim zamanlarda akrabalarım büyükbaş hayvancılık yapıyordu ve ben hayvan bakımı, sağım, yemleme, hasat gibi her türlü süreçte bulundum ve farkına varmadan o zamanlarda hayvancılık sevgisini edinmiştim’ diyen Mehmet, “Sonrasında memur emeklisi olan babamın liseye başlamadan önce koyun çobanlığı yaptığını bildiğim için, bu konularda istişarelerde bulundum ve araştırmalarımı koyun üzerine yoğunlaştırdım. Diğer taraftan sektörel anlamda bakıldığı zaman, devlet destekli hayvancılık projelerinin çok olması ve yeme-içme sektörüne yönelik girişimlerin krizlerden çok etkilenmemesi de yıllardır dikkatimi çekiyordu. Araştırmalarım sonucunda Ziraat Bankası’nın 2 yıl ödemesiz, düşük faizli Genç Çiftçi projesinde yararlanabileceğimi öğrendim ve bu avantajı kullanarak düşük riskli bir ortamda küçükbaş hayvancılığa başlamaya karar verdim” dedi ve ekledi:

“Öncelikle eşime sordum. Bundan önceki ticari hamlelerime güvendiğini ve eğer karar verirsem arkamda olduğunu söyledi. Bazı akrabalarımız kendi alanımda çalışmam gerektiğini ima ettiler ve hayvancılığı bir nebze de olsa küçümsediler, ancak eşimle verdiğimiz kararı uygulamaya koyduk. Biz kendimizi köy ortamının içinde bulduk diyebiliriz. Fethiye, her ne kadar turizm kasabası olarak bilinse bile, Fethiye’nin yerlisi büyük oranda çiftçilik ve hayvancılıktan geçimini sağlamakta. Eşimin ailesinin de atadan kalan toprakları değerlendirerek oluşturduğu kayısı ve zeytin bahçeleri vardı. Benim de aileme ait bağ bahçeler halihazırda vardı. Ben de işten güçten arta kalan zamanlarda yardım ederek süreçleri kolaylaştırıyordum. Ancak hayvancılık konusunda herhangi bir deneyimim olduğu söylenemez. Sadece çocukluktan kalan sevgi ve isteğim ile bu sürece başladım.”

‘50 BAŞ KOYUN İÇİN YEM VE VETERİNERLİK GİDERLERİ AYLIK 80 BİN TL’

50 baş koyun ile geçiminizi sağlayacak bir sitem kurmanın çok mümkün olmadığını dile getiren Mehmet, “200 ve üstü rakamlara ulaştığınız takdirde karlı bir iş yaptığınızı hissedebilirsiniz. Benim 50 baş hayvandan daha fazla bir sayıyla başlamam mümkündü ama ben tercih etmedim. Öncelikle işin inceliklerini öğrenip sürdürülebilirliğini test etmem gerektiğini düşünüyorum. Bu sebeple, artık benim hayatım bu çiftlik demek için kendime en az 2 yıl veriyorum. Bu sürecin sonunda hedeflerime ulaşıp asıl geçim kaynağımın hayvancılık olduğunu görmeyi hedefliyorum. Kuzunun büyüyüp koyun olduktan sonra kuzu verip, o kuzunun da 4-5 ay içinde kesime hazır olması için geçecek süre 2 yıl olduğu için, bu 2 yılda gelir elde edemezsin. Bu yüzden ilk 2 yıl hiç gelirin olmayacak şekilde maddi olarak hazır bir şekilde karşılaman gereklidir” ifadelerine yer verdi.

‘Maliyet ve karlarına gelirsek, kişi, sürü oluşturup kuzular alıp o kuzuları satılabilir hale getirene kadar yaklaşık 1.5-2 yıl geçecektir’ diyen Mehmet, “Yani ticari olarak işletmenin kazanç sağlaması hemen olmamaktadır ve bu süreçte 50 baş koyun için hesaplarsak yem ve veterinerlik giderleri aylık 80.000 TL olarak hesaplanabilir (bu senaryo tamamen kapalı sistem şartlarında ve yemi tamamen dışarıdan hazır alma durumunda oluşur). Ancak bizim yaptığımız gibi, 7 ay meradan yararlanırsanız 210 gün hiç yem kullanmazsınız ve sadece sağlık ve bakım giderleriniz olur. Yılın kalan 150 gününü tamamen kapalı sistemde geçirip, yaz aylarında uygun fiyata stokladığınız yemleri kullanırsanız ve hatta kendi yonca ve samanınızı üretirseniz, çobanlığını da kendiniz yaparsanız kâr elde etmemeniz için herhangi bir neden bulunmamaktadır” bilgisini paylaştı.

‘TAMAMEN KAPALI SİSTEMDE KAR ELDE EDEMEZSİNİZ’

‘Pazar araştırmalarım sonunda Fethiye ve Burdur bölgesinde etçi ırk olarak en çok tercih edilen, kasapların, restoranların ve damızlık yetiştiricilerin en çok tercih ettiği ırkın merinos olduğunu öğrendim’ diyen Mehmet, “Uzmanlardan görüş aldım ve bu alanda en az 10 yıl tecrübesi olan büyük çiftlik sahipleri ile görüştüm. Bu ırkın bölgenin iklim koşullarına ve coğrafi yapısına uygun olmasına da dikkat ettim. 50 baş hayvan başlangıç için ideal bir rakam. 15-20 hayvana göre büyük olduğunu ağıl giriş çıkışlarında birbirlerine zarar vermeye başladıklarında anladım. 1. Gün 15 adet, 2. Gün 15 adet ve 3. Gün 20 adet olmak üzere 3 seferde geldiler. İlk gün yaşamadığım giriş-çıkış problemini 3. Gün yaşadığım zaman aradaki farkı anladım ve kapıları genişletip hızlı açılıp-kapanabilir uçan kapı sistemine geçtim. Onun dışında, ilk aylarda bazı koyunlarımız doğum yaptı ve kuzusunu emziremedi. Böyle durumlar ile ilk defa karşılaştığımız için kuzu ölümleri yaşadık ama aynı zamanda büyük tecrübeler kazandık” dedi ve ekledi:

“Ağıl maliyeti için de kullanılan malzemeye göre değişiklik gösterir ama çok büyük rakamlar gerekli değildir. Önemli olan kullanabileceğiniz bir arazinin olmasıdır. Ben kalın profil demir kullanmama rağmen 300.000 TL civarında bir rakama mal ettim. Fethiye merkezde olduğumuz için de aslında mera avantajımız yok. Fethiye’deki tüm yetiştiriciler yaz gelmeden Mayıs ayında hayvanları geniş merası olan yüksek kesimlere, yani yaylalara taşımakta. Bu durumda maliyetler yüzde 60-70 oranında azalmakta. Yılın 210 günü meradan faydalanabilirseniz, hem hayvanın doğal ortamında ne kadar sağlıklı ve stressiz olduğunu göreceksiniz, hem doğumlar daha kolay olacak hem de maliyetiniz önemli oranda azalacak. Tamamen kapalı sistemde kâr elde edemezsiniz. 300-400 hayvanın altındaki sürülerde çoban tutarsanız kâr elde edemezsiniz. Aşılama ve temel veterinerlik faaliyetleri için her seferinde veteriner çağırırsanız ve kendinizi geliştirmezseniz kâr elde edemezsiniz.”

 KÖYDE EV KİRALAYIP, 10 TAVUK 5 KOYUN BAKARIZ ŞEKLİNDE BİR SİSTEM DEĞİL BU’

‘Bu aralar, sosyal medyanın da etkisiyle, kedini büyükşehirlerden küçük yerlere göç gibi düşünceler içinde bulan insan sayısı çok fazla’ diyen Mehmet, “Bence bunların birçoğu yanılgı çünkü birileri kendi özel örneğini pazarlamak için uzun bir süre güzelleme yapıp, kendini topluluğuna kabul ettirdikten sonra ‘Bakın köy hayatının böyle zorlukları da var’ diyerek zıtlık oluşturma yoluna gidiyor. Güzel ve samimi örnekler yok mu? Var ancak köy romantizmi oluşturanlar da köy hayatı vs. şehir hayatı yapanlar da bir strateji geliştirmiş gidiyor. Bunun farkında olarak hareket etmek ve başkalarının örneklerinin kendi süreçlerinin bir göstergesi olmayacağını bilmek gerekli” şeklinde konuştu.

‘Benim tavsiyem, insanların en temel seviyede kendi hazır bulunuşluğunu kontrol ettikten sonra belli kararları almasıdır’ bilgisini paylaşan Mehmet, “Herkes her şeyi yapabilir, meslekler ve yaptığımız işler bize sonradan verilmiş, değiştirilebilir sosyal görevler. Bunun bilincinde olarak, orta ve uzun vadede yönetilebilir planlar yapabilirler. Bunun için de maddi olarak hazır olmak ve sürdürülebilir bir gelir sistemi oluşturacak bir planlama yapmak gereklidir. Haydi gidelim, bir köyde ev kiralayalım, orada 10 tavuk alır, 5 koyun bakarız, kendi salatalığımızı yetiştirip mis gibi yaşarız şeklinde yürüyebilecek bir sistem değildir bu. Hele bir de aile olarak hareket ederseniz ve okul çağında çocuklar varsa ona göre daha kapsamlı bir planlama yapmak gereklidir” ifadelerine yer verdi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Şehir hayatını bırakırken benim motivasyonum şu şekildeydi; kalabalıklardan ve trafikten uzakta bisikletle okula veya işe gidebilmek, çocuklarımın nezih ve kalabalık olmayan devlet okullarında öğrenim görebilmesi ve eşimin memleketi olduğu için aileye yakın olmaktı. İnsanlara tavsiyem, şehir hayatını terk ederken gittikleri yeri seçerken kendi motivasyonuna göre hareket etmeleri. Çünkü herkesin hayatı, beklentileri, motivasyonu, içinde bulunduğu şartlar, yeterlikleri ve birçok farklı özelliği tek ve biricik; bire bir kopyalanamaz. Bu yüzden, kendi tek ve biricik yolculuğunu kendisi yönetecek. Örneklere göz gezdirmek illaki faydalı olabilir ama her şey yolda belli olur. Yola çıkmak lazım, yürümeye niyet etmek lazım, esnek olmak lazım, aceleye gerek yok, hareket iyidir ama bazen yavaşlamak da gerekir.”

Kaynak: Milliyet

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.