31 Ağustos 2026, 19:55:03
Dolar 48,2619
Euro 56,0145
Altın 6.918,16
BİST 14.419,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 34°C
Açık
Denizli
34°C
Açık
Sal 36°C
Çar 37°C
Per 36°C
Cum 33°C

Henüz 3 yaşında dağ, tepe demeden tırmanıyor! ‘Göbek bağını bir ağacın altına gömmüştük’

Doğayla iç içe büyüyen 3 yaşındaki Asya, küçük yaşına rağmen tırmanış tutkusuyla dikkat çekiyor. Ailesi için Asya’nın hikâyesi aslında doğduğu günlerden başladı. Kızlarının göbek bağını bir dağda ağacın altına gömen aile, o sırada bunun ileride böyle anlamlı bir hikâyeye dönüşeceğini düşünmedi. O gün anne ve babasının aklında ne zirveler vardı ne de tırmanışlar. Sadece kızlarının doğayla bir bağı olsun istemişlerdi. Asya, henüz 3 yaşındayken kayalara tutunup tırmanmaya başladı. ‘Bazen biz oraya çıkamaz diye düşünürken o birkaç dakika içinde kendince bir yöntem buluyor’ diyen aile ile Asya’nın tırmanış tutkusunu konuştuk.

Henüz 3 yaşında dağ, tepe demeden tırmanıyor! ‘Göbek bağını bir ağacın altına gömmüştük’
24.08.2026 07:36

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – Doğayı yalnızca hafta sonlarında gidilen bir kaçış noktası olarak görmeyen Büşra Yavuzaslan, 3 yaşındaki kızları Asya’yı da hayatlarının merkezindeki bu dünyayla henüz çok küçükken tanıştırdı. Kamp, keşif, yürüyüş ve doğayla iç içe geçirilen zamanlar Asya’nın çocukluğunun doğal bir parçasına dönüşürken, küçük kızın tırmanışa olan ilgisi ailesinin de dikkatini çekti.

Asya’nın doğal alanlarda karşılaştığı engellere yaklaşımı da oldukça ilgi çekiciydi. Küçük kız, karşısına çıkan bir noktaya yalnızca bakmakla kalmıyor, nasıl aşabileceğini kendi yöntemleriyle keşfetmeye çalışıyordu. Asya’nın tırmanış tutkusu da aslında özel olarak planlanmış bir spor programıyla başlamadı. Küçük kız, doğada karşılaştığı taşlara, ağaçlara ve küçük yükseltilere zaten tırmanmaya çalışıyordu. Ailesi ise onun ilgisini fark ederek, güvenli olduğu sürece keşfetmesine izin verdi.

‘BİZ ÇIKAMAZ DİYE DÜŞÜNÜRKEN O BİRKAÇ DAKİKA İÇİNDE KENDİNCE BİR YOL BULUYOR’

‘Asya yürümeye başladığı andan itibaren onu mümkün olduğunca dışarı çıkardık’ diyen Büşra Yavuzaslan, “Parklarda, ormanlarda, kamp alanlarında bizimle vakit geçiriyordu. Başlarda yaptığı şeyler çok basitti. Taşları incelemek, ağaçlara dokunmak, onlara sarılmak, öpmek, küçük tepelere çıkmak, etrafı keşfetmek. Tırmanış da aslında sonradan hayatımıza giren ayrı bir spor gibi başlamadı. Asya zaten doğada karşılaştığı şeylere tırmanmaya çalışıyordu. Biz de onun ilgisini fark edip, güvenli olduğu sürece keşfetmesine izin verdik” şeklinde konuştu.

‘Tırmanmaya başladığı ilk başlarda bunu çok doğal karşılıyordu’ diyen Büşra, “Bizim için şaşırtıcı olan da buydu. Bir yere geldiğinde ‘Buraya nasıl çıkarım?’ diye bakıyor, kendince bir yol bulmaya çalışıyordu. Bazen biz ‘Oraya çıkamaz’ diye düşünürken o birkaç dakika içinde kendince bir yöntem buluyordu. Tabii yaşına uygun olmayan veya güvenli olmadığını düşündüğümüz hiçbir şeye izin vermedik. Ama güvenli bir ortamdaysak müdahale etmek yerine önce onu gözlemlemeyi tercih ettik” dedi ve ekledi:

“Bizi en çok şaşırtan şey, Asya’nın doğada korkudan çok merakla hareket etmesi. Bir yere çıktığında hemen etrafına bakıyor, aşağıdan bakınca gözünde büyüyen şeyleri yukarı çıktığında farklı bir açıdan keşfediyordu. Bence onun en güzel özelliği de bu. Bir şey karşısına çıktığında hemen vazgeçmek yerine önce onu anlamaya çalışıyor. Gururlandıran tarafı ise sadece tırmanması değil. Kendi başına bir şey başardığında yüzündeki o mutluluğu görmek. Bizim için asıl önemli olan nokta bu.”

‘ASYA’NIN YAŞINA UYGUN OLMAYAN HİÇBİR TIRMANIŞI YAPTIRMIYORUZ’

‘Sosyal medyada paylaştığımız video tamamen doğal bir anda ortaya çıktı’ diyen Büşra, “Sanırım insanları etkileyen şey, Asya’nın sadece tırmanması değildi. Videoda onun korktuğunu da görüyorsunuz. ‘Düşeceğim’ diyor, zorlandığı anlar oluyor, ‘yapamam’ dediği yerler oluyor ama sonra yeniden deniyor. Yani aslında orada gördüğünüz şey sadece bir tırmanış değil; küçük bir çocuğun korkmasına rağmen vazgeçmemesi. Video yayıldıkça dağcılardan ve tırmanış camiasından gelen mesajlar bizim için özellikle çok değerliydi. Çünkü bu işi bilen insanların Asya’nın ilgisini fark etmesi bizi hem şaşırttı hem de daha bilinçli hareket etmemiz gerektiğini düşündürdü. Çünkü bir çocuğun doğada bir yerlere tırmanmasıyla, eğitimli ve güvenli şekilde dağcılık yapması arasında çok büyük fark var. Bu nedenle işi bilen insanlardan destek almaya başladık. Bizim için bu süreç, ‘Asya tırmanıyor, hadi daha yükseğe çıkaralım’ şeklinde ilerlemedi. Tam tersine, ‘Bunu nasıl daha doğru ve güvenli yapabiliriz?’ sorusuyla ilerledi” ifadelerine yer verdi.

İlk gerçek dağ tırmanışının kendileri için de çok farklı bir deneyim olduğunu söyleyen aile, “Çünkü daha önce parkta, ormanda veya daha küçük alanlarda yaptığımız şey artık gerçek bir dağ ortamına taşınmıştı. Asya ise şaşırtıcı şekilde çok sakindi. Bizim yaşadığımız heyecanı o yaşamıyordu. Onun için yine keşfedilecek yeni bir yer vardı. Benim için en heyecanlı an, Asya’nın gerçekten tırmanmaya başladığı andı. En endişeli olduğum an ise 3 yaşındaki kızımın profesyonel de olsa bir ipin ucunda bağlı olmasıydı. Anne-baba olarak bir yandan onunla gurur duyarken bir yandan da sürekli ‘Güvenli mi?’ diye düşünüyorsunuz” dedi ve ekledi:

“Bizim için en önemli konu kesinlikle güvenlik. Asya’nın yaşına uygun olmayan hiçbir tırmanışı yaptırmıyoruz. Eğitmenler ile tanışmadan önce tamamen doğal ve sadece bizim gözetimimiz altında tırmanış yapıyordu. Daha sonra tırmanış yapılan alanın koşulları,  ekipman, zemin ve çevresel riskler önceden değerlendiriliyor. Profesyonellerin yönlendirmelerine uyuyoruz ve Asya’nın yanında mutlaka yetişkin gözetimi bulunuyor. Ayrıca Asya’nın cesur olması bizim için hiçbir zaman riski görmezden gelmek anlamına gelmiyor. Tam tersine, güvenli olmayan bir durumda tırmanışın bitmesi bizim için başarısızlık değil, doğru karar.”

‘BELKİ DE GERÇEKTEN AİT OLDUĞU YERE DÖNÜYOR’

Onu hiçbir zaman zorlamadıklarına dikkat çeken Büşra, “Gerçekten yapmak isteyip cesaret edemediğini sezdiğimizde ise ‘sen yaparsın, başarabilirsin’ diyerek cesaretlendiriyoruz. Bazen tırmanıyor, bazen sadece etrafı izliyor, bazen de başka bir şeyle ilgileniyor. O gün ne yapmak istiyorsa ona göre hareket ediyoruz. Çünkü bunun onun çocukluğu olduğunu unutmamak gerekiyor. Bizim amacımız bir rekor kırdırmak veya onu çok küçük yaşta profesyonel bir sporcu yapmak değil. Önceliğimiz doğayı sevmesi, kendine güvenmesi ve yaptığı şeyden keyif alması” şeklinde konuştu.

‘Asya’nın doğayla ilişkisini bizim için ‘özgür’ kelimesi çok iyi anlatıyor’ diyen Büşra, “Doğada daha meraklı, daha hareketli ve daha özgüvenli olduğunu gözlemliyoruz. Bir şeyin başına geldiğinde hemen yardım istemek yerine önce kendisi çözmeye çalışıyor. Bunun karakterine de yansıdığını düşünüyoruz. Bir de göbek bağı hikâyesi var. Asya’nın göbek bağını bir dağda, bir ağacın altına gömdük. O zaman bunun bir gün böyle anlamlı bir hikâyeye dönüşeceğini elbette bilmiyorduk. Şimdi Asya’yı dağlarda gördüğümüzde bazen kendi aramızda ‘Belki de gerçekten ait olduğu yere dönüyor’ diye düşünüyoruz” bilgisini paylaştı.

‘KESİNLİKLE PROFESYONEL DAĞCI OLACAK GİBİ BİR HEDEFİMİZ YOK’

Şehir hayatında çocukların keşfedeceği alanların çoğu zaman daha sınırlı olduğuna değinen aile, “Doğada ise çocuk neyle karşılaşacağını bilmiyor. Bir taş, ağaç, dere, tepe veya küçük bir patika bile onun için yeni bir keşif alanına dönüşebiliyor. Bence doğa çocuklara sadece fiziksel hareket alanı sağlamıyor; sabretmeyi, dikkat etmeyi, riskleri değerlendirmeyi ve kendi başına karar vermeyi de öğretiyor. Asya’nın doğada büyümesinden bizim aldığımız en güzel derslerden biri de şu oldu: Çocuklara her şeyi anlatmak yerine bazen onlara keşfedecekleri bir alan bırakmak gerekiyor” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Asya kesinlikle profesyonel dağcı olacak gibi bir hedefimiz yok. Belki büyüdüğünde dağcılığı çok sevecek ve profesyonel olarak devam etmek isteyecek. Belki de bir gün bize ‘Ben artık tırmanmak istemiyorum’ diyecek. İkisi de bizim için aynı derecede normal. Biz ona bir yol çizmekten çok, önüne farklı yollar koymak istiyoruz. Dağcılık bunlardan sadece biri. Bir gün dünyanın en yüksek dağlarına çıkmak isterse yanında oluruz, başka bir meslek seçerse yine yanında oluruz. Çünkü bizim için önemli olan Asya’nın bizim hayalimizi değil, kendi hayalini gerçekleştirmesi.”

Kaynak: Milliyet

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.