Bir parça küf varsa dikkat! Osman Müftüoğlu görünmez tehlikeyi açıkladı: ‘Koklamayın’
Buzdolabında birkaç gündür bekleyen peynirin, ekmeğin ya da salçanın üzerinde küçük bir küf gördüğünüzde ilk yaptığınız şey ürünü burnunuza yaklaştırmak olabilir. “Acaba gerçekten bozulmuş mu” diye anlamaya çalışırken yapılan bu hareket ise sanıldığı kadar masum değil. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, küflenmiş yiyeceklerin koklanmaması gerektiğine dikkat çekerek küfün yalnızca gözle gördüğümüz bölümden ibaret olmadığını hatırlattı.
Bazı küf türleri insan sağlığı açısından zararlı olabilen mikotoksin adı verilen maddeler üretebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü de bu maddelerin bazı gıdalarda bulunabildiğini ve yüksek ya da uzun süreli maruziyetin sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirtiyor.
Küflenmiş bir yiyeceğin yenilip yenilemeyeceğine koklayarak karar vermek doğru bir yöntem değil. ABD Tarım Bakanlığı da küflü yiyeceklerin koklanmamasını özellikle öneriyor. Bunun nedeni küf sporlarının solunum yollarına ulaşarak bazı kişilerde solunum problemlerine yol açabilmesi.
Özellikle astımı, küf alerjisi, kronik solunum yolu hastalığı veya bağışıklık sistemiyle ilgili bir sorunu bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerekiyor. Yani buzdolabından çıkardığınız yiyecekte belirgin bir küf gördüyseniz bozulup bozulmadığını anlamak için burnunuza yaklaştırmanız gerekmiyor.
En sık yapılan hatalardan biri de küflenen bölümü kesip yiyeceğin kalanını tüketmek. Özellikle ekmek, reçel, yoğurt, yumuşak peynir ve yumuşak meyve sebzelerde bu yöntem güvenli kabul edilmiyor.
“Küflü kısmı kesmek hiçbir yiyecekte yeterli değildir” demek de doğru değil. USDA, cheddar gibi sert peynirlerde farklı bir uygulamaya izin veriyor. Küflü bölgenin en az yaklaşık 2,5 santimetre çevresinden ve altından kesilmesi, bıçağın küfe değdirilmemesi ve kalan peynirin temiz bir ambalajla yeniden sarılması öneriliyor.
Yumuşak peynirlerde ise durum farklı. İstenmeyen küf görülmüş krem peynir ve benzeri yumuşak peynirlerin tamamının atılması gerekiyor. Rokfor ve gorgonzola gibi üretiminde özel küflerin bilinçli olarak kullanıldığı peynirler ise bu kurala dahil değil.
Küflenmeye başlamış bir yiyeceği “Nasıl olsa pişireceğim” diyerek kullanmak da güvenli bir kurtarma yöntemi değil. Dünya Sağlık Örgütü, mikotoksinlerin büyük bölümünün kimyasal olarak oldukça dayanıklı olduğunu ve gıda işleme süreçlerinden sonra da kalabildiğini belirtiyor.
Küflenmiş yiyeceği çöpe atmakla işlem bitmiyor. Uzmanlar, ürünün sarılarak veya küçük bir torbaya konularak kapalı çöp kutusuna atılmasını öneriyor. Ardından yiyeceğin bulunduğu buzdolabı veya kiler bölümünün temizlenmesi ve yakınındaki diğer gıdaların da kontrol edilmesi gerekiyor.
Özellikle birbirine temas eden meyve ve sebzeleri gözden geçirmekte fayda var. Küflenmeyi azaltmanın en basit yollarından biri de ihtiyacınız kadar yiyecek almak, buzdolabını düzenli kontrol etmek ve bozulmaya yatkın ürünleri uzun süre bekletmemek.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun “koklamayın” uyarısının arkasında günlük hayatta kolayca uygulanabilecek basit bir önlem bulunuyor. Küflü yiyeceği burnunuza götürmek, tadına bakarak kontrol etmek veya pişirerek kurtarmaya çalışmak yerine gıdanın türüne göre güvenli yaklaşımı uygulamak gerekiyor.
Özellikle ekmek, yoğurt, reçel, yumuşak peynir ve yumuşak meyve sebzelerde küflü kısmı sıyırıp kalanını yemek doğru değil. Sert peynir gibi bazı istisnalar bulunsa da “küfü keserim, gerisini yerim” kuralını bütün yiyeceklere uygulamamak gerekiyor. Çünkü gözünüzün gördüğü küçük bir küf noktası, her zaman sorunun tamamını göstermeyebilir.
Kaynak: Milliyet