4 Eylül 2026, 17:45:02
Dolar 48,4425
Euro 56,2995
Altın 6.970,93
BİST 13.950,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 35°C
Hafif Yağmurlu
Denizli
35°C
Hafif Yağmurlu
Cts 35°C
Paz 36°C
Pts 36°C
Sal 34°C

Arabasını sattı, 10 hayvanla başlayıp 50’ye çıkardı! ‘Artık kendi işimin işçisiyim’

İstanbul’daki düzenli hayatını geride bırakıp eşi ve 2 yaşındaki oğluyla köye yerleşen Ezgi Memişoğlu, bugün hayvancılıkla geçimini sağlıyor. ‘Kendi işimin işçisiyim, henüz patron olamadım ama bu bile bana çok şey kattı’ diyen Ezgi, şehir hayatından köye uzanan hikâyesini anlattı.

Arabasını sattı, 10 hayvanla başlayıp 50’ye çıkardı! ‘Artık kendi işimin işçisiyim’
16.08.2026 08:00

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – İstanbul’da alıştığı şehir hayatını geride bırakarak köyde yeni bir yaşam kuran Ezgi Memişoğlu, eşi Erhan ve 2 yaşındaki oğlu Güneş ile birlikte hayvancılığa başladı. Şehirdeki düzenli yaşamını bırakıp doğanın ve üretimin içinde bir hayatı tercih eden kadın, bugün hem ailesiyle ilgileniyor hem de kendi çiftliklerinde hayvanların bakımını üstleniyor. Aslen Tuncelili olan ve üniversite eğitimini tamamladıktan sonra özel sektörde çalışan Ezgi, hayatının eşini tanımasıyla birlikte farklı bir yöne evrildiğini söyledi. Eşinin zaten köyde yaşadığını belirten Ezgi, kendisine İstanbul’daki hayatına devam etmek ya da köye gelmek arasında bir seçim yapması gerektiğini anlattı.

‘ŞEHİRDE HER ŞEY HIZLI VE KOLAYDI’

‘Eşim zaten köyde yaşıyordu ve bana iki seçenek sundu’ diyen Ezgi, “İstanbul’da devam etmek ya da köye gelmek. Bu benim için kolay bir karar değildi çünkü alıştığım düzeni bırakıyordum. Bir süre düşündüm, artılarını eksilerini tarttım. Şehir hayatının temposu ve yoğunluğu artık bana eskisi kadar cazip gelmiyordu. İçimde daha sakin bir hayatı deneme isteği vardı ve sonunda köy hayatına adım attım” şeklinde konuştu.

Daha sakin, daha doğal ve daha sade bir yaşam fikrinin kendisine çok iyi geldiğini söyleyen Ezgi, “Aynı zamanda eşimin zaten bu hayatın içinde olması bana güven verdi. O kararı verdiğim ilk günler biraz tedirgindim ama aynı zamanda heyecanlıydım. Bildiğim bir hayatı bırakıp yeni bir başlangıç yapmak kolay değildi ama içimde güzel bir his vardı” bilgisini paylaştı.

‘Beni köy hayatında en zorlayan şey alışkanlıkların tamamen değişmesiydi’ diyen Ezgi, “Şehirde her şey daha hızlı ve kolaydı. Köyde ise her şey emek istiyor. Bu tempoya alışmak zaman aldı ama zamanla her şey daha doğal gelmeye başladı. Dışardan daha kolay gibi görünüyor ama aslında ciddi bir sorumluluk ve fiziksel emek var” iifadelerine yer verdi.

‘ARABAMIZI SATARAK HAYVAN SAYIMIZI 50’YE ÇIKARDIK’

Çiftlik kurma fikrinin nasıl ortaya çıktığını sorduğumuz Ezgi, “İlk başlarda köyde yaşamaya alışma sürecindeydim ve bir süre home office çalışmaya devam ettim. Ama zamanla bu hayatın içinde daha aktif olmak istedim. Eşimle birlikte kendi işimizi kurmaya karar verdik ve bu şekilde çiftlik süreci başladı. Ancak buradaki en büyük zorluk tecrübesizlikti. Özellikle sütün işlenmesi konusunda hiçbir bilgim yoktu. Başta neyi nasıl yapacağımı bilmiyordum ve bu beni zorladı. Ama zamanla işin içinde oldukça öğrenmeye başladım. Şu an hem süreci daha bilinçli yönetiyorum hem de bu işten gelir elde edebiliyoruz” dedi ve ekledi:

“Ahırımızı kurarken tamamen kendi imkanlarımızla ilerledik. Kredi çektik, hatta arabamızı satarak yatırım yaptık. Zorlandığımız zamanlar oldu ama vazgeçmedik. Sonrasında düve kredisinden faydalanarak hayvan sayımızı 50’ye çıkardık. Bu bizim için önemli bir dönüm noktası oldu. 50 hayvana çıkmak başta riskliydi ama zamanla daha düzenli bir sistem kurmamızı sağladı. İş büyüdükçe sorumluluk da arttı. Daha fazla tarla sürdük, daha çok saman ve yem almak zorunda kaldık. Hatta çoğu zaman kazandığımızı tekrar hayvanlara yatırdık. Biz bu işe sadece kâr olarak bakmıyoruz. Onlar bizim için birer hayvan değil, adeta ailemizin bir parçası. Bu yüzden en iyi şekilde beslenmeleri ve iyi şartlarda yaşamaları için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Artık daha planlı ve oturmuş bir düzenimiz var.”

‘ŞU AN İÇİN GİDERLERİMİZ GELİRLERİMİZDEN FAZLA’

Hayvancılığın doğru yapıldığında kârlı olabileceğini, ama sabır isteyen bir iş olduğunu dile getiren Ezgi, “Kısa sürede büyük kazanç beklemek doğru değil. Bizim şu an için giderlerimiz gelirden daha fazla. Yem, bakım ve diğer masraflar oldukça yüksek. Ama bu işte henüz yeni olduğumuz için bunun normal olduğunu düşünüyoruz. Zamanla dengenin oturacağına inanıyoruz. Süt ürünleri başta olmak üzere kendi doğal ürünlerimizi üretiyoruz. Daha çok çevremize ve talep eden kişilere ulaştırıyoruz. Sosyal medyada da bu süreci paylaşmaya başladık ve güzel geri dönüşler alıyoruz” ifadelerine yer verdi.

Günlük rutininin sabah erken başladığını söyleyen Ezgi, “Önce süt işleriyle ilgileniyorum; yoğurdun yağını almak, ayrandan çökelek yapmak gibi. Bu sırada Güneş ve babası kahvaltıyı hazırlıyor. Sonrasında birlikte ahıra gidiyoruz. İnekleri kontrol etmek, tımarlamak, danalarla ilgilenmek günümüzün büyük kısmını oluşturuyor. Özellikle doğum dönemlerinde ahırdaki yoğunluk artıyor ve her biriyle tek tek ilgileniyoruz. Gerçekten kendi bebeğimiz gibi bakıyoruz. Sahiplendiğimiz eşeğimiz Kömür’le kısa yürüyüşler yapıyoruz, hayvanları havalandırıp yemliyoruz. Ardından sağım yapıp sütü alarak eve dönüyoruz. Evde de odun kırmak, sobayı yakmak ve sütü kaynatmak gibi işler devam ediyor. Kışın elektrik kesintileri, suların donması gibi zorluklar yaşıyoruz. Yazın ise yaylaya çıkmayı planlıyoruz, bunun heyecanını şimdiden yaşıyoruz. Günün sonunda ise üçümüz birlikte vakit geçirmeye özen gösteriyoruz” şeklinde konuştu.

‘KENDİ İŞİMİN İŞÇİSİYİM, HENÜZ PATRON OLAMADIM AMA BU BİLE ÇOK ŞEY KATTI’

‘Güneş’in bu hayatın içinde büyümesi beni çok mutlu ediyor’ diyen Ezgi, “Daha şimdiden sorumluluk sahibi, bilinçli, hayvan sever ve çevresine karşı duyarlı bir çocuk olarak büyüyor. Bizimle birlikte her işin içinde yer alıyor ve onu her konuda yüreklendiriyoruz. Onun mutlu büyüdüğünü görmek benim için her şeye değer. En büyük avantajı Güneş’in özgüvenli, mutlu ve sağlıklı büyümesi. Doğayla iç içe olması onun gelişimine çok katkı sağlıyor. Dezavantaj olarak ise akranlarının az olması. Bu yüzden onu sık sık parka götürüp arkadaşlarıyla buluşturuyoruz. Şu ana kadar bir sorun yaşamadık” şeklinde konuştu” ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Bu yaşam tarzı beni gereksiz tüketim alışkanlıklarından uzaklaştırdı. Daha sade ve minimal bir yaşam benimsedim. Şu an kendi işimin işçisiyim, henüz patron olamadım ama bu bile bana çok şey kattı. Ruhumu dinlendiren, daha sağlıklı hissettiğim bir hayatım var. Bu kararı gerçekten isteyerek vermeleri gerekiyor. Dışarıdan kolay görünse de emek isteyen bir hayat. Ama sabırlı olanlar için çok güzel bir yaşam.”

Kaynak: Milliyet

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.