15 Eylül 2026, 13:59:02
Dolar 48,6399
Euro 56,1161
Altın 6.713,82
BİST 14.235,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 31°C
Parçalı Bulutlu
Denizli
31°C
Parçalı Bulutlu
Sal 32°C
Çar 31°C
Per 30°C
Cum 27°C

Almanya’da üniversite hayali neredeyse kâbusa dönüyordu! Felç geçirdi, tümör teşhisi aldı…

Üniversite eğitimi için Almanya’ya giden Aslı Nur Ayyıldız’ın hayatı, yaşadığı sağlık sorunlarıyla bir anda altüst oldu. Türkiye’de geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle iki ay yatağa bağlı kalan genç kız, Almanya’ya döndükten sonra başlayan şiddetli omuz ve göğüs ağrılarını uzun süre stres ve yorgunluğa bağladı. Ancak çok sayıda doktora başvurmasına rağmen tümör teşhisi konulamayan Aslı’nın göğsündeki kitle, yaklaşık bir yıl sonra çekilen röntgenle ortaya çıktı. Yaşadıklarının ardından hayata bakışının değiştiğini söyleyen genç kız, üniversite eğitimi için Almanya’ya gitmeye hazırlanan gençlere önemli tavsiyelerde bulundu.

Almanya’da üniversite hayali neredeyse kâbusa dönüyordu! Felç geçirdi, tümör teşhisi aldı…
15.09.2026 11:27

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Aslı Nur Ayyıldız, 1995 yılında İstanbul’da doğdu. Çocukluğunu renkli ve özgür bir şekilde geçiren Aslı; sosyal, geniş bir arkadaş çevresine sahip ve aynı zamanda sorumluluk sahibi bir çocuktu. Eğitim hayatı boyunca sınıf birincisi olan Aslı’ya ailesi, ders çalışması ya da ödevlerini yapması konusunda hiçbir zaman baskı kurmadı. Ailesinin kendisini hiçbir konuda uyarmasına gerek kalmadığını söyleyen Aslı, “Ben ailenin ‘uslu’ çocuğuydum. Onları mutlu etmek için elimden geleni yapardım. Liseyi Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde okudum. Okulda bolca Almanca dersimiz ve Alman öğretmenlerimiz vardı. Alman kültürünü de bu sayede öğreniyorduk. Türkiye’de de birçok sebepten kalmak istemiyordum. Bir yerden sonra ‘Neden Almanya olmasın?’ diye düşünmeye başladım. Mühendislik okumaya karar vermiştim ve Almanya bu konuda dünyada çok iyi bir konumdaydı. Orada iyi bir eğitim alacağımı düşündüğüm için Almanya’da okumaya karar verdim” dedi. Aslı, Türkiye’den ayrılarak Almanya’da yeni bir hayata başlama sürecini ise şöyle anlattı:

“Almanya’da hayatıma yeni bir fobi eklenmişti: Posta kutumu açmak. Çünkü devletten gelecek her türlü posta sizin için bir hayat memat meselesi haline geliyor. Her an diken üstünde hissediyorsunuz. ‘Ya bir şeyi yanlış yaptıysam, ya önemli bir tarihi kaçırdıysam, ya bir uyarı geldiyse?’ diye düşünüyorsunuz. Yepyeni bir hayat kuruyorsunuz ve kurduğunuz bu hayat, dosyalarınıza bakan bir iki memurun kararına bağlı hale geliyor. Her an ülkeden gönderilebileceğiniz hissine kapılıyorsunuz. Üniversite zaten zor. Zaman geçtikçe memurlar da sürecin içine dahil oluyor ve üniversitedeki hayatınızı sorgulamaya başlıyorlar. ‘Neden şu kadar kredi aldınız, neden şu kadar sürede bitirmediniz?’ gibi sorularla karşılaşıyorsunuz. Bir de Almanya’da üniversiteye başlayan herkes eğitimini tamamlayamıyor. Ben inşaat mühendisliği okuyordum ve benim okulumdaki mezuniyet oranı yüzde 13’tü. Yani 100 kişi üniversiteye başlıyorsa yalnızca 13’ü mezun oluyordu. Almanya’da çevremden de gördüğüm kadarıyla insanı en çok yoran maalesef bu iki konu oluyor.”

‘HAYATIMIN EN KORKUNÇ İKİ AYIYDI’

Almanya’da Noel tatilinde sekiz günlüğüne Türkiye’ye geldiğini ve dört ay kaldığını anlatan Aslı o günleri, “Kalçamdan yapılan bir iğnenin ardından iki ay boyunca yatağa bağlı yaşadım. Hayatımın en korkunç iki ayıydı. Çünkü yaşadığım durum, tipik bir felçte olduğu gibi yalnızca hissizlikten ibaret değildi. Her hareketimde dayanılmaz bir acı hissediyordum. Bu süreçte sadece sırtüstü yatabiliyor, çok dikkatli bir şekilde hafifçe sağa ve sola dönebiliyordum. Belden aşağımdaki en küçük titreşim bile büyük bir acıya neden oluyordu. Sağ bacağımı ise hiç hareket ettiremiyordum. Bana, iyileşsem bile topallayabileceğim söylendi. Üstelik kimse iyileşeceğimin garantisini veremiyordu. Benim için hâlâ sırlarla dolu bir süreç. Tam olarak ne olduğunu kimse anlayamadı. Çok ağır ilaçların yardımıyla hareket kabiliyetim yavaş yavaş geri geldi. Her gün biraz daha yürüyerek hastalığı geride bıraktım. Bu süreçte okuldaki sınav dönemimi de kaçırdım. Bir sonraki dönem çok sayıda sınava girmem gerekiyordu. Üzerimde öyle büyük bir baskı hissediyordum ki o günleri hatırlamak bile istemiyorum” diyerek anlattı.

‘STRESTEN VÜCUDUMDA TÜMÖR OLUŞTU’

Almanya’da kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışırken yoğun stres yaşadığını ve bu süreçte vücudunda tümör oluştuğunu söyleyen Aslı, “Önce yavaş yavaş omuz ve göğüs ağrılarım başladı. Başlarda günde bir ağrı kesici kullanıyordum, ancak zamanla bu sayı dört ağrı kesiciye çıktı. Ağrı kesiciler artık işe yaramayınca uyku ilaçları kullanmaya başladım. Bu süreçte onlarca doktora gittim ve birçok kez kan testi yaptırdım. Kan değerlerimdeki yüksek sonuçları enfeksiyona bağladılar. Yaşım genç olduğu için de kimsenin aklına tümör ihtimali gelmedi. Zamanla merdiven çıkmak bile benim için işkenceye dönüştü. Nefes alıyordum ama aldığım nefes yetmiyordu. Nöral terapi, manuel terapi ve masaj gibi birçok farklı tedavi yöntemi denendi ancak hiçbirisi ağrılarımı dindirmedi. Bu süreç yaklaşık bir yıl devam etti. Ancak hayat siz hastasınız diye durmuyor. Dersler devam ediyor, sınavlar başlıyordu. Ders çalışmak benim için başlı başına bir işkenceydi çünkü kollarım sürekli ağrıyordu. Sıcak su torbası koyuyor, zaman zaman dışarı çıkıp hava almaya çalışıyordum. Fakat hiçbir şey ağrılarımı geçirmiyordu. Ben tedavi ararken tümörüm de büyümeye devam ediyordu şeklinde konuştu.

“Yine de doktorlardan tamamen umudumu kesmemiştim. Bir gün İstanbul’dayken bir kadın doktor, yaşadığım ağrıları ciddiye aldı ve beni röntgene yönlendirdi. Röntgen sonucunu birlikte açtığımızda göğsümde büyük bir kitle olduğunu gördük. Bunun üzerine hemen başka bir doktor çağırdı ve bir başka doktora da mesaj attı. Ardından beni Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne yönlendirdiler. Hastanede göğsümde bir tümör olduğunu ve dört gün sonra ameliyat edileceğimi öğrendim. Bunun ‘canavar tümör’ olarak adlandırılan bir tümör türü olduğunu söylediler. Bu isim, tümörün içinde kemik, diş ve saç gibi dokular bulunmasından kaynaklanıyormuş. Ameliyattan önce bana ‘Ölebilirsin’ dendiğinde hiç üzülmedim. Bugün geriye dönüp baktığımda o dönemde neden böyle hissettiğimi hâlâ tam olarak anlayamıyorum. Sanırım yaşadığım büyük yorgunlukla ilgiliydi. Olanlar beni o kadar yormuştu ki ölüm düşüncesi bile benim için ‘Zaten narkoz altında olacağım, öleceğimin farkında bile olmayacağım’ düşüncesinden öteye geçmiyordu.”

‘ÖNCELİKLE SİNİR SİSTEMİNİZİN SAKİNLEŞMESİ GEREKİYOR’

Aslı, tüm bunları yaşarken bile hayattaki hedefleri konusunda endişelenmeye devam ediyordu. “Bugün yoğun bakımdan çıktım, biraz dinlenmeliyim’ demek yerine, ‘Üniversiteye mail atmalıyım’ diye düşünüyordum. Ancak zamanla hayatım yeniden yoluna girdikçe yaşadıklarımı düşünüp değerlendirme fırsatı buldum. O zaman kendime ‘Ben kimim, ne yapıyorum?’ diye sormaya başladım” diyen genç kız, “Maalesef insan, hayatta kalmaya çalışırken bu düşüncelere sahip olamıyor. Öncelikle sinir sisteminizin sakinleşmesi gerekiyor. Ben de o rahatlığı sağlayabildikten sonra hayatımın gerçekten bambaşka bir yere geldiğini fark ettim. Artık insanların ne düşündüğünü veya beni nasıl gördüğünü eskisi kadar önemsemiyorum. Zayıflıklarımla, kaderimle, hayattaki yerimle ve sahip olduğum tüm dezavantajlarla barıştım. Şu anda benim için her şeyden önce gelen şey, sakin bir sinir sistemine sahip olmak. Hedeflerimi de artık bu doğrultuda belirliyorum. Geri kalan her şeyin ise bir şekilde yoluna girdiğine inanıyorum” diyerek, değiştiremeyeceği ne varsa kabul ettiğini ve kendiyle barış içinde yaşamayı öğrendiğini dile getirdi.

‘ÇOK EĞLENCELİ GÖRÜNEBİLİR AMA CİDDİ BÜROKRATİK YÜK VAR’

Avrupa’da yaşamak dışarıdan bakıldığında belki çok eğlenceli görünebilir. Ancak Avrupa Birliği üyesi bir ülkede yaşamanın beraberinde getirdiği ciddi bir bürokratik yük var” diyen Aslı, “Vize ve oturum süreçleri, resmi prosedürler ve belirsizlikler, yeni bir hayata alışmaya çalışırken aynı zamanda mücadele etmeniz gereken başka bir alan oluşturuyor. Bütün bunları bir kenara bırakırsak Almanya’ya çok kısa sürede alıştım ve bu ülkeyi gerçekten çok sevdim. Buraya geldiğim için memnunum” dedi.

YAŞADIKLARI SONRASI GENÇLERİ UYARDI

Hastalığının tedavini edildiğini ve şu anda sağlık durumunun gayet iyi olduğunu anlatan Aslı, üniversite için Almanya’ya gitmeye hazırlanan gençlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Öncelikle oturup gerçekten ‘Ben bunu neden yapmak istiyorum?’ diye düşünmelerini tavsiye ederim. Sadece çevrenizdeki insanlar böyle yaptığı için, daha iyi bir gelecek beklentisiyle ya da başkalarının sizden beklediği bir hayatı yaşamak için böyle büyük bir karar vermeyin. Özellikle bölüm seçerken kendinize ‘Eğer bu dünyada tamamen yapayalnız olsaydım ve kimsenin ne düşündüğünü önemsemek zorunda olmasaydım, yine bu bölümü seçer miydim?’ diye sorun. Çünkü sonunda o hayatı yaşayacak olan sizsiniz. İnsanların beklentileri değişiyor, şartlar değişiyor ve seçimlerinizi siz yaşıyorsunuz. Hayat gerçekten çok kısa. Bu yüzden insanın kendisini neyin mutlu ettiğini bulması ve mümkün olduğunca o yönde ilerlemesi gerektiğine inanıyorum.”

Kaynak: Milliyet

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.