Loading...

Zamanın sanata dönüştüğü anlar

Zamanın sanata dönüştüğü anlar

Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi, saatçilik tarihinin 400 yıllık serüvenini bir araya getiren özel bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. İslam eserleri ve Osmanlı hat sanatı alanında dünyanın önde gelen koleksiyonerlerinden Mehmet Çebi’nin uzun yıllar titizlikle oluşturduğu “Mehmet Çebi Koleksiyonu’ndan Muhteşem Cep Saatleri” sergisi ziyarete açıldı. 16. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına uzanan zaman dilimini kapsayan koleksiyon, cep saatçiliğinin teknik gelişimini, sanat anlayışını ve diplomatik tarih içindeki rolünü çok katmanlı bir perspektifle ele alıyor. Yüzlerce parçadan oluşan seçki; tarihî kökenleri, zengin dekoratif özellikleri ve ileri mekanik sistemleriyle saatçilik sanatının en dikkat çekici örneklerini bir araya getiriyor.

Diplomatik dakikalar

Serginin çarpıcı bölümlerinden biri diplomatik ilişkiler kapsamında üretilmiş saatlerden oluşuyor. Bu özel parçalar arasında, Rus Çarı I. Nikolay’ın 1844 yılında İngiltere Kraliçesi Victoria’ya Windsor Sarayı’nda sunduğu ve üzerinde çarın portresi bulunan cep saati gibi tarihî öneme sahip eserler dikkat çekiyor. Osmanlı’nın diplomasi sahnesindeki konumunu yansıtan saatler de koleksiyonun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz portreli saatler, Avrupa saat ustalığının Osmanlı sarayıyla kurduğu ilişkilerin somut örnekleri olarak öne çıkıyor.

Ustaların dokunuşları

18. yüzyıl ve 19. yüzyılda Osmanlı sarayının siparişleri doğrultusunda Avrupa’nın önde gelen saat ustaları tarafından özel olarak üretilmiş eserler de sergide yer alıyor. Beyaz porselen kadranlarında eski Türkçe rakamlar bulunan saatler, dönemin İstanbul pazarına yönelik üretim anlayışını gözler önüne seriyor. Koleksiyonda ayrıca dönemin önemli ustalarından Louis Abraham Breguet ve Auguste Courvoisier gibi isimlerin Osmanlı için geliştirdiği nadir mekanizmalara sahip örnekler de bulunuyor. Çalar mekanizmalı saatler, kendinden çalar “clock watch” modelleri ve takvim tertibatlı mekanizmalar, saatçilik tarihindeki teknik yenilikleri ortaya koyan dikkat çekici örnekler arasında.

Koleksiyonda 17. yüzyıl Fransız Blois mine geleneğinin nadir örnekleri, aristokrat çevrelerde moda olan ve kemere zincirle takılarak taşınan zarif chatelaine saatler ile karmaşık çalar mekanizmalarına sahip özel üretimler de yer alıyor. 

Hedef saat müzesi

İstanbul’a kazandırdığı Hilye-i Şerif ve Tespih Müzesi ile bilinen Mehmet Çebi’nin bu koleksiyonu, İstanbul’da kurulacak kapsamlı bir saat müzesinin temellerini de oluşturmayı hedefliyor. 300’ü aşkın olağanüstü parçayı bir araya getiren bu koleksiyonun gelecekte kalıcı bir müze çatısı altında sergilenmesi, hem Türkiye’nin kültür hayatına hem de uluslararası saatçilik dünyasına önemli bir katkı sunma potansiyeli taşıyor. 


Kaynak: Milliyet