Loading...

‘Eğitilmiş bir insan, ömür boyu sadık bir yoldaş’

‘Eğitilmiş bir insan, ömür boyu sadık bir yoldaş’

MELİSA VARDAL - İnsanlarla kediler arasındaki ilişki, tarih boyunca kutsallıkla tahakküm, hayranlıkla korku arasında gidip geldi. “İnsanını Nasıl Eğitirsin?”, bu uzun ve çelişkili birlikteliği tersinden okuyan anlatısıyla, dünyayı “insanlar tarafından istila edilmiş” bir gezegen olarak tanımlıyor. Kitabın anlatıcısı olan kediye göre dış dünya zorlu, insan türü ise hem tehlikeli hem de vazgeçilmez. Sayıca çok, yaşam alanlarını dönüştürme konusunda son derece becerikli olan bu iri primatlarla aynı yuvayı paylaşmak, hayatta kalmanın en güvenli yollarından biri… Sayfaları çevirirken tarihsel bir perspektif de karşımıza çıkıyor. Antik Mısırdan Orta Çağ’a kadar kedilerle insanların inişli çıkışlı ilişkisini hatırlatılıyor. Fakat en güçlü çıkarım, modern yaşamda bu iki türün birlikte var olma zorunluluğu ve bunun nasıl ustaca yönetilebileceği üzerine kuruluyor. Mesaj açık: Eğitilmiş bir insan, ömür boyu sadık bir yoldaş olabilir. Kitap, insanları büyük maymunlar ailesinin gürültücü, sakar ama potansiyel olarak zeki üyeleri olarak tarif ediyor.

‘Şeykoli’ eleştirisi

Kitabın en çarpıcı ve en eğlenceli kavramlarından biri kedilerin insanlara özgü bir hastalık olarak nitelediği “şeykoli”. Şeykoli, insanların bedenlerine âdeta ikinci bir deri gibi yapışan giysilerle, çantalarla, aksesuarlarla ve bitmek bilmeyen nesnelerle kurduğu takıntılı ilişkiyi tanımlıyor. Anlatıcıya göre insanlar, hayatlarının büyük bölümünü “eşya taşımak, eşyaları izlemek, eşyalarla konuşmak”la geçiriyor. Bu takıntı gündelik hayatın her alanına sızar en basit ihtiyaçlar bile karmaşık ritüellere dönüşür. Beslenme ise bunun en somut örneğidir: “Birkaç dakikada yapılabilecek bir işlem, şeykoli yüzünden saatlerce sürebilir.” Yiyecekler önceden parçalanır, tanınmaz hâle getirilir, kapalı nesnelerin içine hapsedilir; sonra gürültülü ve tehlikeli aletlerle yeniden işlenir. Ardından bu nesnelerin tamamı tek tek yıkanır, ovulur, kurutulur. Yemek yemenin bile basit bir avlanma eylemi olmaktan çıkıp, saatler süren, gürültülü ve tehlikeli aletlerle dolu bir ritüele dönüşmesi, kedinin bakış açısından trajikomik bir tablo yaratıyor. Kedilere göre şeykoli, insan davranışlarının yalnızca mutfakla sınırlı olmayan bir özeti gibi. İnsanlar dışarı çıkarken yanlarında o kadar çok eşya taşır ki, bunları taşıyabilmek için “çanta” adı verilen ek nesnelere ihtiyaç duyarlar. Anlatıcıya göre tüm bu yük, insanları daha da hantal ve sakar hâle getiriyor.

En tehlikeli rakip

Kitapta insan yavruları açıkça “en tehlikeli rakip” olarak tanımlanıyor. Doğdukları anda tüm ilgiyi üzerlerine çeken, bağıran, etrafa çarpan bu küçük varlıklarla çatışmaya girmek yerine stratejik bir dostluk öneriliyor. Aksi hâlde sosyal statü kaybı, yasaklı alanlar ve dışlanma kaçınılmaz. Kedinin önerisi net: Tetikte ol, gerekirse feryat et ama iz bırakacak kadar ileri gitme.


Kaynak: Milliyet