Loading...

Düğün takılarıyla karavan aldılar! 'İlk yolculuktan sonra bunun bir tatil olmadığını anladık'

Düğün takılarıyla karavan aldılar! 'İlk yolculuktan sonra bunun bir tatil olmadığını anladık'

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr - Nazlı Sezer, 1999 yılında Ankara’da, eşi Furkan ise 1998 yılında Sakarya’da doğdu. Biri memur diğeri esnaf çocuğu olarak mütevazı ailelerin içinde büyüdüler. “Ailelerimiz bize küçük yaşlardan itibaren emeğin değerini, paylaşmayı ve doğaya saygıyı öğretti” diyen Nazlı, “İkimiz de iki kardeşiz. Kardeşlerimizle birlikte büyümek de hayatımıza ayrı bir renk kattı. Bugün baktığımızda, birlikte çıktığımız yolculuklarda hissettiğimiz o sıcaklık aslında biraz da aileden gelen bir alışkanlık” dedi.

“Çocukluğumuzun büyük kısmı sokakta, doğada ve keşfederek geçti. O zamanlar sadece oyun oynadığımızı düşünüyorduk ama bugün anlıyoruz ki doğayla bağımız aslında o yıllarda kurulmuş. Belki de bugün karavanla yollara düşmemizin sebebi, o özgür çocukluk günlerini hâlâ içimizde taşıyor olmamız. Biz doğayı, yolda olmayı ve keşfetmeyi seven iki yol arkadaşıyız. Bugün de karavanımızla çıktığımız yolculukları ve doğayla kurduğumuz bağı sosyal medya üzerinden paylaşarak ileride çocuklarımıza bir anı defteri oluşturmayı amaçlıyoruz.”

GEÇEN YIL TEMMUZ AYINDA EVLENDİLER

“Eşim Furkan ile neredeyse 9 yıllık bir geçmişimiz var ve bu, o zamanlar kurduğumuz sağlam temele dayanıyor” diyen Nazlı, “2017 yılında tanıştık. İkimiz de Ankara’da aynı üniversitenin, sosyal hizmet bölümünde eğitim aldık. Furkan benim bir üst dönemimdi. Önce arkadaş olduk, sonra hayatın içinde birbirimizin en iyi yol arkadaşı olduğumuzu fark ettik. Zaman geçtikçe ortak hayallerimiz, ortak heyecanlarımız bizi daha da yakınlaştırdı” diyerek bu yol arkadaşlığını, geçen yılın temmuz ayında evlilikle taçlandırdıklarını anlattı.

‘DÜĞÜN TAKILARIMIZI KARAVANIMIZ TURNA’YA HEDİYE ETTİK’

Genç çift, şehirde doğup büyümüştü ama kalpleri hep şehirlerin biraz dışında, doğanın içinde atıyordu. “Hayatın yoğun temposundan kaçıp doğaya sığınmak zamanla bizim için bir ihtiyaç haline geldi” diyen Nazlı, karavana olan tutkularının nasıl başladığını şöyle anlattı: “Aslında her şey doğaya kaçmak istememizle başladı. Seyahat etmeyi, kamp yapmayı çok seviyorduk ama klasik tatil anlayışı bize biraz sınırlı gelmeye başladı. İlk yıllarımızdan beri dilimizde ‘Bir karavanımız olsa şöyle yapardık’ cümlesi vardı. Bir gün karavan fikri yeniden ortaya çıktı ve ‘neden olmasın?’ diyerek düğün takılarımızı karavanımız Turna’ya hediye ettik. İlk yolculuğumuzdan sonra ise bunun sadece bir tatil değil, bir yaşam tarzı olduğunu anladık” diye konuştu.

“İkimiz de farklı bakanlıklarda memur olarak çalışıyoruz. 8-5 hayatın ardında da bir hayat olduğunu gösterebilmek adına arta kalan vakitlerimizde gezdiğimiz yerleri, deneyimlerimizi, karavan yaşamının güzelliklerini ve gerçeklerini paylaşmayı seviyoruz. Aslında yaptığımız şey biraz da insanlara ‘yavaşlamayı’ hatırlatmak. Şu an ikimiz de ‘Sosyal Hizmet’ alanında ‘Yüksek Lisans’ eğitimine devam ediyoruz. Eğitim hayatı bize disiplin, araştırma ve farklı bakış açıları kazandırdı. Ama hayat bize şunu da öğretti ki bazen en büyük öğrenme sınıflarda değil, yollarda ve deneyimlerde oluyor.”

‘HER SABAH UYANDIĞIMIZ MANZARA DEĞİŞİYOR’

Karavanlarının 390 santimetre (3,9 metre) boyutunda olduğunu ancak çok fonksiyonel bir yaşam alanı sunduğunu aktaran Nazlı,İçinde yatak alanımız, küçük ama kullanışlı bir mutfağımız ve depolama alanlarımız var. Aslında minimal bir ev gibi düşünülebilir. Ama karavanın en güzel tarafı, her sabah uyandığımız manzaranın değişiyor olması. Sağladığı en büyük avantaj ise, tartışmasız özgürlük. İstediğimiz an yola çıkabilmek, kalabalıktan uzaklaşıp doğanın ortasında uyanabilmek ve planlarımızı anlık değiştirebilmek. Karavan bize sade yaşamayı, anın tadını çıkarmayı ve doğayla daha güçlü bir bağ kurmayı öğretti” şeklinde konuştu.

 ‘KARAVAN SADECE BİR ARAÇ DEĞİL’

 En çok deniz kenarları, göl kıyıları ve orman içlerinde konakladıklarını anlatan Nazlı,  “Özellikle gün batımını izleyebileceğimiz sakin yerleri çok seviyoruz. Şehir ışıklarının olmadığı, yıldızların gökyüzünü tamamen kapladığı yerler bizim için en özel anları barındırıyor. Yaşadığımız konum itibariyle doğaya ve denize çok yakınız. Yeşilin ve denizin buluştuğu küçük bir sahil kasabasındayız. Bu nedenle karavanımız neredeyse her hafta sonumuza eşlik ediyor” dedi. “Karavan hayatı gerçekten çok keyifli ama aynı zamanda biraz sadelik ve uyum gerektiriyor” diyen Nazlı, sözlerine şöyle devam etti: “Beklentiye göre keyif alma oranı değişiyor. Bu yüzden başlamadan önce kısa deneyimler yapmak faydalı olabilir. Aslında karavan sadece bir araç değil, bir yaşam bakışı. Doğayla uyumlu yaşamayı ve küçük anların kıymetini bilmeyi öğretiyor.”


Kaynak: Milliyet