Loading...

Bahçede kuruldu, dünyaya açıldı! 'Kurumsalı bırakıp kendi işimizin patronu olduk'

Bahçede kuruldu, dünyaya açıldı! 'Kurumsalı bırakıp kendi işimizin patronu olduk'

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr - Selma Arslan, 1993 yılında Tokat’ın Beşören Köyü’nde dünyaya geldi. Hayatının en büyük kaybını 5 aylıkken babasının vefatıyla yaşadı. Yaşadığı kayıp sonrası annesinin 20 yaşında, 3 çocukla köyde bir başına kaldığını söyleyen Selma, “Annem, kimseden destek almadan bizlere bakabilmek için yıllarca bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalıştı. Yaşadığımız zor günler bize her şeyi kendi başımıza yapmayı ve hayatı kazanmak için çok çabalamamız gerektiğini çok erken yaşta öğretti” dedi. İlkokul ve ortaokulu evlerine yakın bir okulda okuyan Selma, lisede kadın hazır giyim bölümünden mezun oldu. Maddi imkansızlıklar nedeniyle Tokat’ta tekstil teknoloji bölümü ön lisans eğitimini tamamlayan Selma’nın annesinin bir hayali vardı. Çocuklarının okuyup, mühendis olmasını istiyordu. Selma annesinin bu isteğini gerçekleştirmek için dikey geçiş sınavına hazırlandı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil Mühendisliği bölümünü kazandı. 3 yıl okuduktan sonra hemen yüksek lisans eğitimine başlayan genç kız, aynı zamanda özel sektörde mühendis olarak çalıştı. Selma, sonrasında yaşananları şöyle anlatıyor:


“Sekiz senenin sonunda annemin sağlık sorunları nedeniyle Tokat’a geri döndüm. Kurumsal firmalarda çalıştım. Bu esnada aynı firmada RGS (Müşteri ve ürün denetim uzmanı) olan, şu anki ortağım Çağla ile tanışma fırsatım oldu. Kurumsal hayattaki; insan ilişkileri, sahte ve samimi olmayan ortamların yanı sıra haksız rekabet gibi etkenlerden çok yorulmuştuk. O dönemde ne yazık ki annemi de kaybettim. Sonra risk alıp artık kendimi kanıtlamanın zamanı geldiğini düşündüm. Hayat zor şartlarına rağmen akıp gidiyordu ve artık kendimiz için bir şeyler yapmamız gerekiyordu. En yakın arkadaşım, yol ortağım ve can yoldaşım Çağla ile birlikte bir iş kurmaya karar verdik.”

‘MARKAMIZI, EVİN BAHÇESİNDE KURDUK’

Hem Selma hem de can yoldaşı aynı zamanda ortağı Çağla, hayvanları çok seviyordu. Yaptıkları araştırmalar sonucunda iki arkadaş, evcil hayvan malzemelerine yönelik bir iş kurmaya karar verdi. Yol arkadaşı Çağla’nın evlerinin arka bahçesinde işlerini kurduklarını anlatan Selma,İşe başladığımızda kış mevsimiydi. Çalışırken soğuğu hissetmedik ama sonrasında çok hasta olduk. Bahçede çok zorlandığımız için de Tokat’ta 50 metrekarelik bir dükkana taşındık. Yaptığımız iş erkek gücüne yönelik olmasına rağmen iki kadın olarak çok çalıştık. Sattığımız ürünleri hazır almak yerine kedimiz tasarladık. Çünkü kendi emeğimizle hayallerimizi yansıtan ve yaşatan ürünler yapmak istedik. Gerek yurt içi gerekse yurt dışına birçok ürün sattık ve güzel sonuçlar almaya başladık. Sonrasında ürünlerimizi; daha profesyonel, kullanılabilir, farklı, modern ve şık olacak şekilde tasarladık” şeklinde konuştu.

“BOŞA KÜREK ÇEKMEYE ‘DUR’ DEDİK

“Tabii ki mesleğimizi, hazır işi, her ay sorgulamadan yatan maaşı bırakmak büyük cesaretti” diyen Selma, “Kurumsalı bırakıp kendi işimizi kurduğumuz için çevremizden çok tepki aldık. Ancak herkes tarafından bastırılan duygularımıza, mutsuzluklarımıza, yaşadığımız strese ve boşa kürek çekmeye ‘dur’ dedik. Çünkü severek yaptığımız işle; mutlu, huzurlu ve başarmanın verdiği duyguyla yola devam etmek her şeye değerdi. Maddi ve manevi zorlandığımız çok zamanlar oldu hatta ilk aylar kiramızı bile ödemekte zorlandık. Sonrasın her şey yoluna girdi. Ortağımla birlikte el ele vererek, tüm zorlukların üstesinden geliyor ve asla hayıflanmıyoruz. Günün sonunda yaptığımız işlere baktığımızda o gurur bize fazlasıyla yetiyor” dedi.

“Mühendislik ve RQS alanlarında kurumsal firmalarda çalışırken düzenli ve güvenli bir gelirimiz vardı. Ancak zamanla ikimiz de kendi hayallerimizi gerçekleştirme isteğimizin daha ağır bastığını fark ettik ve birlikte kendi işimizi kurma kararı aldık. Maaşlı bir iş belirli bir konfor alanı sunuyor ancak hem mühendislik hem de RQS alanındaki tecrübelerimizi bir araya getirerek kendi işimizi kurduğumuzda, hem maddi hem de manevi anlamda çok daha farklı bir tatmin yaşamaya başladık. Maaşlı bir düzende gelir çoğu zaman sabit kalırken, kendi işimizde emek, üretim ve doğru stratejiyle kazancımızı büyütme imkânına sahibiz. Elbette bu süreçte daha fazla çalışıyor, daha fazla sorumluluk alıyor ve zaman zaman daha büyük riskler üstleniyoruz. Ancak bunun karşılığında hem kazanç potansiyelimizin arttığını hem de emeğimizin karşılığını doğrudan görmenin verdiği motivasyonu yaşıyoruz.”


‘AMACIMIZ, KADINLARA İLHAM OLMAK’

Zeyna Black Shop’u şu an 150 metrekarelik yeni bir yere taşındıklarını aktaran Selma, “İşlerimiz büyüyor ve büyümeye de devam edecek. Markamızı kadının gücü olarak Tüm Türkiye’ye tanıtmayı hedefliyoruz. Üretmek, bir şeyler ortaya koymak ve insanlara özellikle de kadınlara ilham kaynağı olabilmek için hız kesmeden çalışmaya devam edeceğiz. Çalışmak isteyen kadınlarımızı ilerleyen süreçte kendi bünyemize katmayı, hem kazanmayı hem de kazandırmayı amaçlıyoruz. Tüm bunların yanı sıra sokak hayvanlarımızı da unutmuyoruz. Bunun için birçok projede yer alıyoruz. Sosyal medyanın gücü ile daha da ağımızı genişletmeyi planlıyoruz” diyerek . kurumsal hayatta bir sistemin parçasıyken bugün kendi marka ve geleceklerini inşa ettiklerini dile getirdi.

‘KAZANCIMIZI İKİYE KATLADIK’

Kendi işlerini kurduktan sonra kazançlarını ikiye katladıklarını açıklayan Selma, kendi işini kurmak isteyenlere şu tavsiyelerde bulundu: “Öncelikle, kendilerine güvenip olumsuz tüm düşüncelerden uzaklaşsınlar. Sadece başlamaya odaklanıp, çevrenin dediklerine kulaklarını kapatsınlar. “Bu iş erkek işidir” deyip vazgeçmesinler. İş kurmak için maddiyet yeterli değil. Kararlı ve istikrarlı da olunmalı. O yüzden kadınların isterlerse başaramayacakları hiçbir şey olmadığını hepimizi biliyoruz.”


Kaynak: Milliyet