Loading...

ABD-İsrail hattında kriz! İran savaşı çatırdıyor mu: 'Bu bizim planımız değil'

ABD-İsrail hattında kriz! İran savaşı çatırdıyor mu: 'Bu bizim planımız değil'

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıları başladığında Washington ve Tel Aviv’in bir numaralı hedefi, İran’daki mevcut yönetimi devirmekti. ABD Başkanı Donald Trump, İran vatandaşlarına yönelik yaptığı açıklamalarda saldırıların İranlılar için bir ‘fırsat’ olduğunu ifade ederek onlara hükümeti devirme çağrısı yaparken, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da İranlılara rejimi devirme çağrıları yapıyordu. Ancak çatışmaların başlamasının üzerinden yaklaşık 3 hafta geçmişken Washington ve Tel Aviv arasındaki fikir ayrılığı derinleşiyor. Bunun en net örneklerinden biri de geçtiğimiz hafta yaşandı. 


İsrail’in geçtiğimiz hafta İran’ın en önemli doğalgaz sahalarından biri olan Güney Pars Doğalgaz Sahası’na yönelik saldırılarına cevap olarak İran, Katar ve Suudi Arabistan’da bulunan petrol ve doğalgaz tesislerine saldırdı. Enerji tesislerine art arda yapılan saldırılar, enerji piyasalarını ciddi şekilde etkiledi ve fiyatların dünya genelinde artış göstermesine sebep oldu. Güney Pars Doğalgaz Sahası’nın bombalanması, ABD ve İsrail arasındaki görüş farklılıklarının en önemli göstergelerinden biri oldu. 

EKONOMİK ETKİLERİ DEHŞETE DÜŞÜRDÜ 

Trump, İsrail’in gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri bu saldırı hakkında hiçbir şey bilmiyordu ve Katar’ın bu saldırıyla hiçbir şekilde alakası yoktu. ifadelerini kullandı. Ancak Washington Post’a konuşan üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ifadelerini yalanlayarak ABD'nin saldırıya dahil olmadığını ve İsraillilerin Washington'ı saldırı hakkında önceden bilgilendirdiğini söyledi. Washington Post’a konuşan ve ismini vermeyen yetkililer, Trump'ın askerî harekâtın İran rejimine verdiği yıkımın hayranlık verici olduğunu ancak küresel çapta yayılan felaket niteliğindeki ekonomik etkiler sebebiyle dehşet verici olduğunu söyledi. 


İran'ın gerçekleştirdiği son füze saldırılarında Dimona ve Arad şehirlerine düşen füzeler can kaybı ve yaralanmalara sebep oldu

Yetkililere göre İsrail’in Güney Pars Doğalgaz Sahası’na gerçekleştirdiği saldırı, ABD ve İsrail arasındaki görüş ayrılıklarının en net örneklerinden biri. Beyaz Saray, daha önce yaptığı açıklamalarda İran’a saldırıların dört ana hedefi olduğunu belirterek bu hedeflerin İran'ın balistik füze programını ve donanmasını yok etmek, bölge genelindeki vekil güçlerini etkisiz hâle getirmek ve nükleer silah elde edemeyeceğini garanti altına almak olduğunu söylemişti. Ancak İsrail’in savaşın ikinci haftasından itibaren İran’ın petrol ve doğalgaz altyapısına saldırmasıyla birlikte ABD-İsrail ittifakında çatlaklar oluşmaya başladı. Konuya ilişkin konuşan ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, “İsrail, rejim değişikliği için yakıp yıkma kampanyası yürütüyor, bu bizim amacımız değil. Netanyahu, İran'ın ekonomisini mahvetmek ve enerji altyapısını yerle bir etmek istiyor. Trump ise bunu korumak istiyor.” dedi. 

Washington Post’a konuşan yetkililere göre oluşan bu fikir ayrılığının esas sebebi, Netanyahu’nun Trump’ı bir fırsat olarak görmesinden kaynaklanıyor. Buna göre Netanyahu, geniş bir hareket alanı bulunan ABD Başkanı Trump’ın yönetiminden yararlanarak İran’ı 'yok etmek' istiyor. ABD Başkanı Trump, daha önce birçok defa İran’a yönelik saldırıların çok başarılı olduğunu ve yakında sona ereceğini söylemiş olsa da net bir tarih vermek konusunda kaçınıyor. İran’daki mevcut yönetim, çok sayıda üst düzey ismini kaybetmiş olsa da hâlihazırda ayakta duruyor ve savaşın uzaması petrol ve doğalgaz fiyatlarını ciddi şekilde artırmış durumda. Konuyla ilgili bilgi sahibi yetkililerin belirttiğine göre Trump, şu anda İran’a kara birlikleri göndermek de dâhil olmak üzere gerilimi tırmandırma konusunda bir karar vermeyi değerlendiriyor. Yetkililere göre böyle bir hamle Trump için siyasi açıdan riskli olsa da Hürmüz Boğazı'nı açarak petrol fiyatlarında düşüş sağlayabilir. 

DENİZ PİYADELERİ ORTA DOĞU’YA GELİYOR 

ABD’nin İran’a yönelik olası kara harekâtının henüz kapsamı net olarak bilinmiyor. Ancak Pentagon, olası bir operasyon için 11. Deniz Piyade Sefer Birliği’ni taşıyan havuzlu çıkarma gemisi USS Boxer’i Orta Doğu’ya gönderdi. 11. Deniz Piyade Sefer Birliği, toplamda yaklaşık 2 bin 500 personelden oluşuyor. Bu gelişmenin, Pasifik bölgesinde bulunan ve geçtiğimiz hafta 31. Deniz Piyade Sefer Birliği'nin unsurlarını taşıyan havuzlu çıkarma gemisi USS Tripoli’nin Orta Doğu’ya doğru hareket etmesinin ardından gelmiş olması, ABD’nin İran için son derece stratejik öneme sahip olan Harg Adası'nı işgal etmeye hazırlandığı şeklinde yorumlanıyor. Axios'a konuşan yetkililer, Trump’ın Hürmüz Boğazı'nın açılmasını istediğini ifade ederek, Bunu gerçekleştirmek için Harg Adası'nı ele geçirmesi gerekiyorsa bu olacak. Trump Hürmüz kıyı şeridinden bir işgal yapmaya karar verirse, bu da olacak. Ancak bu karar henüz verilmedi. dedi. 

The War Zone’a konuşan eski CENTCOM (ABD Merkez Komutanlığı) komutanı Joseph Votel ise ABD’nin olası kara müdahalesinde birden fazla ihtimal olduğuna dikkat çekerek, Öncelikle Harg Adası'ndan başlayalım. Oraya asker yerleştirebiliriz, havadan indirebiliriz ya da tekneyle de karaya çıkarabiliriz. Ancak oraya asker yerleştirmenin ne gibi bir önemi olduğunu bilmiyorum. İran kıyılarına çok yakın bir alan. Dolayısıyla kesinlikle onların silah sistemlerinin tehdidi altındasınız. Orada çok savunmasız olursunuz. Ve burayı işgal etmenin, zaten bölgede sahip olduğumuz üsler ve benzeri yerlerde elde edemeyeceğimiz herhangi bir taktiksel avantaj sağlayacağından emin değilim dedi ve Harg Adası’nın işgali için 800 ila bin askerden oluşan bir kuvvete ihtiyaç duyulacağını tahmin ettiğini söyledi. 

ABD’nin nükleer tesislere yönelik bir kara operasyonunda sürecin daha da karmaşık hâle geleceğini ifade eden Votel, nükleer tesislerin İran’ın iç kesimlerinde yer aldığını hatırlatarak, İran, Alaska eyaleti büyüklüğünde bir ülke ve nükleer tesisler iç kesimlerinde bulunuyor. Bu tesisler çoğunlukla açık bir ovada yer alıyor, bu nedenle orada doğal arazi koruması çok az. Yani böyle bir operasyonda sahaya konuşlandıracağınız operasyon birliklerine ek olarak, onlar için güvenliği sağlayacak birlikleri de getirmeniz gerekir. Böyle bir durumda da bin ila 4 bin asker arası bir kuvvet bulundurmanız gerekir. Buna ek olarak hava gücü, istihbarat ve keşif birimlerinin de hazır olması gerekir şeklinde konuştu ve en kötü senaryoya hazırlıklı olunması gerektiğini belirtti. 


Kaynak: Milliyet