2 Eylül 2026, 21:28:41
Dolar 48,2973
Euro 55,9665
Altın 6.726,29
BİST 13.967,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 37°C
Parçalı Bulutlu
Denizli
37°C
Parçalı Bulutlu
Per 37°C
Cum 34°C
Cts 34°C
Paz 36°C

İsrail en büyük tesisleri kurdu! Soykırıma hazırlık mıydı: Tevrat’a meydan okuyorlar

7 Ekim’den bu yana Gazze’de süren soykırımın perde arkasında vadedilmiş topraklar iddiasından başka amaçlar da vardı. Bu yılın Ocak ayında Davos’ta imzalanan projede Gazze’de masumların gözyaşları ve cesetleri üzerine bir tatil merkezi kurulması, o acı dolu topraklarda gökdelenlerin yükselmesi planlanmıştı. Maliyeti bile çıkarılan proje, aslında 7 Ekim 2023’te her şey başlamadan önce planlanmış. Siyonistler gizli isimlerle yürüttükleri hayalleri için dev tesisler kurmuş!

İsrail en büyük tesisleri kurdu! Soykırıma hazırlık mıydı: Tevrat’a meydan okuyorlar
15.08.2026 07:33

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – ABD Başkanı Donald Trump, 2’nci kere başkan olmasının hemen ardından yapacağı projeleri de tanıtmaya başlamıştı. Elon Musk ile sıkı başlayan iletişimleri, Netanyahu ile ortaklık edilen projelere uzanmıştı. Özellikle de 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’de yaşanan soykırımı ‘dünyanın en güzel tatil merkezlerinden birini inşa ederek’ örtmek istiyorlardı. Çocukların gözyaşlarıyla ıslanan, darmadağın hayatlara ev sahipliği yapan ve enkaza dönen Gazze’yi bir tatil köyüne çevirip, gökdelen ve lüks sahillerle donatma fikri bu 3 kişiye çok cazip geliyordu. Hatta yapay zeka destekli tanıtım filmleri bile piyasaya servis edilmişti. Böyle bir fikir bir anda ortaya çıkmış olamazdı. Zaten yıllardır süren soykırımın amaçları ve sonuçları da tek bir hedef için değildi. İşgalci İsrail, Gazzelileri evlerinden etmiş, ‘vadedilmiş topraklar’ iddiasıyla topraklara Yahudileri yerleştirmişti. Nüfusu 15 milyonu bulmayan İsrailliler için Gazzeliler ‘kurban’dı. Gerçek anlamda Siyonizm, kendisi dışındaki herkesi ‘goyim’ yani ‘ibadet için kurban’ olarak görüyordu. Onların hüznü ya da ölümü de haliyle Siyonistlerin ibadetinin bir parçasıydı. Gazze’de kurulacak Siyonist yerleşim için de bir hayli istekli olan Netanyahu ve işgalciler, uzun yıllar boyu derin bir hazırlık süreci içindeydiler. Kendi yerle bir ettikleri betonarmeleri kendi inşa edecekleri yenileri için toplama ve dönüştürmeleri gerekiyordu. Siyonistler 7 Ekim 2023’ten birkaç hafta önce bunu da halledip, soykırıma öyle başlamışlardı!

YIKTIKLARINI YENİDEN İNŞA ETMEK İÇİN ENKAZI KALDIRMALARI GEREKİYOR! NASIL?

Enkaz kaldırma çalışmaları hayli zahmetli ve maliyetli işlerdir. Hele ki yıkım tüm bir şehre yayılmışsa… Mesela ülkenizi ve hayatınızı işgal etmek isteyen Siyonistlere karşı mücadele eden bir Gazzeliyseniz, sevdiklerinizin cansız bedenleri de o molozların arasında aylarca yıllarca kalıyor, eviniz başınıza yıkılıyor, silahsız yavrularınız kurşuna dizilip sevdikleriniz idam bekliyor olabilir. Üstelik sizin topraklarınız size sormadan yeniden inşa edilip Siyonistlere eğlence merkezi yapılmak üzere projelendiriliyor olabilir. İsrail güçlerinin iş makineleri arasında kan ve cesetler olan enkazları kaldırıp karanlık bir ‘eğlence merkezi’ için çalışıyor olabilir. Her şey olabilir de, haksızlığın bir sonu olmaz mı? Dünyanın Gazze konusunda kenetlendiği, yardım için seferber olduğu söz konusuysa zalimlerin planları da yerle bir olabilir. Yani bugün Gazze’de olanların da bir sonu olabilir!

Ancak şimdilik, devran dönene dek, İsrail’in yıkımı ve yeniden inşaya hazır hale getirme sürecinin devam ettiği Gazze’deki enkaz kaldırma, yıkım ve arazi düzleştirme faaliyetleri ağırlıklı olarak İsrail Savunma Bakanlığı ve ordusunun (IDF) koruması altında çalışan özel sivil müteahhitlik ve mühendislik şirketleri tarafından yürütülüyor. İsrail güvenlik bürokrasisi, Gazze’yi yeni projelere hazırlamak amacıyla büyük ölçekli yıkım firmalarıyla müzakerelerini sürdürüyor. Bir İsrail şirketi, Gazze’nin kuzeyinde yıkım operasyonları yürütmek üzere sivil işçiler istihdam eden ilk belgelenmiş özel şirketlerden biriydi. Güvenlik nedeniyle isimleri gizli tutulan, ancak ordu koruması altında her gün yüzlerce ağır iş makinesiyle Gazze’de yıkım yapan sivil taşeron firmalar da buna destek oluyordu. Sınır hatlarında özel yükleniciler tarafından işletilen dev beton santralleri kuruluyor ve ağır hasarlı ya da temizlenmek istenen bölgelerdeki binalar sivil yükleniciler tarafından yıkılıyordu. Gazze’de oluşan milyonlarca tonluk beton enkazı, yani Gazzelilerin evleri, İsrailli şirketler tarafından özel makinelerle öğütülerek ikincil yapı malzemesine dönüştürülüyordu. Bu malzemelerin yeni yolların yapımında veya yeni altyapı projelerinde kullanılması planlanıyordu. Sınırda faaliyet gösteren taşeron beton şirketleri, askeri operasyonlarca tespit edilen yer altı tünellerini tamamen kapatmak ve kullanılmaz hâle getirmek için devasa miktarlarda beton üretip sahaya pompalıyordu. Bunları yaparken Siyonistlerin aklında ise tek bir hayal vardı!

İŞGALİN PERDE ARKASI! HAYALLERİNDEKİ TATİL KÖYÜ İÇİN MİYDİ?

Gazze soykırım yaparken yılları ve yuvaları da yerle bir eden Siyonistlere karşı dimdik duruyordu. Dünya Gazzelilerle gönül gönüle vermiş, filo filo yardım gönderiyordu. Hiçbirinin umudun savaşçılarına ulaşmayacağını bile bile… Dünyanın dört bir yanında Gazzelileri destekleyen protestolar yayılıyor, birileri soykırıma ses çıkarıyordu. Bir yandan da İsrail’in ‘haklı savunması’ olduğunu savunan, silahsız masumların ölümüne göz yuman ‘büyükler’ vardı. Devlet yöneticileri, iş insanları, kanaat önderleri İsrail’i savunan, hatta bebeklerin cesetleri üzerine eğlenceli merkezleri kuran zihniyeti destekliyordu. Çalışmalar ve projeler, Gazzelilerin acıları üzerine inşa ediliyordu. Öyle ki bunlar öyle basit birkaç fikir de değildi. Dünyaya yön veren liderlerin tanıtım kampanyaları, dünyanın en önemli zirvelerinde milyonlarca dolarlık imzaları Gazze’nin kumsallarına koca bir karanlık gibi çökmüştü. Ocak 2026’da, ABD destekli ‘Yeni Gazze’ planı, kıyı turizmi bölgeleri, yüksek katlı oteller, bir havaalanı ve bir liman içeren bir proje olarak Dünya Ekonomik Forumu’nda sunuldu. Davos daha önce de Gazze için kirli planların yapıldığı bir platformdu. Bu onlar için ilk değil ama Gazze’nin esas sahipleri için sondu.

Sergilenen görsellerde Akdeniz kıyı şeridi boyunca 170 ila 180 lüks gökdelen, konut kompleksi ve teknoloji veri merkezine yer verilmişti. Bu karanlık ‘eğlence’ projesinin maliyeti bile hesaplanmıştı. Davos’taki destekçiler, bölgenin tamamen yeniden yapılandırılması için 25 milyar doları aşan, yatırım öngörüyordu. Tabii bu finansal maliyetti. Gazze’de milyarlarca dolar harcansa da onarılamayacak yaralar açılmış, açılmaya da devam ediyordu. Hastaneler bombalanıyor, bebek ve kadınlar öldürülüyor, erkekler idam ediliyordu. İsrail’e dur demek isteyenlere inat ABD ve Siyonistler hayallerini kurdukları ‘Yeni Gazze’ için yıkımı bir dakika durdurmuyordu. Saldırıların perde arkasında vadedilmiş topraklar iddiası vardı. Siyonistler kendilerine göre kutsal olanı yaparken, Tevrat’ın ilk 10 emrinden biri olan ‘öldürmeyin’ maddesini çiğnemekten geri durmuyordu. Tevrat’ta kan, yaşamın simgesiydi. Haksız yere dökülen kanın da ‘topraktan Tanrı’ya haykırdığı’ yazıyordu. Ancak Siyonistlere göre Gazzelilerin kanı, haksız yere dökülmüyordu. Yiyecek ekmek bulamayan çocuk ve kadınların, kendilerine silah doğrultan teröristler olduğunu savunan İsrail, kirli emellerinden vazgeçmiyordu.

İSİMLERİ GİZLİ: HEPSİNİ İSRAİL SEÇİYOR! ÇOKTAN BAŞLAMIŞLAR

Duvarlarında Gazze’nin acı çığlıklarını duyacakları gökdelenler için önce kendi yaptıkları enkazı toplamak zorunda olan Siyonistler, bunun için çoktan hazırlıklara başlamıştı. 3 Ağustos tarihli bir habere göre “İsrail güçleri, İsrailli sivil yüklenicilerle birlikte, Gazze Şeridi’nde yıktıkları mahalle ve tesislerin enkazını temizlemek ve askeri kontrolleri altındaki bölgelerden Şeridin dışına taşımak için geniş ve organize bir operasyon yürütüyor.” İsrail basınındaki raporlara göre, İsrail güvenlik kurumları Gazze Şeridi’ndeki yapıların geniş ölçekli yıkımı, molozların taşınması ve arazinin yeni konut/altyapı projeleri için düzleştirilmesi amacıyla İsrail menşeli şirketlerle müzakereler yürütüyor ve çalışacak kişi ve kurumları isimlerini gizli tutarak bizzat seçiyordu. Arasından masum bedenler çıkan enkazları bir bir kaldırıyordu. İsrail’in yasadışı askeri kontrolü altındaki bölgelerde (Gazze’nin yaklaşık %66’sı) en az 10 milyon ton molozun kaldırıldığı, ezildiği veya orijinal yerlerinden taşındığı tahmin ediliyor. Siyonistler bu molozları ortadan kaldırmak ve kullanılabilir bir şekle dönüştürmek için bile çoktan plan yapmışlardı. Yakıp yıkacakları günlerin hayallerini kuranlar, inşa edeceklerinin de hayallerini kurmuş olacak ki, inşaat konusunda küresel bir güç olan şirketler beton geri dönüşüm tesisleri açıp, var olanların kapasiteleri 2’ye 3’e katlanmıştı. İsmini eski Siyonist başbakanları Ariel Şaron’dan alan park, geri dönüşüm tesisi olarak tam kapasite çalışmaya başlamış ve İsrail büyük bir dönüşüm potansiyeli olan, 500-600 bin tonluk atığı işleyebilen sistemlerini devreye almıştı. Üstelik de bunu 7 Ekim 2023’te başlayan saldırılardan kısa bir süre önce yapmıştı. 2023’ün Eylül ayında sistem tamamen devreye alınmıştı.

İsrail’deki şirketlerin ve lisanslı tesislerin toplam inşaat atığı, hafriyat ve beton geri dönüşüm işleme kapasitesi yıllık yaklaşık 3,5 ila 5 milyon ton arasındaydı. İsrail genelinde her yıl yaklaşık 7,5 milyon ton inşaat ve yıkım atığı çıkıyordu. Bu atıkların yaklaşık yüzde 50 ila 70’i lisanslı ve yetkili geri dönüşüm tesislerine ulaşıyor ve ikincil hammaddeye (kırma agrega, dolgu malzemesi, alt temel) dönüştürülüyordu. Geriye kalan yaklaşık 1,5 milyon tonluk kısım ise yetkisiz alanlara dökülüyordu. Türkiye’de her yıl çıkan molozlar bunun 50 katı kadardı. Özellikle 6 Şubat Depremleri’nden sonra bir süre çok daha yüksek olan atık miktarı 200 milyonu bulmuştu. Bu atıkların yüzde 5’i yani 10 milyonu geri dönüştürülebilmişti. Türkiye yüzölçümü olarak İsrail’in 35 katından daha büyüktü. Ancak neredeyse aynı miktarda moloz geri dönüştürülmüştü. Daha dikkat çekici yanı nasıl aynı miktarda moloz çok daha küçük topraklardan çıkmıştı? İşte burada siyonizmin kirli oyunları, masum Gazzelilerin gözyaşları o betonlar arasından dünyaya haykırıyordu. Orta Doğu’yu önce enkaza sonra Siyonizmin üssüne dönüştürmeyi amaçlayanlar, bugün o tatil köyü için belki de hazırlıklara çoktan başlamıştı.

Kaynak: Milliyet

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.