9 Eylül 2026, 11:37:55
Dolar 48,4772
Euro 56,4620
Altın 6.860,39
BİST 14.405,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 35°C
Açık
Denizli
35°C
Açık
Per 37°C
Cum 38°C
Cts 38°C
Paz 37°C

“İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” davasında Murat Ongun iddiası: ‘Patronun firması”

“İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü”ne ilişkin 51’i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 77. duruşmasında bir kısım tutuksuz sanıkların savunmaları alındı. Etkin pişmanlıktan yararlanan İBB’de Reklam Yönetimi Müdürü tutuksuz sanık Adem Tuncay, savcının “Reklamist işlerini Murat Ongun mu takip ediyordu?” sorusuna “Kağan Bey defalarca Murat Bey’in patron firma olduğunu söyledi, bu yüzden taleplerine farklı yaklaşılırdı” yanıtını verdi.

“İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” davasında Murat Ongun iddiası: ‘Patronun firması”
09.09.2026 10:54

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, firari sanık iş insanı Murat Gülibrahimoğlu’nun şoförü olan tutuksuz sanık Semih Bilgin savunma yaptı. Sanık Bilgin’in savunması sırasında, tutuklu sanık İBB iştiraki Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker fenalaştı. Türker’e sağlık ekipleri duruşma salonunda müdahale etti.

ADEM TUNCAY: ÜZERİMDE BASKI KURULMAYA ÇALIŞILDI

Tutuksuz sanık İBB’de Reklam Yönetim Müdürü Adem Tuncay belediyede varlığı iddia edilen yapıdan çok daha öncesinde, 2006 yılında çalışmaya başladığını söyledi. 2022 tarihinde müdür olarak atandığını, gözaltına alındığı tarihe kadar fiilen görevini sürdürdüğünü belirten Tuncay, “Cezaevinde bulunduğum süreçte başkanım, özellikle Hakan Karaköse’nin tahliye edilmesinden sonra, bugüne kadar beni hiç ziyaret etmeyen belediyenin üst düzey, kendilerini meclis üyesi olarak tanıtan kişiler, hatta bir iki tane de milletvekili birebir ziyaretime gelmeye başladılar. Bunlardan birisiyle görüştüm, birisiyle görüşmek istemediğimi de bir dilekçe yazarak cezaevi yönetimine bildirdim.” diye konuştu.

Tuncay, devlet memuru olduğunu ve hiçbir siyasi partiye aidiyetinin bulunmadığını savunarak, şu iddialarda bulundu: “Hatta şöyle de bir durum var. İsmini Ülkü olarak hatırladığım, şu an soyismini hatırlayamadığım biri, kendisini meclis üyesi olarak tanıtan bir hanımefendi de beni cezaevinde Karaköse’nin tahliyesinden sonra ziyaret ettiğinde, özellikle Karaköse’nin ifadesinin bana ulaşıp ulaşmadığını, ‘Ne söylemiş olabilir ki, iftira atmıştır.’ şeklinde birtakım beyanlarda bulunduktan sonra, konuyla alakasız bir şekilde bana belediye lojmanında oturup oturmadığımı sordu. O günkü şartlarda bu durumun konuştuğumuz konuyla çok bir alakası bulunmuyordu. Bunu sıradan bir merak sorusu olarak da algılamadım. Yaşam alanımın bilindiğini, aile düzenimin bilindiğini böyle hissettiren üstü kapalı bir mesaj olarak algıladım. Yani özetle Hakan Karaköse’nin tahliyesinden sonra bana dolaylı bir böyle telkin ve üzerimde baskı kurulmaya çalışıldı.”

ZORLAMA OLMADI

Savcılığa kendi iradesiyle başvurduğunu söyleyen Tuncay, “Başvurma gerekçem de şu şekildedir, cezaevi sürecinde yaşadığım bu durumları çok düşünme fırsatım oldu. Zaman içerisinde avukatımla yaptığım görüşmeler, dosyaya ilişkin edindiğim yeni bilgiler neticesinde kendim savcılık makamına bir dilekçeyle başvurdum ve bildiklerimi anlatmaya karar verdim. Savcı bey tarafından da hiçbir şekilde kimsenin ismini vermem konusunda bir zorlama yapılmadı bana.” beyanında bulundu.

Tahliye edildikten sonra görevine dönmek için İBB’ye yazılı bir dilekçeyle başvurduğunu ancak bugün hala görevine başlatılmadığını belirten Tuncay, bu davadan tahliye edilen birçok üst bürokratın görevine başlatıldığını, kendisine ise “Hukuki süreç devam ettiğinden uygun görülmemiştir” şeklinde dönüş yapıldığını dile getirdi.

Tuncay, eşinin de 2008’de İBB’de çalışmaya başladığını, 2019’dan, yeni yönetimden sonra çok ciddi sıkıntılar yaşamaya başladığını ve yaklaşık 13 yıldır emek verdiği işinden çıkarıldığını söyledi.

İddianamede ana ihaleden sonra gerçekleştiği iddia edilen birtakım iddialar bulunduğunu ifade eden Tuncay, “İşte iştirak şirketlerinin yaptığı alt ihalelerden, muvazaalı olduğu ileri sürülen yan tekliflerden, işi alan firmalardan, paraların bir sisteme aktarıldığından ve daha sonraki aşamalarda gerçekleştiği ileri sürülen başka başka işlemlerden söz edilmektedir. Yani eğer sonraki süreçlerde birileri bu sistemin bir açığı varsa ve bunlardan yararlandıysa, birileri bir menfaat elde ettiyse veya iddianamede ileri sürüldüğü gibi başka başka birtakım işlemler yapılmışsa bile, bu konularla benim hiçbir bilgim ve ilgim bulunmamaktadır.” savunmasını yaptı.

“PATRONUN FİRMASI” İDDİASI

Cumhuriyet savcısının, “Bu yapılmayan işlerle ilgili fatura meselesi nasıl olurdu?” sorusuna sanık Tuncay, “iştirak şirketine bir para aktarıldı” gibi serzenişlerde bulunduğunun söylendiğini anlattı.

Tuncay, Cumhuriyet savcısının, “Reklam yerleriyle ilgili değeri yüksek olan yerlere göz yumulduğundan bahsediyorsunuz. Daha sonraki süreçte Murat Ongun’un bu alanların, bu reklamların indirilmemesi yönünde Kağan Sürmegöz aracılığıyla zabıtaya talimat verdiği şeklinde beyanınız var.” demesi üzerine, “Doğrudur. Yönetmelik gereği reklam izni vermek mümkün olmayan yerlerde oluyordu. Bunların bir kısmı da ecrimisil dosyası adı altında zaten yürütülürdü. Bunlarla alakalı zabıtadan zaman zaman kaldırmayla ilgili talepler de gelirdi. Kaan Bey bunların kaldırılması veya kaldırılmaması yönünde bir tasarrufta bulunurdu. Veya bunu ‘Önce iletişimle görüşeceğiz.’ deyip bekletir gibi durumlar yaşanıyordu.” ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine savcının, “Yani Kağan Sürmegöz üzerinden bir talimat veriliyordu zabıtaya Murat Ongun tarafından, bu yerlerle ilgili?” sorusunu sorduğu Tuncay, “Evet, özetle.” cevabını verdi.

Cumhuriyet savcısının, “Reklamist’e ilişkin anlatımlarınız var. Bu Reklamist’in işlerini Murat Ongun’un Kağan Sürmegöz üzerinden takip ettiğini ifade etmişsiniz. Bu takip nasıl oluyordu?” sorusuna sanık Tuncay, “Bu Reklamist’in işleriyle alakalı Kağan Bey defalarca bize bunun patron firması olduğunu söyledi.” dedi.

Savcının, “Patrondan kastı?” sorusuna ise sanık Tuncay, “Murat Bey. Yani Murat Bey’e patron diye hitap ederdi zaman zaman. O ‘patron firması” denilmişliği defalarca söylemişliği vardır. Bu şirketin işleri de yine dediğim gibi talepleri geldiği zaman biraz daha farklı bir tarzda yaklaşılırdı.” diye konuştu.

Tuncay, cumhuriyet savcısının, Modyo ve Reklamist arasındaki bir anlaşma konusunu detaylandırmasını istemesi üzerine, şunları söyledi: “Modyo aslında 2015 yılında yapılmış bir araç içi dijital ekran ihalesi. Yaklaşık da 20 yıllık bir ihale, 2035’te sona erecek. Modyo’nun ihalesinin kapsamına giren bazı hatlar var ve bunlar ilk ihale olduğu için biraz daha değerli. Bir de bundan sonra peyderpey yeni açılan metro istasyonlarındaki yeni ortaya çıkan yeni hatlar var. Biz buralarla ilgili de ihale yaptık ama bunların tamamı da değersizdir de demek istemiyorum, değerli lokasyonlu yerler de vardır. 2020’den sonra özellikle bu dijitalle alakalı kısımlara genelde Reklamist firması talip olur ve bu işleri de alt yüklenici, iştirak şirketinden alırdı. Daha sonraki süreçlerde Reklamist bazı değerli olmayan lokasyonları, yeterli kar sağlayamadığı gibi gerekçelerle işletmek istemediği için ama ihaleyi de almış olduğu için değersiz kısımlarını özellikle Modyo’ya bir kiralama yaptırılırdı. Modyo buna aslında biraz mecbur edilmek zorunda kaldı diyebilirim yani.”

Savcının “Burada amaç Reklamist’in karlarını katlamak mı?” sorusuna sanık Tuncay, “Reklamist’in tabii.” yanıtını verdi.

MURAT ONGUN: İBB LOJMANINDA YAŞIYORSUNUZ

Söz verilen tutuklu sanık Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un, “Sizi 20 yıldır çalıştığınız belediyede müdür yapan, size lojman veren Ekrem İmamoğlu örgüt lideriyse, örgütün üyesi olursunuz. Lojmanınızı ve makamınızı veren kişi olarak. Şu anda da hala İBB lojmanında yaşıyorsunuz. Kimse de size kötülük yapmıyor.” demesi üzerine sanık Tuncay, “Çok güzel yapıyorlar onu da söyleyeyim de şimdi yapmıyor demeyin.” dedi.

Bunun üzerine Ongun, “Yapsalar atarlar lojmandan.” ifadesini kullandı.

Sanık Tuncay da “Çalışıyorlar merak etmeyin, onunla ilgili de çalışıyorlar. Sürekli bir baskı altındayım oturduğum lojmanla ilgili zaten. Bu konuyu ben dile getirmemiştim ama açtığınız için getireyim. Ayrıca bu belediyenin herhangi bir yöneticisinin lojmanı falan da değil, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin lojmanı. Yani burada oturan sadece tek memur ben değilim, orada oturan bir sürü memur var belediyenin.” diye konuştu.

‘İHALELERİN TAMAMI BELGELİ’

Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak tahliye edilen tutuksuz sanık Eyüp Subaşı savunmasında, “Panoffect Medya, kamu kaynaklarından kuruş almadan ticari riske atarak kurduğum bir şirkettir. Girmiş olduğumuz ihalede şimdiye kadar Kültür A.Ş.’ye, kamuya, belediyeye toplamda 682 milyon kira ödedik. Ayrıca Panoffect Medya şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde, 2 milyarlık bir yatırım yaptık. Kamu zararı bunun neresinde var? Buna rağmen bugün hem kamu zararına sebep olmakla hem de dolandırıcılıkla suçlanıyor olmanın vebalini üzerimde taşıyorum. İddianamenin temelini şirketlerim ile İBB ve iştirakleri arasında yapılan ihaleler oluşturmaktadır. Bu ihalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir. Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi’nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırı’nda Murat Ongun ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri dikte edildi. Emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. İşimin elimden alınacağını düşünerek uykusuz geceler geçirdim.

Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma, Nihat Sütlaş ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için ticari enkazdı. Devir rakamında zaten anlaşamayacağımız için isteksiz olmam nedeniyle bu görüşmelerde masadan kalktım. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim. Aslında şifahen 75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Ongun’un yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi ve Kültür A.Ş.’ye borcumuza mahsuben devir rakamı komik bir rakamla kabul etmek durumunda kaldık. Üstelik bu sadece o dönemin şartlarıyla 1 yıllık kira rakamımıza tekabül ediyordu. Etkin pişmanlık kapsamında, ticaretimi sürdürürken karşılaştığım sistemin ve benden istenenleri, maruz kaldığım baskıları anlattım. Ben ifademin genel hatlarıyla ve içeriği itibarıyla arkasındayım. Ancak ifademin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını kabul etmiyorum. Mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım” dedi.

‘DANIŞMANLARIN AĞZINDAN DUYDUM SİSTEM DENİLİYOR’

Mahkeme başkanı Subaşı’na “Sistemle ne kastediyorsunuz? Bu kelimeyi kim kullanıyordu?” sorusunu sordu. Subaşı, “Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir sistem olduğunu çıkarabiliyoruz. Bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor” dedi.

Çapraz sorgunun tamamlanmasının ardından Tuncay’ın avukatının beyanı dinlendi. Bu arada, yaklaşık 14 saat süren duruşmada 6 tutuksuz sanığın savunmasının da alınmasıyla, davada toplam 108 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu.

Kaynak: Milliyet

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.