‘Aynı mavinin altında’ değişmeyen sorular
İstanbul Modern’in yeni koleksiyon sergisi “Aynı Mavinin Altında” 1940’lardan günümüze uzanan süreçte sanatçıların savaş, doğa, sanat, zanaat, kent ve mimari gibi konulardaki sorgularını hatırlatıyor
Seray Şahinler – Koleksiyon sergileriyle kurulduğu günden beri izleyicisinin ilgisini dinç tutmayı başaran İstanbul Modern’in 10’uncu koleksiyon sergisi “Aynı Mavinin Altında” kapılarını açtı. Türkiye’den ve dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıların yapıtlarını bir araya getiren seçki, 1940’lı yıllardan günümüze uzanan geniş zaman aralığında üretilmiş yaklaşık 240 yapıtı ve 129 sanatçıyı buluşturuyor.

Küratörlüğünü müzenin artistik direktörü Çelenk Bafra ile küratör Deniz Pehlivaner’in üstlendiği serginin asistan küratörlüğünü Naz Uğurlu Benek, yapım yöneticiliğini ise Selen Erkal yürütüyor.
80 yıllık sorgulamalar
1940’lar, yalnızca savaşın getirdiği sancılı dönemlere değil aynı zamanda birçok alanda yeni kavram ve tartışmaların ortaya çıkmasına sahne oldu. Soruların beraberinde getirdiği sorgulamalar, sanat, çağdaş, modern, koleksiyon, sanatçı ve üretim gibi kavramların yeniden ele alınmasına zemin hazırladı.
Sergi de 1940’lardan başlıyor ve 2000’li yıllara uzanan süreçte Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın gelişimini takip ediyor. Soyut sanatın erken örneklerinden figüratif anlatımın farklı biçimlerine uzanan seçki, sanatçıların değişen estetik arayışlarını ve Türkiye’nin dönüşen toplumsal, kültürel ve politik iklimini görünür kılıyor. Sanatçılar sadece temsil ettikleri dönem ya da akımla değil, birbirlerinden devraldıkları mirası, bazen kopuşu bazen sürekliliği takip ediyor. Nejad Melih Devrim ile Adnan Çoker’i bu zeminde pekâla buluşturabilirsiniz.
Zeid’in zihin haritası
Önceki koleksiyon sergisinde sizi karşılayan Zeid’in yine aynı köşede oluşu, ziyaretçiye ‘yerimdeyim’ hissi veriyor. Bu kez Zeid’in 1940’lardan 1970’lere uzanan süreçte figürden soyuta doğru ürettiği yapıtlardan oluşan bir kesit var aynı duvarda. Böylece sanatçının zihin haritasına girip hemen yanında duran “Cehennemim”in anlatısını açabilirsiniz.
Aliye Berger, Yıldız Moran, Şükriye Dikmen, Füreya Koral ve Bedia Güleryüz’ün eserlerini buluşturan köşe ise “Bu dönemde kadın sanatçılar ne yapıyordu” sorusuna güçlü cevaplar sunuyor.
Akabinde ‘50’lerden itibaren büyüyen şehirler, çarpıklaşmanın mimarideki ilk örnekleri, artan iç göç, askeri çalkantılar, Neşet Günal, Neş’e Erdok, Cihat Burak, Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi ustaların gözünden ve fırçasından, yansıyor salonlara.
Farklı kuşaklar aynı sorunlar
2000 sonrası üretimlere odaklanan ikinci bölüm ise kronolojik bir dizilim yerine tematik başlıklar etrafında şekilleniyor.
Farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan sanatçıların yapıtlarını bir araya getiren bu bölümde, farklı teknik ve yaklaşımlar; savaş ve şiddet, toplumsal cinsiyet ve beden, sanat ve zanaat, kent ve mimari, ekoloji ve doğa gibi güncel meseleler etrafında buluşuyor.
Farklı dönemlerde ve bağlamlarda üretilmiş yapıtları ortak bir zeminde buluşturan mavi; denizleri, ufukları, düşleri, özgürlüğü, mesafeleri ve yakınlaşmaları çağrıştırıyor ve serginin kapsayıcı çerçevesini oluşturuyor. Fakat buradaki “Aynı Mavinin Altında” ifadesi romantik bir gönderme değil; aynı gökyüzünün altında toplumsal hafızada iz bırakan meseleler, sonuçlanmamış tartışmalar, kadın, kimlik ve şehir gibi konuları sorgulamaya devam ediyor.
Düşünsel yapılar kuruyor
İstanbul Modern Artistik Direktörü Çelenk Bafra, “Müze koleksiyonlarını, bir kurumun geçmişi nasıl okuduğunu, bugünü nasıl yorumladığını ve geleceği nasıl tahayyül ettiğini görünür kılan düşünsel yapılar olarak ele alıyoruz” derken eş küratör Deniz Pehlivaner ise “Sergide öne çıkarmaya çalıştığımız başlıklar arasında sanat tarihsel ilişkiler, sanatçılar arası bağlantılar ve kadın sanatçıların görünürlüğü yer alıyor” ifadelerini kullanıyor.
Kaynak: Milliyet