Uzmanlar, Türkiye-Pakistan-Mısır-S. Arabistan toplantısını değerlendirdi! Küresel dengelere bölgesel dokunuş
AYDIN HASAN - ASENA YATAĞAN / ANKARA - Türkiye’nin “bölgesel sorunlar karşısında bölge ülkelerinin inisiyatif alması” tezine dayalı dış politika anlayışı, uluslararası alanda karşılık bulmaya başladı. Türkiye’nin inisiyatifi ile Gazze sorununa diplomatik çözüm için 2023’te başlatılan girişimler sonucunda fiilen Türkiye-Pakistan-Mısır ve Suudi Arabistan’dan oluşan bir platform ortaya çıktı. Dörtlü platform, pazar günü İslamabad’daki dışişleri bakanları toplantısı ile yeniden dikkat çekti.
Savaş konuşuldu
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yanı sıra Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, S. Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati’nin katıldığı toplantıda; ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaşın sona ermesi ile daha fazla yayılmasını engellemenin yolları ele alındı. Öte yandan Fidan dün, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile de telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Bu gelişmeler, “Artık küresel ittifaklar yerine bölgesel ittifaklar mı ortaya çıkmaya başladı? Bunun bölgesel ve küresel etkisi ne olur? Bu ittifak genişleyebilir mi?” sorularını da gündeme taşıdı. Uzmanlar, konuyu Milliyet’e değerlendirdi...

‘ABD’Yİ DİZGİNLEME ARAYIŞI’
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker: Dört ülke esas itibarıyla savaşın etkisini en fazla hisseden veya hissetme noktasına gelmiş ülkeler. Suudi Arabistan’ın İsrail’le yaptığı İbrahim Anlaşmaları havada kaldı. Pozisyon değiştiriyor. Mısır tedbirler alıyor, enerji kullanımını kısma gibi adımlar atıyor. Pakistan zaten Afganistan’la başka bir sıkıntı içinde. Türkiye denge unsuru. Türkiye açısından henüz bir şey yok ama risk var. Bu ülkeler bir araya gelerek Amerika’yı da bir noktada dizginleyebilecek barışçıl bir tutumla süreci yürütebilir miyiz arayışı içinde. ABD ile İran arasında mekik diplomasisi gibi bir yöntemle bir ortak zemin bulunabilir mi diye bakılıyor. Bu yapı bir ittifaktan çok, zorunluluktan doğan birlikte hareket etme durumu. Bu şekilde devam ederse başka ülkelerin de katılması mümkün olabilir ama bu daha çok diplomatik bir genişleme olur. Askeri bir ittifak olması mümkün değil. Bu dört ülkenin ortak noktası İsrail’in hata yaptığı ve ABD’nin daha ileri gitmemesi gerektiği yönünde. Yani bunlar savaşın içinde yer almak istemiyor.
‘KÜRESEL SONUÇLAR DOĞURABİLİR’
Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Hüsamettin İnaç: Yalnızca bölgesel değil, küresel sonuçlar doğurabilecek nitelikte bir adım. Bu ülkelerin bir araya gelerek oluşturduğu sinerji, ciddi bir jeopolitik çarpan etkisi yaratma potansiyeline sahip. Yeni dönemde, küresel bir hegemon güç etrafında şekillenen uluslararası düzen yerine, bölgelerin kendi öncelikleri ve sorunları etrafında birleştiği, bölgesel temelli yeni bir uluslararası düzen anlayışının öne çıktığı görülüyor.
‘ARABULUCULUK YAPMAK İSTİYORLAR’
Bilgi Üniversitesi’nden Emeritus Prof. Dr. İlter Turan: Toplantının sadece tarafların kendi isteğiyle yapılıp yapılmadığını, başka ülkelere bilgi verip vermediklerini bilmiyoruz. O bakımdan kendiliğinden gelişen bir bölgesel inisiyatif olarak değerlendirilmesi konusunda aceleci olmamak lazım. Şu an bölgede savaşın yayılmasını istemeyen ve arabuluculuk yapmak isteyen ülkelerin bir araya geldiği bir toplantı gibi görünüyor.
500 milyonluk nüfus ve ötesi
Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan’ın toplam nüfusu 500 milyona yaklaşıyor. Türkiye’nin Türk dünyası, Suriye ve Balkan coğrafyasındaki; Mısır ile Suudi Arabistan’ın 400 milyonluk Arap dünyasındaki; Pakistan’ın Güney Asya Müslümanları ile diaspora üzerindeki etki alanı, dört ülkenin gücünü bu nüfusun daha ilerisine taşıyor.
TÜRKİYE: Yaklaşık 86 milyon nüfusa sahip. Satın Alma Gücü Paritesi (SAGP) bakımından dünyanın 11. büyük, nominal GSYİH bakımından ise 17. büyük ekonomisi. NATO’nun en büyük ikinci ordusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyanın en güçlü sekizinci ordusu. Milli muharip uçak KAAN ile uçak gemisi projeleri sürerken, Altay tankınının seri üretimi başladı. SİHA alanında lider ülkelerden biri.
PAKİSTAN: 258 milyon nüfus ile dünyanın en kalabalık beşinci ülkesi. Türkiye ile tarihten gelen güçlü bağları var. Aynı zamanda Çin ile köklü ilişkilere sahip. Dünyanın en güçlü 13. ordusu. Yaklaşık 180 nükleer savaş başlığına sahip olduğu belirtiliyor. Nominal GSYİH bakımından dünyada 38-46. sıralar arasında, SAGP bazında ise dünyanın 22. veya 23. büyük ekonomisi.
MISIR: 120 milyon nüfus ile Arap dünyasının en kalabalık ülkesi. Afrika’nın en büyük üç ekonomisinden biri. GSYİH açısından dünya sıralamasında yaklaşık 44. sırada. Stratejik Süveyş Kanalı’nı kontrolünde tutuyor. Dünyanın en güçlü ordusuna sahip ilk 15 ülke arasında.
SUUDİ ARABİSTAN: SAGP bazında 14. büyük, nominal olarak ise 19. büyük ekonomi. Dünyadaki kanıtlanmış petrol rezervlerinin yüzde 18’ine sahip. Dünyanın en güçlü 25. ordusuna, özellikle ABD ve Avrupa menşeli en modern hava savunma sistemleri ile savaş uçaklarına sahip.
Dünyada da konuşuluyor
İslamabad’daki dörtlü toplantı, dünya basınında da önemli ölçüde yer buldu.
The Wall Street Journal gibi ünlü Amerikan yayınları, Fidan’ın katılımını bölgesel diplomasi trafiğinin artması ve enerji güvenliği ile Hürmüz Boğazı riskleri çerçevesinde ele aldı.
Avrupa basınında BBC, Le Monde ve Der Spiegel gibi yayınlarda toplantı, Türkiye’nin bölgesel rolü ve Avrupa ile ilişkileri bağlamında değerlendirildi.
Rus basınında toplantı, bölge ülkelerinin ortak hareket etme kapasitesi ve çok kutuplu dünya düzeni vurgusuyla haberleştirildi.
Çin’den CGTN, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning’in değerlendirmesine de yer verdi. Sözcü, Orta Doğu’daki gerilimleri azaltmaya ve diyaloğu yeniden başlatmaya yönelik tüm çabaları desteklediklerini belirtti.
Jerusalem Times’ta dört ülkenin oluşturduğu blokun
500 milyon kişi temsil ettiği belirtildi. Prof. Elie Podeh tarafından kaleme alınan analizde; “Küresel güç dengesi Orta Doğu ve Asya merkezli yeni bir kırılma yaşıyor. Türkiye ve Mısır’ın teknolojik ve siyasi hamlesi, Pakistan’ın nükleer gücü ve Suudi Arabistan’ın finansal kapasitesiyle şekillenen yeni blok, İsrail-BAE-Hindistan eksenine karşı yükseliyor” ifadesi yer aldı.
Middle East Eye’ın haberinde, dört ülkenin bakanlarının, güçlerini birleştirme yollarını görüştükleri ifade edilirken, Türkiye’nin geçen yıldan beri Pakistan ve Suudi Arabistan ile bir güvenlik anlaşması arayışında olduğu ifade edildi.
Pakistan’ın bölgesel rakibi Hindistan’da “İslami NATO mu geliyor?” başlıklı haberlerde dört ülkenin yeni bir anlaşma arayışında olduğu ifade edildi.
Kaynak: Milliyet