Loading...

Urfa'daki bu köyde herkes tenis oynuyor! Televizyonda gördükleri raketi ellerinden düşürmüyorlar

Urfa'daki bu köyde herkes tenis oynuyor! Televizyonda gördükleri raketi ellerinden düşürmüyorlar

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - Şanlıurfa’da 4 kardeşli bir ailede doğup büyüyen Kadir Ökten, ilk, orta ve lise eğitimini Haliliye’de tamamladı. Üniversite tercih döneminde ise hayatının yönünü belirleyen bir karar aldı. Sevdiği işi yapacaktı. Bu doğrultuda BESYO’ya başvurdu. Pek çok adayın uzun süre hazırlandığı sınavlara yalnızca bir haftalık yoğun bir çalışmayla hazırlandı ve Konya Selçuk Üniversitesi’ni kazanarak antrenörlük eğitimi aldı. Sporla iç içe geçen yaşamında tenis, üniversite yıllarında ayrı bir yer edinmeye başladı. Ancak bu süreçte önemli bir eksikliği fark etti. Birçok insan bu spora ulaşamıyordu. İşte bu farkındalık, onun en büyük motivasyonu haline geldi. Eğitimini tamamladıktan sonra memleketine dönen Kadir, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde çalışmalara başladı. Amacı sadece tenis öğretmek değil, sporu bir yaşam biçimi haline getirmek ve daha önce bu imkana sahip olamayan insanlara yeni bir kapı açmaktı.

‘TENİS NEDEN ŞANLIURFA’DA DA OLMASIN DİYE DÜŞÜNDÜM

Kadir Ökten, tenis branşında çalışmalar yürüten, sporu yalnızca bir rekabet alanı olarak değil aynı zamanda toplumsal gelişim, eğitim ve sosyal dönüşüm aracı olarak gören bir eğitmen. Uzun süredir kendi alanı olan tenisle ilgileniyor. Bu sporun hem fiziksel hem de zihinsel açıdan insanlara çok önemli katkılar sunduğuna inanıyorum. Benim için tenis sadece raket ve toptan ibaret bir oyun değil; sabrı, disiplini, odaklanmayı, mücadele etmeyi ve özgüveni öğreten çok yönlü bir yaşam okulu olduğunu söyleyen Kadir, “Mesleki bakış açımda her zaman şu düşünce ön planda oldu. Spor herkes için ulaşılabilir olmalıdır. Çünkü sporun insan hayatına kattığı değerler yalnızca belirli kesimlerle sınırlı kalmamalıdır. Bu nedenle çalışmalarımı sadece klasik spor alanlarında değil, imkanların daha sınırlı olduğu bölgelerde de yürütmeye özen gösteriyorum. Özellikle çocukların, gençlerin ve daha önce herhangi bir spor branşıyla tanışma fırsatı bulamamış bireylerin yeni deneyimler yaşaması benim için çok kıymetli. Kendi branşım olan tenisi toplumun farklı kesimleriyle buluşturabilmek, insanlarda yeni bir bakış açısı oluşturmak ve bu sporun aslında herkes tarafından öğrenilebileceğini göstermek en büyük hedeflerim arasında yer alıyor. Sporun birleştirici gücüne inanıyorum ve bu gücü sahada birebir görmek benim için en büyük mutluluklardan biri” şeklinde konuştu.

Şanlıurfa'da özellikle kırsal bölgelerde spor imkanlarının sınırlı olduğunu gözlemleyen Kadir, “Birçok çocuk ve genç enerjik, öğrenmeye açık ve hevesli olmasına rağmen farklı spor dallarıyla tanışma fırsatı bulamıyordu. Çoğu zaman yalnızca birkaç yaygın branş biliniyor, bunun dışında kalan sporlar ise uzak ve erişilemez görülüyordu. Tenis de bu sporların başında geliyordu. Bu tabloyu görünce kendi kendime şu soruyu sordum: 'Neden tenis burada da olmasın?' Çünkü tenis çoğu zaman sadece şehir merkezlerinde, belirli tesislerde ya da belli imkanlara sahip insanların yapabileceği bir spor gibi algılanıyor. Oysa ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Yeter ki doğru yaklaşım, istek ve biraz da emek olsun. Köyde tenis oynatma fikri tam olarak bu düşünceden doğdu. Spor alanında kalıcı bir iz bırakabilmek, tenisi daha önce hiç tanışmamış insanlarla buluşturabilmek ve insanların hayatına farklı bir pencere açabilmek istedim. Özellikle çocukların gözlerindeki merakı görmek, bu fikrin ne kadar doğru olduğunu bana daha ilk andan itibaren hissettirdi” ifadelerine yer verdi.

‘İLK KEZ RAKET GÖRÜP TOPA DOKUNAN İNSANLARIN İLGİSİ ÇOK KIYMETLİYDİ’

İlk adımı atarken kendisini en çok motive eden şeyin, alanımla ilgili olan tenisi herkes için ulaşılabilir hale getirme düşüncesi olduğunu dile getiren Kadir, “Çünkü insan bazen sevdiği işi yalnızca kendi çevresinde yapınca bunun gerçek etkisini tam olarak göremeyebiliyor. Ben ise kendi branşım olan tenisin daha geniş kitlelere ulaşmasını, hiç tanımayan insanlarla buluşmasını ve yeni hayatlara dokunmasını istedim” dedi ve ekledi:

“Tenis benim için çok özel bir branş. Yıllardır sevdiğim, emek verdiğim ve içinde kendimi bulduğum bir alan. Bu nedenle bu sporu başkalarına tanıtmak, onlara sevdirmek ve "Ben de yapabilirim" duygusunu yaşatmak benim için çok güçlü bir motivasyon kaynağı oldu. Özellikle insanların merakı beni daha da heyecanlandırdı. İlk kez raket gören, topa dokunan ya da oyunu anlamaya çalışan insanların gözlerindeki ilgi gerçekten çok kıymetliydi. Bir diğer motivasyonum ise çocukların gelişimine katkı sağlayabilme düşüncesiydi. Sporla tanışan bir çocuk yalnızca hareket etmeyi öğrenmez; sabretmeyi, mücadele etmeyi, hata yaptığında yeniden denemeyi de öğrenir. Bu nedenle attığım her adımın sadece tenis öğretmekten ibaret olmadığını biliyordum. Aslında bir bakış açısı kazandırmaya çalışıyordum.”

‘BASİT BİR TOPRAK ALAN KISA SÜREDE HERKESİN KEYİF ALDIĞI BİR YERE DÖNÜŞTÜ’

‘Profesyonel tenis kortu olmayan bir alanda çalışma yapacağımız için öncelikle mevcut imkanları değerlendirmemiz gerekiyordu’ diyen Kadir, “Uygun bir alan belirledik ve burayı antrenman yapılabilecek hale getirmek için çalışmaya başladık. Toprak zeminde kort çizmek, dışarıdan bakıldığında kolay gibi görünse de aslında ciddi bir emek gerektiriyor. Ölçülerin ayarlanması, zeminin düzlenmesi, çizgilerin belirgin hale getirilmesi ve alanın güvenli olması önemli detaylardı. En büyük zorluklardan biri hava koşullarıydı. Açık alanda yapılan çalışmalar yağmur, rüzgar ya da aşırı sıcak gibi etkenlerden doğrudan etkilenebiliyor. Bazen hazırlanan zemin yeniden bozulabiliyor, bazen çizgiler silinebiliyor ve süreci tekrar başlatmak gerekebiliyordu. Ancak tüm bunlara rağmen ortaya çıkan tablo buna değiyordu. Çünkü o alanda ilk kez tenis oynayan çocukların heyecanı bütün yorgunluğu unutturuyordu. Ayrıca profesyonel bir tesis olmamasına rağmen insanların orayı sahiplenmesi çok değerliydi. Basit bir toprak alan, kısa süre içinde herkesin buluştuğu, izlediği, öğrendiği ve keyif aldığı sosyal bir merkeze dönüştü” bilgisini paylaştı.

Her projede olduğu gibi zaman zaman zorlayıcı anlar yaşandığını dile getiren Kadir, “Maddi imkanların sınırlı olması, ekipman eksikleri, hava şartları ve alan yetersizlikleri süreci zaman zaman güçleştirdi. Ancak hiçbir zaman ‘Bu iş olmaz’ diye düşünmedim. Çünkü karşılaştığım ilgi ve merak, bütün zorlukların önüne geçiyordu. Raket, top, file gibi temel malzemelerin kıymeti böyle ortamlarda çok daha iyi anlaşılıyor. Bazen şehirde sıradan görülen bir ekipman, burada büyük bir fırsata dönüşebiliyor. Elimizdeki imkanları en verimli şekilde kullanmaya çalıştık. Önemli olanın kusursuz şartlar değil, doğru niyet ve kararlılık olduğunu gördük. İnsanların istekli olması bana her zaman güç verdi. Çünkü eğer karşı tarafta öğrenme arzusu varsa, imkanlar ne kadar sınırlı olursa olsun bir yol bulunabiliyor. Bu yüzden zorluklar beni durdurmadı, aksine daha üretken düşünmeye yöneltti” ifadelerine yer verdi.

‘SADECE TELEVİZYONDA GÖRDÜKLERİ BİR ŞEYİ YAKINDAN TANIDILAR’

Köy halkından olumsuz bir tepkiyle de karşılaşmadığını söyleyen Kadir, “Aksine insanlar oldukça meraklı bir şekilde yaklaştılar. Çünkü tenis onlar için çok sık karşılaştıkları bir spor değildi. Televizyonda gördükleri, zaman zaman adını duydukları ama yakından tanımadıkları bir branştı. Bu nedenle doğal olarak ilgi oluştu. İlk günlerde insanlar daha çok izlemek için geldiler. ‘Nasıl oynanıyor?, Kuralları nedir?’, Gerçekten burada tenis oynanabilir mi?’ gibi sorular soruyorlardı. Bu merak ortamı aslında projenin en güzel başlangıçlarından biri oldu. Çünkü bir şeyin öğrenilmesi için önce ilgi duymak gerekir. Köy halkında da bu ilgi fazlasıyla vardı. Zaman geçtikçe sadece izleyen değil, denemek isteyen insanların sayısı da arttı. Bu da tenisin toplum tarafından benimsenmeye başladığını gösterdi” dedi ve ekledi:

“Daha önce tenisle hiç tanışmayan köy halkına bu sporu anlatmaktan önce göstermeyi tercih ettim. Kendim oynayarak, temel vuruşları sergileyerek ve oyunun akışını uygulamalı şekilde göstererek başladım. İnsanlar bir sporu canlı olarak gördüğünde, onu anlaması ve yakın hissetmesi çok daha kolay oluyor. Daha sonra ilginç bir şekilde bazı kişiler tenisi, kulaktan dolma bilgilerle ya da geçmişte oynadıkları oyunlarla ilişkilendirdiler. Özellikle çocuklarında oynadıkları çelik çomak oyununu hatırlatan yönleri olduğunu söylediler. Ellerindeki bir araçla topa ya da cisme vurma mantığı onlara tanıdık geldi. Bu benzerlik, sporu daha hızlı benimsemelerini sağladı. Aslında bu durum çok kıymetliydi. Çünkü tenis, onlar için yabancı bir spor olmaktan çıkıp geçmişten gelen bir oyun hissine dönüştü. Böylece hem nostaljik bir bağ kuruldu hem de insanlar keyifle oyuna dahil oldular. Çok sevdiler, eğlendiler ve tekrar oynamak istediler.”

‘İZLEMEKLE KALMAYIP BU SPORUN İÇİNDE OLMAK İSTEDİLER’

‘Başlangıçta tenis daha çok uzak, elit ya da yalnızca belirli yerlerde oynanabilen bir spor gibi görülüyordu’ diyen Kadir, “Ancak zaman içinde bu algı büyük ölçüde değişti. İnsanlar tenisin öğrenilebilir, eğlenceli ve herkesin deneyimleyebileceği bir branş olduğunu fark etti. Özellikle çocukların ve gençlerin hızlı adapte olması, büyüklerin de ilgisini artırdı. İnsanlar yalnızca izlemekle kalmayıp bu sporun içinde yer almak istediler. Bu değişim, sporun toplumdaki önyargıları nasıl kırabildiğinin güzel bir örneğiydi. Bugün baktığımda insanların tenise artık yabancı gözle bakmadığını, aksine fırsat bulduklarında yeniden oynamak istediklerini görmek beni mutlu ediyor” şeklinde konuştu.

‘Beni en çok etkileyen şeylerden biri, daha önce tenisle hiçbir bağı olmayan insanların kısa sürede oyunun parçası haline gelmesiydi’ diyen Kadir, “Özellikle çocukların cesurca denemeleri, hata yapsalar bile tekrar tekrar raketi ellerine almaları çok anlamlıydı. Bir çocuğun ilk başta çekinip kenarda dururken, kısa süre sonra sahaya girip topa vurmaya başlaması ve yüzündeki mutluluk ifadesi unutulmazdı. Çünkü o an yalnızca spor yapmıyordu, özgüven kazanıyordu. Bu tarz anlar bana sporun gerçek gücünü bir kez daha gösterdi. Bazen küçücük bir fırsat, bir insanın kendine bakışını değiştirebiliyor” bilgisini paylaştı.

‘İNSANLAR BİR ARAYA GELİP MAÇ İZLEDİ, SOHBET ETTİ’

Kadınların ve yaşlıların sürece büyük ölçüde merak ederek dahil olduklarını dile getiren Kadir, “İlk etapta izlemek için geldiler, neler yapıldığını görmek istediler. Ancak ortamın samimi ve keyifli olması onların ilgisini daha da artırdı. Zamanla sadece izleyen değil, sorular soran, denemek isteyen ve çocuklarıyla birlikte vakit geçiren kişiler oldular. Böylece tenis yalnızca gençlerin yaptığı bir aktivite olmaktan çıktı, herkesin içinde yer alabildiği ortak bir etkinliğe dönüştü. Bu tablo benim için çok değerliydi. Çünkü sporun yaşı, cinsiyeti ya da sosyal statüsü olmadığını sahada canlı şekilde görmüş olduk” dedi ve ekledi:

“Bu girişim köydeki insanların ufkunu açtı diyebilirim. Daha önce çok uzak görülen bir sporun kendi yaşam alanlarında oynanabildiğini görmek, insanlarda yeni bir bakış açısı oluşturdu. "Demek ki istersek farklı şeyler de yapabiliriz" düşüncesi ortaya çıktı. Aynı zamanda köyde eğlence dolu zamanlar yaşandı. İnsanlar bir araya geldi, maçlar izlendi, sohbet edildi, çaylar içildi. Ortam adeta küçük bir tenis turnuvası havasına büründü. İnsanlar maçları keyifle takip ediyor, oyuncuları destekliyor ve birlikte vakit geçiriyordu. En önemlisi kuşaklar arası iletişim güçlendi. Çocuklar, gençler, ebeveynler ve yaşlılar aynı alanda buluştu. Sadece köy içinden değil, çevre alanlardan ve hatta ilçeden gelen insanlar bile oldu. Böylece tenis, sosyal bağları güçlendiren bir buluşma noktası haline geldi.”

 ‘KIRSAL BÖLGELERDE TENİSİ TANITMAYA DEVAM ETMEK İSTİYORUM’

‘Ben sporu bir sosyal görev olarak görüyorum’ diyen Kadir, “Çünkü spor yalnızca bireysel başarı ya da profesyonel kariyer için yapılan bir alan değildir. Aynı zamanda topluma hizmet eden, insanları bir araya getiren ve fırsat eşitliği sağlayan güçlü bir araçtır. İnsanların bazı imkanlardan mahrum kaldığını gördüğümde buna kayıtsız kalmak istemedim. Eğer benim bilgim, tecrübem ve emeğim birilerinin hayatına dokunabilecekse bunu paylaşmanın önemli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle projeyi tamamen gönüllü bir anlayışla yürüttüm. Buradaki en büyük kazanç maddi değil, insanların yüzündeki mutluluk ve değişimi görebilmektir. Bu girişim bana kendi branşımla bir farklılık yaratabilmenin ne kadar değerli olduğunu da gösterdi. Bu branşı kullanarak genci, yaşlısı, kadını, erkeği herkesi bir araya getirebilmek benim için çok özel bir anlam taşıyor. Tenisin bu denli benim tarafımdan sevilmesi ve aynı sevgiyi başkalarına da aktarabildiğimi görmek büyük bir mutluluk verdi. İnsanların tenisi sevdiğini, tekrar oynamak istediğini ve bu sporla bağ kurduğunu görmek tarif edilmesi zor bir manevi tatmin sağladı” şeklinde konuştu.

Geleceğe yönelik en büyük hedeflerinden birinin bu projenin daha geniş alanlara yayılması olduğuna değinen Kadir, “Şu anda önceliğim kırsal bölgelerde tenisi tanıtmaya devam etmek ve daha fazla çocuğun, gencin bu sporla tanışmasını sağlamak. İlerleyen süreçte bu çalışmanın yalnızca Şanlıurfa ile sınırlı kalmamasını, farklı şehirlerde ve farklı köylerde de uygulanmasını istiyorum. Çünkü benzer ihtiyaçlar birçok bölgede mevcut. İnsanlar spora ulaşmak istiyor ancak bazen imkan bulamıyor. Bu noktada belediyelerin, kurumların ve gönüllü destekçilerin katkısı çok önemli. Yeni alanların oluşturulması, ekipman desteği sağlanması ve düzenli çalışmalar yapılması halinde çok daha büyük bir etki oluşturulabilir” dedi ve sözlerini şöyle noktaladı:

“Projeye ilgi gösteren, takip eden ve destek vermek isteyen herkese teşekkür ederim. Çünkü bir çalışmanın büyümesi sadece tek bir kişinin emeğiyle değil, ortak destekle mümkündür. Sporun yaygınlaşmasına katkı sağlayacak her adım çok kıymetlidir. Bazen bir ekipman desteği, bazen bir alan tahsisi, bazen de yalnızca bu fikrin duyurulması bile büyük fark yaratabilir. Bir çocuğun ilk kez raket tutmasına vesile olmak, bir gencin yeni bir hedef kazanmasını sağlamak ya da bir köyde insanların birlikte keyifli zaman geçirmesine katkıda bulunmak paha biçilemez bir değerdir. Birlikte hareket edersek çok daha fazla insana ulaşabilir, sporu gerçekten herkes için erişilebilir hale getirebiliriz.”


Kaynak: Milliyet