Loading...

Türk hava sahasına giren gizemli İHA’ların şifresi: 'Nabız ölçülüyor'

Türk hava sahasına giren gizemli İHA’ların şifresi: 'Nabız ölçülüyor'

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Pek çok ülkenin savunma sanayii yatırımlarına bakıldığında İHA ve SİHA’ların öne çıktığı görülür. Öyle ki havadan gelebilecek küçük boyutlu bu silahlar, Ukrayna ve Rusya arasında devam eden savaşta, İsrail’in saldırdığı ülkelerde de cephedeydi. Son günlerde kimliği belirsiz olan bazı İHA’ların ülkemiz sınırlarına girmesi ve belki de kendilerini tanımlayacak herhangi bir radar henüz kimse tarafından üretilmemiş olduğundan tespit edilememiş olmaları bazı soru işaretlerine neden oldu. Küçük boyutlu İHA ve SİHA’lar söz konusu olunca ülkelerin hava sahaları güvenli değil mi? 22 Haziran 2022’de Gümüşhane’den gelen bir haberde, Rusya'ya ait olduğu belirtilen İHA’nın düştüğü bilgisi yer alıyordu. İlk incelemelerde silahsız İHA'nın Rus yapımı olan ve keşif amaçlı kullanılan 'Orlan-10' tipi bir araç olduğunu belirlendi.

Yaklaşık 3 buçuk yol sonra yeniden gündeme gelen Rus İHA’ları bu kez kısa bir süre içinde sık görüldüğünden daha çok dikkat çekmişti. Üstelik kime ait olduklarının belli olmaması, nereden geldikleriyle ilgili konuşmalarda tahminden öteye geçecek bir bilgi de sağlamıyordu. 10 Aralık günü 2025 günü Balıkesir'in Manyas ilçesinde tarlaya düşen paraşütü açık İHA, incelenmek üzere Ankara'ya götürülmüştü. 16 Aralık günü Karadeniz’den geldiği belirtilen başka bir İHA, Türk F-16’ları tarafından vuruldu. 19 Aralık’ta İzmit’te bir İHA daha düştü. Son olarak 28 Aralık’ta F-16’lar Eskişehir’den tanımlanamayan bir İHA ihbarıyla kalktı. Ancak tüm taramalar sonuçsuz kaldı. Peki bu İHA’lar nereden geliyordu? Hangi ülkeden geldiğine göre Türkiye’nin duruşu nasıl değişecekti? TASAM Başkan Yardımcısı Emekli Tuğgeneral Prof. Dr. Fahri Erenel, İHA’ların ardından yaşanabilecekleri, F-16’ların her kalkışının bir maliyeti olduğunu ve Karadeniz’den geldiği düşünülen İHA’lara rağmen kuzey sınırlarımızdaki Türk hâkimiyetini Milliyet.com.tr’ye anlattı.

TÜRKİYE’NİN NABZINI ÖLÇMEK İÇİN İHA! ‘VATANDAŞLARI KIŞKIRTMAK AMAÇLI YAPILIYOR’

Sınır ihlali yapan İHA ve SİHA’larda sınırı ihlal edilen ülkelerin askeri bir müdahale gerçekleştirmesi için temel neden, bunların silahlı ya da silah haline getirilmiş olmasıydı. Ancak ülkemize gelen İHA’larda böyle bir durum söz konusu değildi. Pek çok kişinin farklı ülkelerden gelmiş olduğunu değerlendirdiği bu İHA’lar için yakın çevremizde ihtimaller oldukça sınırlıydı. 2022’de ve geride bırakmak üzere olduğumu 2025’te zaman zaman Rus İHA enkazları bulunmuştu. 21 Haziran’da Sakarya’daki Karasu Plajı’na bir Rus İHA’sının enkazı kıyıya vurarak ulaşmıştı. Bunun kuzeyimizde devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nda kullanılan bir İHA olduğu değerlendirilmişti. Peki ama son günlerde, sınırlarımızı ihlal edenler?

Prof. Dr. Fahri Erenel’in bunlarla ilgili “Bu sistemlerin seyir mesafesinin denize yakın olması ve düşük hızlara sahip olmaları nedeniyle radarlar tarafından pek yakalanmıyor bu sistemler. Bu yüzden de İsrail'de Türkiye'nin bölgeleri üzerinde bunları tutulmak suretiyle Türkiye'ye yönelik, hükümete yönelik, büyük ordusuna yönelik olumsuz yargı oluşmasına neden olabilir diye düşünüyorum” diyordu. Vatandaşların güvenini test etmek ve bir güvensizliğin hâkim olmasını sağlamak amaçlı yollanan İHA’lar için neden Türkiye seçilmişti? Prof. Dr. Fahri Erenel şöyle açıkladı:

“Son zamanlarda Türkiye'nin ABD ila daha yakın bir işbirliğine gitmekte olduğu, özellikle Ukrayna'da Baykar imalatı olan İHA ve SİHA’ların etkin bir şekilde kullanılmış olması, bunun dışında Türkiye'de Zelenski ve Sayın Cumhurbaşkanı arasındaki barış görüşmeleri, bir diğer tarafta Esad sonrası dönem Rusya'nın burada etkisinin kaybolmuş olması, Rusya için rahatsız edici olabilir. Bunun dışında yine Kafkaslar'da yaşanan son gelişmeler her ne kadar Türkiye doğrudan dahil olmasa da Ermenistan-Azerbaycan arasında Trump'ın devreye girmesiyle imzalanan anlaşma, Kafkaslarda da Rusya'nın hakimiyetini ortadan kaldırmaya yönelik bir hamle olarak değerlendirilmiş olabilir. Bütün bunları dikkate aldığımızda Rusya'yla Astana süreciyle başlayan dostluk ilişkilerinin biraz zedelendiği şeklinde bir düşünce oluşabilir. Ancak Putin'le Cumhurbaşkanı'nın görüşmeleri vardı. Bu konuda da sorunların görüşüldüğünü düşünüyorum. Tabii esas sorunun da S-400 meselesi olduğu bazı kaynaklarda yer aldı. Buna yönelik aksi haberlerle pek bilgilendirme olmadı. Yani S-400'lerin Rusya'ya verilmesi gibi. Bu konuları dikkate aldığınızda Türkiye-Rusya ilişkilerinin özellikle Esad'ın yıkılmasından önceki duruma göre pek de iyi seviyede olmadığını söyleyebiliriz. Rusya’nın Türkiye'ye bu Türk sistemler göndererek, Türkiye'nin bu konudaki reaksiyonunun test edildiği söylenebilir. Hükümetin politik anlamda reaksiyonu ya da bir İHA’nın kökeni net olarak belirlense de, bunun açıklanıp açıklanmayacağını ve vatandaş üzerinde zafiyet olduğu düşünceleri yayılıyor mu diye Rusya’nın test ettiğini değerlendirebiliriz. Rusya bunu sahiplenmedi elbette. Bunu menşei üzerinden çıkartmaya çalışıyoruz.”


EGE SAĞLAM, GÜNEYDE İHTİYAÇ VAR! ‘KARADENİZ’DE TEK HÂKİM GÜÇ TÜRKİYE’

Rus yapımı olduğu tahmin edilen İHA’larla ilgili başka ihtimalleri de değerlendirmek gerekirse ülkemizin dört bir yanında yürütülen askeri ve siyası faaliyetlere odaklanmak gerekiyor. Bu noktada da öne çıkan ülkeler arasında İsrail ve Yunanistan yer alıyor. Peki bu İHA’ların kalkış noktası bu iki ülke olabilir mi? Prof. Dr. Fahri Erenel şöyle açıkladı: “Güneyde İsrail’le devam eden süreçte işte Somaliland’ı tanıyarak Netanyahu’nun Türkiye’nin tarafını farklı istikametlere yönlendirmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Yunanistan-Kıbrıs anlaşması ortak bir kuvvet oluşturma gibi durumlar da var. Dolayısıyla İsrail'in bu şekilde İHA’larla bir sonuç alacağını düşünmüyorum. Yani İsrail doğrudan doğruya, tarihine baktığımızda da hep hedef odaklıdır. Sahte bayrak operasyonları mottosu onlarda yoktu. Bu nedenle bunların İsrail odaklı olduğunu düşünmüyorum. Yunanistan'ın böyle bir imkân ve kabiliyeti yok. Zaten olsa bile çok geniş olan adalar zinciri var ve bizim radar sisteminin en kuvvetli olduğu kısım aslında Ege Bölgesi’dir. Ege bölgesinde bunları çok daha net bir şekilde tespit etmemiz mümkün.” Bu ihtimallerin pek de sağlıklı olmadığı düşünülürse, geriye İHA’ların sadece kuzey kıyılarımızdan giriş yapmış olduğu kalıyordu. Ancak kuzeyde yani Karadeniz’de pek çok atılımla bir Türk hâkimiyeti başlamış ve bu durum önceki güçler için rahatsız edici olmuş olabilirdi. Peki ama nasıl?

“Türkiye özellikle Karadeniz'de Sakarya Gaz Sahası’nda yeni gemilerle arama tarama çalışmalarını başarılı şekilde sürdürüyor. Son zamanlarda özellikle Karadeniz'de artan gerginlik ile gerek bizim donanma gemilerimizin, gerekse hava kuvvetleri uçaklarının Karadeniz boyunca da uçuş yapması, Rusya'da aynı zamanda NATO'nun ve dolayısıyla Amerika'nın tekrar Karadeniz'e hâkim olma düşüncesini de ateşlemiş olabilir diye değerlendiriyorum. Çünkü sonuçta Türkiye bir NATO ülkesi. Dolayısıyla Rusya'nın bu endişeleriyle yani Karadeniz'in tam anlamıyla bir NATO gölü veya Amerikan gölü haline dönmesini de istemediği açık ve net. Bu da tabii Türkiye ile doğrudan doğruya yürütülecek bir işlemdir. Karadeniz Rusya'nın en zayıf karnı şu anda. Ukrayna'nın yaptığı otonom saldırılarla Rus donanması Karadeniz'e ciddi zarar gördü ve Karadeniz’in doğusuna çekildi. Karadeniz'de ciddi bir güç kaybı var. Eskiden Rusya ve Türk kuvvetleri başa baştı burada. Şu anda Türk donanması ciddi anlamda bir üstünlüğe sahip Karadeniz'de. Hatta tek hâkiminin Türkiye'ye olduğunu söyleyebiliriz. Bu da Rusya'nın hiç istemediği bir durum.” - Prof. Dr. Fahri Erenel


HER KALKIŞIN MALİYETİ VAR! ‘F-16’LARIN ATTIĞI FÜZE DRONE VE İHA’DAN PAHALI’

Kimliği belirsiz İHA’ların etkisiz hale getirilmesi ve güvenlik sınırlarını aşan bir durum olmaması için Türk F-16’ları bu süreçte arama tarama faaliyetlerinin yanında bir de İHA vurmuştu. Bu durumun elbette bir maliyeti vardı. Silah taşımasa bile hava sahanıza giren ve tanımlanamayan bir İHA’yı vurmanız gerekebilirdi. Prof. Dr. Fahri Erenel de, bu kalkış ve füze atışlarının F-16’lar için maliyetlerinden bahsederek sözlerini noktaladı.

“F-16'ların evet Karadeniz Bölgesindeki devriye faaliyetleri arttığını biliyoruz. Devriye faaliyetleri en çok nerede vardı? İzmir bölgesinde. Karadeniz'de de özellikle son faaliyetlerimiz nedeniyle bu devriyeleri artırdığını net olarak görebiliyoruz. ASELSAN’ın geliştirdiği yeni radarlarla bu İHA’ların tespit edilmesi 1-2 yıl içinde büyük ölçüde kolaylaşacak. F-16’ların üzerinde kullanılan toplar var. Bir tarafta da füzeler var. Bir İHA’ya karşı füzelerin kullanılması İHA’nin maliyetinden çok daha fazlasına mal oluyor. Bir yandan da F16'nın kalkış maliyeti oldukça yüksek. Jet yakıtı kullanıyor. Onunla maliyeti yüksek ve üretilmiş yakıt olması da bunda etkili. Elimizde bulunan uçaklar yıpranıyor. Artık son bakım tarihlerine doğru gidiyoruz. Her uçağın havada uçması ve amortisman arasında uçağın yıpranması da değerlendirilir.”


Kaynak: Milliyet