Şiddet kaybedecek
Müjde Işıl - İyi ya da kötü anıların tetikleyicisidir sesler… Zeki Ökten’in yönettiği ve Tarık Akan’ın başrolünde oynadığı 1986 yapımı “Ses”te ’80 darbesi dönemindeki işkencecisinin sesini duyduğuna inanan bir adamın hesaplaşmasını izleriz. Çok değil, dört sene sonra Şilili yazar Ariel Dorfman, bizde “Ölüm ve Bakire” olarak bilinen oyununu (filmi de çekildi) yazar. Onun başkahramanı kadındır ve Pinochet diktatörlüğündeki işkencecisini sesinden tanır. Geçen sene Cannes’da Altın Palmiye kazanan, bu sene Fransa’nın Oscar temsilcisi olan “Görünmez Kaza”, öncüllerinin izini takip eden ama içinde sadece hesaplaşma değil, hümanizm ve mizah da barındıran etkileyici bir yapım.

“Görünmez Kaza”, “Ölüm ve Bakire”ye benzer bir açılışla başlar. Vahit, arabası bozulduğu için yardım isteyen adamın, işkencecisi İkbal olduğunu düşünür. Onu takip edip kaçırır. Adamın ve bacağındaki protezin sesi, işkencecisine çok benzemektedir ama emin olamaz. İşkence görmüş diğer eski mahkûmlara o olup olmadığını sorar.
“Görünmez Kaza”nın öncülleriyle benzerliği kadar ayrıldığı noktalar da önemli. İran’dan bir hikâye bu öncelikle. Dolayısıyla film, Panahi’nin hapishane tecrübelerinden izler taşıyor. Başlıca artısı, intikam temasını inanç ekseninde tartışmaya açması. Örneğin işkencecilerin kadın esirlere uyguladıkları şiddeti, onlar cennete gitmesin diye dini kılıfa bürümeleri, seyirci olarak bile dehşete düşürüyor bizi. Her karakterden nasıl işkence gördüklerini dinliyoruz tek tek ve onların bugün ayakta durabilmelerinin de bir nevi direnç olduğunu görüyoruz. Bu aynı zamanda diktatörlük deneyimlemiş her toplumun ortak noktası. Dolayısıyla hikâye ister İran’da geçsin ister Şili ya da Arjantin’de, sağ kalanların direnişi ayakta durabilmek oluyor.
Nietzsche’nin “canavarla savaşırken canavara dönüşme” tespitinin hayattaki karşılığını da gösteriyor film. Panahi işkence görmüş karakterlerini canavarlaşmanın sınırlarında dolaştırsa da bundan uzak tutuyor. Şiddetin intikam duygusuyla ve şiddetle sona ermeyeceğini, bunun bireysel değil sistem sorunu olduğunu vurguluyor. Zaten filmde kaçırılan hariç kötü karakter yok, kötülüğün fiziksel ve ruhsal izleri var. Panahi İran’ı vicdanlı, hümanist ve şiddeti sürdürmeyecek muhaliflerin kurtaracağının altını çiziyor.
Filmi öncüllerinden ayıran önemli bir özelliği de içerdiği mizah. ‘Kaçırma timi’ sürekli para harcamak zorunda kalıyor mesela. Gelin ve damadı gören çalgıcılara, park görevlilerine, hastane personeline vs. kadar yan karakterler hayatın acıyla devam etmeyeceğini, yaşamın mizahla bir şekilde umut yeşerteceğini vurguluyor.

‘Mülteci olmayı hiç düşünmedim’
■ Cafer Panahi’nin avukatı Mustafa Nili, usta sinemacının “Görünmez Kaza” filmiyle İran hükümetinin onayı olmadan gizlice çekildiği ve “devlete karşı propaganda faaliyetlerinde bulunmak” suçlamasıyla İran’da gıyabında bir yıl hapis cezasına çarptırıldığını açıkladı. Ayrıca iki yıl seyahat yasağı getirildiğini ve herhangi bir siyasi veya sosyal gruba üye olmasının da yasaklandığını belirtti. Bu karar çıktığında Panahi, filmin tanıtımını yapmak üzere yurt dışındaydı.
■ Altın Palmiye ödüllü ve Oscar adayı filmin ortak senaristi, insan hakları aktivisti Mehdi Mahmoudian, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i ve rejimin göstericilere yönelik şiddet uygulamalarını kınayan bir bildiriyi imzaladıktan kısa bir süre sonra Tahran’da tutuklandı. 17 gün sonra kefaletle serbest bırakıldı.
■ İran hükümetinin Panahi’yi sansürleme ve hapis tutma girişimlerine rağmen, sinemacı memleketine dönmeyi planlıyor. Bu süreçte hep yurt dışında bulunan Panahi “Bu gelişmeler kararımı kesinlikle değiştirmiyor. Sadece bir pasaportum var. Bu benim ülkemin pasaportu ve onu korumak istiyorum. Bana fırsat verilse de en zor yıllarda bile ülkemi terk edip başka bir yerde mülteci olmayı hiç düşünmedim. Ülkem, nefes alabileceğim, yaşama sebebi bulabileceğim ve yaratma gücü bulabileceğim yer. İran’a geri döneceğim” açıklamasını yaptı.
■ 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in başlattığı saldırılar nedeniyle Panahi’nin İran’daki ailesiyle iletişimi kesilmiş durumda. 15 Mart’taki Oscar törenine kadar yurt dışında filminin tanıtımını yaparken İranlıların sesi olmayı hedefliyor. Ve “Şimdi yaşananlar elbette bir gün filmlerimde kendini gösterecek” diyor.
Kaynak: Milliyet