Seri katilin zihnine yolculuk
ÜMRAN AVCI - Gazeteci yazar Cüneyt Ülsever, “Ben Bir Seri Katilim” romanında; okurun sinir uçlarına dokunan bir hikâye anlatıyor… Karşımızda sıradan bir seri katil değil, bir matematik dehası var. Adı Zübeyir Mecidiye, teorik matematik profesörü. Trakya’nın küçük bir köyünden çıkıp Robert Kolej, MIT ve Harvard’a uzanan eşsiz bir kariyere sahip. Çok zor bir çocukluk geçiriyor. Babası küçükken terk ediyor, annesi de başka bir erkek için onu kaderiyle baş başa bırakıyor. Onun hayatında iki misyon var. Biri matematik alanında önemli başarılara imza atmak, ikincisi ise annesi gibi ‘namus yoksunu’ kadınları ortadan kaldırmak. Bu motivasyonla 40 yıllık hayatında 15 cinayet işliyor… Kitabını bir seri katilin günlükleri üzerinden kurgulayan Ülsever, okuru onun zihninde dolaştırıyor.
■ Kadınları hedef alan Zübeyir; onları iki farklı bakışla değerlendiriyor. Annesine benzeyenleri öldürüyor, halasına benzeyenlere bağlanıyor. Zübeyir’in psikolojisi için neler söylersiniz?
Çok zavallı bir çocukluk yaşıyor. Zübeyir’in babası eve uğramıyor. Anne de bir süre sonra başka bir adam için onu terk edince Zübeyir ortada kalıyor. Önce babaanne ve dede sahip çıkıyor, ardından halası yanına alıp ona annelik yapıyor. Anne şefkatini halada görüyor. Halası gibi kadınları görünce, şefkat anlamında ilgi gösterilince hemen gevşiyor, çok mutlu oluyor. Ama Zübeyir bilhassa anne tarafından travmalı. Bir gün annesini başka bir erkekle görünce dünyası değişiyor. İleri yaşında önce fiziksel olarak annesine benzeyen kadınlara karşı nefret besliyor. Sonra sonra erkeklere acı çektirebilecek potansiyel gördüğü kadınları da hedefine alıyor. “Benim annem böyle ise kadınlara güvenilmez” düşüncesi yerleşiyor. O zaman en iyisi böylelerini ortadan kaldırmak… Nasıl hamam böceğini kaldırmak istiyoruz, o da kadınları aynı refleks ile yok etmek istiyor. Benim gençliğimde Zübeyir gibi genç kızları, kadınları sevmeyen arkadaşlarım vardı. Onlar da hiç arkadaşlık etmezlerdi kızlarla.
■ Kahramanmaraş’taki okul katliamını düşünürsek, bir çocuğun katile evriliş hikâyesi bir yanıyla çok güncel…
Ben de aynı fikirdeyim. Bazı çocuklar şiddete meyilli olabiliyor. Bu güdü çok küçük yaşlarda kendini göstermeye başlıyor. Ancak aileler genellikle çocuklarındaki sorunlu yanları göz ardı ediyor, bu gerçeği reddediyor. Şiddette ne kadar meyilli olduğu gözle görülür dahi olsa çocuğuna yakıştırmak istemiyor. “Bizim oğlan sinirli” diyor, “aniden parlıyor” diye işin içinden çıkıyor. Ebeveynlik bir yanıyla da böyle maalesef. İnsan çocuğuna hastalığı da yakıştırmak istemez. Bir baba olarak da söylüyorum bunu, işin içine kendi çocuğunuz girince objektif olmak zor. Hatta bazen “Ne kadar zeki, ne kadar duygusal” diye tersten abartma da yapabiliyor.
■Romandaki dâhi seri katilin çocukluğunda da benzer ipuçları var. Zübeyir Mecidiye, henüz ilkokuldayken arkadaşını merdivenden itiyor, bu durum ifşa olsa da çocuğun akademik başarısı bu gerçeği perdeliyor.
Okul yönetimi Zübeyir ile konuşuyor ama orada kalıyor. İşin içine zekâsı da girince kendini, zihin dünyasını muazzam bir şekilde maskeliyor, gizlemeyi başarıyor. Güncel konuları da düşünürsek hem aile hem eğitim kurumlarında muazzam bir bilinç lazım. Çocuklar sosyal medyanın da etkisiyle her şeyi takip ediyorlar. Bu tür konular ayyuka çıktıkça, görüldükçe örnek oluşturabilir mi acaba diye endişe de etmiyor değilim. Çünkü dikkat çekme arzusu çocukların en sevdiği şeylerden biri…

‘Biz daha çok intikam duygularıyla hareket ediyoruz’
■ ABD’de eğitim alıp uzun yıllar bu ülkede yaşadınız. Romanda hem ABD’ye yönelik seri katil istatistikleri mevcut hem de FBI’ın seri katilleri takip eme biçimi…
Seri cinayetlerin en çok işlendiği ülke ABD. Seri katil psikolojisi üzerine en fazla çalışma yapılan, literatür oluşturan ülke de ABD. Keza, okul cinayetlerinin en çok görüldüğü yer yine ABD. Şimdi biz de modaya uyduk. FBI, seri katiller üzerine en fazla çalışma yapan kuruluş. Kendi kadrolarında olmasına rağmen dışarıdan psikiyatristlerle de proje tarzında çalışıyorlar. Ülkemizde seri katil kavramı yeni yeni başlıyor. Biz daha çok intikam duygularıyla hareket ediyoruz. Bu siyasi meselelerde de adi cinayetlerde de böyle. İntikam almak güdüsüyle işleniyor cinayetler. “Namus” bahanesi ile cinayet işlenmesi çok alışık olduğumuz bir durum. Erkeklerin yüzde 90’ı bir kadını öldürdüğünde “Namusumu temizledim” diyor. Bunun af getireceğini sanıyor çünkü. Namusun öldürme hakkı verdiğine dair bir inanç var maalesef. Üstelik bu durumu müdafaa edenler vardır.
Kaynak: Milliyet