Milliyet yazarları Dünya Kupası yolunda Türkiye - Romanya maçını yorumladı! 'Tek düşündüren Luce’nin IQ’su'
2026 FIFA Dünya Kupası play-off yarı final maçında A Milli Takım, Beşiktaş Park'ta Romanya'yı konuk edecek. Kritik maç öncesinde Milliyet yazarları karşılaşmayı değerlendirdi.
SEVGİLİ HOCALARIMIZ | ATTİLA GÖKÇE
Futbolda Dünya Kupası finalleri, bizim için maceralarla dolu uzak yolculuklardır. Hakçası, sadece 1954 ve 2002’ye katılabilmemiz, ülkemizin futbola harcadığı paraya, halkımızın sevgi ve desteğine hiç de uygun düşmeyen, karşılıksız (!) organizasyonlardır.
1954 Dünya Kupası elemelerinde İspanya ile eşleşmiştik. O dönemde puan ve averaj hesapları daha sadeydi. Deplasmanda atılan gollerin getirdiği avantajlar yoktu. Öyle olunca İspanya ve Türkiye’deki maçları kazanan takımlar tarafsız saha Roma’da üçüncü maçı oynamak zorunda kaldılar. 17 Mayıs 1954’de Olimpiyat Stadı’nda oynanan maç 2-2 berabere sonuçlandı. 15’er dakikalık uzatma devreleri, denklik bozulmazsa penaltı atışları yoktu. Sonunda maçı izleyen 12-13 yaşlarındaki İtalyan çocuğu Franco’ya başvuruldu. Onun yaptığı tercihlere göre düzenlenen kur’a atışında kazanan Türkiye oldu. İsviçre’deki Dünya Kupası finalleri güç anlaşılır statüsü ve fikstürüyle karmakarışık haldeydi. Hem şampiyon Almanya ile hem de oynadıkları futbolla büyük takdir toplayan Macaristan’la karşılaşıp yenildik.
Aradan 48 yıl geçti ve yine Avusturya ile baraj maçı oynayıp aldığımız 2 galibiyetle (1-0/5-0) Kore/Japonya’nın yolunu tutup finallere katılarak Dünya Kupası üçüncüsü olduk.
Milli Takımımız, 24 yıl aradan sonra yine uzak yolculuklara hazırlanıyor. Peş peşe iki maç oynayarak önce Romanya’yı, sonra da deplasmanda Slovakya-Kosova maçının galibiyle karşılaşacak. İşte bu son maçın kazananı doğrudan ABD, Meksika, Kanada’ya uçarak Dünya Kupası finallerine katılacak.
Türkiye-Romanya maçı teknik direktörler açısından da önemli bir buluşmaya sahne olacak. Milli Takım’ı 2017-2019 yılları arasında çalıştıran Lucescu, 15 maçta teknik direktörlüğü üstlendi. Bu maçlarda Milli Takım 4 galibiyet,5 beraberlik ve 6 yenilgi alarak, eleme gruplarından çıkamadı ve finallere katılamadı.

Vincenzo Montella’nın maç sayısı 27. İtalyan teknik direktör 15 galibiyet, 4 beraberlik ve 8 yenilgi alarak “başarılı” bir grafik çizdi. Özel maçta 72 yıl aradan sonra Almanya’yı 4-3 yenmemiz, Montella’nın karnesine 10 puanlık bir notla kaydedildi. 2024’de Milli Takım’a çeyrek final oynatan, Avrupa Uluslar Ligi’nde A grubuna yükselten Montella, yüzde 55’lik galibiyet oranıyla başarısını kabul ettirdi.
İki hoca da ilginç tipleriyle popüler kültürümüzde özel yerler edindiler. Mircea Lucescu, görev aldığı dönemlerde medya ve muhalifleriyle sert tartışmalarla dolu polemiklere girerek Galatasaray ve Beşiktaş’ta kulüp teknik direktörü olarak inanılmaz roller oynadı. Lucescu, görev aldığı her maçta topu mutlaka sahiplenir. “Top sizdeyse gol yemezsiniz” diyerek tezini güçlendirir. Lucescu’daki genç futbolcu ısrarı da başarılıdır. Çağlar Söyüncü ve Cengiz Ünder buna güzel örneklerdir.
Vincenzo Montella, ironik bir zekaya sahip. Olayları zaman zaman mizah penceresinden yorumlayarak tebessümle karşılamayı biliyor. Kadrosundaki oyuncularla ilişkisi de güçlü iletişim becerisini yansıtıyor. En önemli teknik özelliği ise maçlarda cesaretle 4-6-0 gibi santrforsuz oyunu sahnelemesidir. Eleştirilere rağmen bu tercihinde ısrar ederek başarıyı yakalamıştır. Vincenzo Montella, Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu, Barış Alper Yılmaz, Uğurcan Çakır, Kerem Aktürkoğlu gibi genç yıldızlarla herhalde şansını kutlamaktadır.
Özet: Bugünün ortaklığı yok. Ya kaybedeceğiz, ya da kazanacağız. Hocalar da öyle. Ama biz kendi Milli Takımımız’ı beğenerek desteklerken, rakip takımın başındaki göz ağrımız Mircea Lucescu’yu da alkışlamalı, hak ettiği saygıyı sunmalıyız.
MİLİM KUŞKUM YOK | BİLAL MEŞE
A Milli Takım’ın Dünya Kupası’nda yer almasını ülkemizin tamamı istiyor ve orada bulunmanın ne denli önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. 2002’de üçüncülük kürsüsüne çıkmış, müthiş bir turnuva geçirmiştik. O masal gibi günler film şeridi gibi hala gözümün önünden geçiyor. Ama sonrası bizim için tam bir kayıp... Hayal kırıklığı...
Şimdi önümüzde 3. kez finallere gitme şansı var. Ve çok iddialıyız. Umutluyuz. Beklentimiz yüksek. Bu yolda ilk sınavı Romanya ile evimizde vereceğiz.
Romanya asla eski Romanya değil. O başarılı dönemlerinin çok uzağında. Demem o ki, A Milli Takımımız, Romanya’yı bir şekilde geçecektir ve 2. rakibini bekleyecektir. Ve karşımıza kim çıkarsa çıksın, kalitesi tartışılmaz olan ay-yıldızlı ekibimiz yıllardır hasretle beklediğimiz mutluluğu bizlere yaşatacaktır.
Niye bu kadar kesin konuşuyorum; çünkü kadroda bulunan oyuncuların nereyse tamamının performansları şu an üst seviyede. Ve bir inanmışlık söz konusu. O yüzden bir milim kuşkum yok.

UZAYDA BİLE BULAMAYABİLİRİZ | MERT AYDIN
Bugün 25-26 yaşında olanlar bile son Dünya Kupası maceramızı ancak YouTube videolarından izleyebiliyor. O takımın en genci bile 45’ini geçti. Kısacası sadece iki kez katılabildiğimiz Dünya Kupası finalleri, bizim El Dorado’muz.
Futbolda garanti diye bir şey yoktur. Hele hele bizim gibi, “Çek bir Letonya” faciasını yaşamış olanlar için hiç... Ama yine de Romanya ve Slovakya-Kosova eşleşmelerinden daha iyi bir kura çekilemezdi. Arda ve Kenan gibi sadece bizim değil Avrupa’nın gözbebeği iki dünya yıldızı, Hakan Çalhanoğlu gibi bir usta ve diğerleri. İyi ve uyumlu bir takımımız var.
Vincenzo Montella’dan daha iyi teknik adam bulunabilir ama bu takımın üzerindeki etkisini gösterebilecek bir hocayı uzayda bile bulamayabiliriz. Yerli hoca kliğini susturabilmek için nice badire atlattı.
Romanya tabii ki o eski parlak günlerinden uzakta. Ama tabii Türk futbolunu avucunun içi gibi bilen Lucescu ve ligimizden yüksek ücretli transfer teklifi bekleyen rakip futbolcular ayağımızı yere sağlam basmamızı gerektiriyor. Sabırla destek verecek seyirciye ihtiyacımız olacak.

ÖNCE SABIRLI OLMALIYIZ | BURCU KAPU
Kulüpçülüğün toksik ortamının iliklerimize kadar nüfuz ettiği günümüzde, herkese inat; birbiriyle şakalaşan, kin gütmeyen, milli formayı lig yarışından ayrı tutabilen bir milli takım sahaya çıkacak.
Uzun yıllardır bireysel yeteneği bu kadar üst düzey, kariyeri bu kadar yüksek seyreden oyuncu birliğine sahip olmamıştık. Yani kağıt üzerinde 2 maçı da rahat geçecek olan taraf biz olmalıyız.
Ancak... Eğer kollektif çözüm yerine. bireysel aksiyonlar peşinde koşup, oyunu hızlı oynamaya çalışırken, ritmi yönetemezsek sonuç bizi üzebilir.
Tek maç oynamanın risklerinin farkında olup, gücümüzü kontrol edebilmeliyiz. Futbol anların oyunu. İyi oynadığımız anları sürdürebilmek için önce sabırlı olmalıyız.

TEK DÜŞÜNDÜREN LUCE'NİN IQ'SU | HALİL ÖZER
İki takımı teraziye filan koymayacağım. Biri Everest, diğeri küçük bir tepecik... İki takım arasında o kadar fark var.
Bizim çocuklar buram buram kalite. İnşallah yanılmam ama Romanya’ya yüzde bir bile şans vermiyorum.
Üstelik takımın en iyi futbolcusu kaleci Radu’nun oynaması zor. Bir sağ kanatta oynayan PSV’li Dennis Man var. Bu adam Lucescu’nın en kilit oyuncusu. Tüm oyunu onun üzerine kuruyor. Hızlı ve adam eksilten bir futbolcu. Yani Ferdi’ye çok iş düşecek. Bir an boş bırakmaya gelmez.
Bu maçın rahat geçeceğini düşünüyorum. Neden böyle yazıyorum, çünkü hiç bir futbolcunun bu maçta kötü olma hakkı yok. O yüzden hepsine güveniyorum. Beni tek düşündüren, Lucescu’nun yüksek IQ’su. O kadar.

Kaynak: Milliyet