Milliyet Gazetesi yazarları Kosova-Türkiye maçını değerlendirdi! 'Bu yaz uyku yok bize'
A Milli Takım, Dünya Kupası'na katılmak için play-off finalinde Kosova ile karşılaştı. Maçı 1-0 kazanan milliler 24 yıl sonra bileti aldı.
Mücadele öncesi kritik maçı Milliyet Gazetesi yazarları; Attila Gökçe, Mert Aydın, Bilal Meşe ve Halil Özer değerlendirdi.
Aç kapını Amerika!- Attila Gökçe
Oldukça akıllı, soğukkanlı, bilinçli ve olabildiğince disiplinli bir set oyunuyla Amerika’nın kapısını araladık. Orkun’un şutunda top çizgiyi geçerken, son dokunuşu yapan Kerem. O pozisyon ister istemez ofsayt tedirginliği yarattı. Neyse ki düdük Premier League hakemi Michael Oliver’in elinde. Gol geçerli. Buz gibi ter döküyoruz, 30 saniyede kuruyoruz. Maç bitmeden kalbimizde yükselen davul-zurna seslerini durduramıyoruz. Sahada kontrollu oyun var. Tribünlerde ve evlerde de Türkiye’nin kontrollu coşkusu yaşanıyor. 60 yıldır heyecan ve merakla izlediğim Milli Takımımız, havası, psikolojisi ve zorluğu bu kadar yüksek çok az maç oynadı. Matematik ve istatistik de şaşırdı dün gece. İlk yarıda topun sahibi biziz: 37/63. Kontrollu bir set oyunu oynuyoruz. Geçiş kovalayan rakibi de fazla oynatmıyoruz. Ne var ki beklediğimiz kadar “şutör” değiliz. Beş pozisyonumuz var. O pozisyonları gümbür gümbür şutlarla tamamlayamıyoruz. Sol kanatta Ferdi ve Kenan başarıyla ‘mekanik’ oynarken sağ kanatta Zeki’nin atakları sürekli top kayıplarıyla ziyan oluyordu. Golü atmasına rağmen Kerem’in bildiğimiz etkin kişiliğini de göremedik. Neyse hepsinin eline, ayağına, yüreğine ve aklına sağlık. Topa sahip olma oranında 65-67 bandında gidip geliyoruz. Dakikalar geçtikçe kurdukları baskıya rağmen, Kosovalıların motivasyon kaybına uğradığını görüyoruz. Bir ara pas sayımız da ezici hal alıyor: 434’e 214... Neyse 10 adet de şutumuz var. İlk Dünya Kupası katılımımız 1954. 48 yıl sonra ikincisi. 24 yıl sonra da 2026’da üçüncüsü. Dileyelim, bundan sonra daha sürekli katılımlarımız olsun. Dün akşam oynayan-oynamyan çocuklarımıza teşekkür ederiz. Montella’ya da “Grazie Sinyor” (Teşekkürler Hoca!” diyorum. Bekle bizi Amerika… Bu harika takımla dünyaya unutulmaz hikayeler ve goller yaşatacağız. Kim bilir? Belki de futbolla tüm dünyaya barış şarkıları söyletiriz hep birlikte… Trump dahil, yani!..

Size şapka çıkarıyorum-Bilal Meşe
Doksan dakika nefeslerimizi tuttuk; adeta ekranlara kilitlendik. Bu sıradan bir gece değildi, ucunda yılların özlemi ve kocaman bir hedef vardı. Üstelik sahada; yetenekli, genç, dinamik ve uzun yıllar Ay - Yıldızlı formayı taşıyacak bir jenerasyon bulunuyordu. Kapalı savunmalara karşı zorlandığımız bir gerçek. Ancak bu kilidi açabilecek ‘çilingir’ ayaklarımız az - buz değil. İlk yarıda topa daha çok sahip olan, oyunu yönlendiren taraf bizdik. Kosova savunmasını zaman zaman zorladık, boşluk aradık, denedik. Fakat işin finalinde, net pozisyon üretiminde ciddi eksiklikler yaşadık. Buna karşın Kosova’nın disiplinli savunma anlayışı ve hızlı geçişleri bizi zorladı. Nitekim 28. dakikada Asllani’nin adeta füze gibi şutunda Uğurcan Çakır’ın parmak ucuyla yaptığı dokunuş ve ardından topun direkten dönmesi, sadece bir pozisyon değil, aynı zamanda yürekleri ağıza getiren bir andı. Zoru sevmek, zoru başarmak bizim genlerimizde var arkadaş! İster çelikten duvar örün, ister beton dökün... Bizim için farketmez. Yeter ki isteyelim; o duvarı gerekirse matkapla deler, yerle bir ederiz! Kosova’nın direnci 53’te kırıldı... Kenan Yıldız soldan aktı, kafasını kaldırdı, altıpasın hemen önünde Orkun Kökçü’yü gördü. Tecrübeli ayak gelişine dokundu... Çizgi üzerinde Kerem Aktürk sahneye çıktı ve fişi çekti. Eksiğimiz, gediğimiz ya da top kayıplarımız beni hiç ama hiç ırgalamıyor! Böylesi bir final maçında skor tabelasına bakarım, rakam bizi mi gösteriyor, evet önemli olan budur. İster kötü oyna, ister iyi oyna Dünya Kupası finalleri biletini aldık mı, aldık, gerisi detaydır. Efendim, Montella’nın oyuncu hamleleri, skoru koruma adınadır, haklıdır... Yorulanlar dışarı, taze kuvvetler içeri... Teknik adam doğrusudur. Seviyoruz sizi güzel adamlar... Ülkemizi 24 yıl sonra yeniden finallere götürdünüz, alın terinize, emeğinize, mücadelenize, başarma arzunuza hem saygı duyuyorum, hem de şapka çıkarıyorum. Sizi finallere alkışlarla uğurlayacağız, kalbimiz sizinle atacak, yolunuz açık, şansınız bol olsun. Rakipler belli, gruptan elimizi-kolumuzu sallayarak çıkarız, yaparsınız, biliyoruz... Durmak yok, devam...

Bu yaz uyku yok bize!- Mert Aydın
24yılın yükü bu çocukların üzerine binmişti. Kaybedilebilecek bir maçın ardından 24 yılın tüm hatalarının sorumlusu onlarmış gibi gelecekti suçlamalar. Bu yüzden rakip Kosova’ymış, Slovakya’ymış fark etmezdi. Romanya maçında soğukkanlı olmanın kitabını yazan çocuklar, bu kez stresin yakıcı sıcaklığını hissedecekti. Sanki işlerin beklediğimizden kolaymış gibi geçeceğini hissettiren bir ilk 10 dakika izledik. Zeki sağdan sağdan geliyor, biz de heyecanlanıyorduk. Ne var ki ateşli Kosova, savunma dengemizi bozan bir kaos üretti. Bunun ve tabii ki yağmur lastiklerini takmayan (!) oyuncularımızın düşüşleri korku yarattı. İkinci yarıda Orkun’un hücumun içinde daha fazla yer alması golü getirdi. İki takımın arasındaki kalite farkı bir yerde sonuca etki edecekti. Gol pozisyonunda etki etti. Sonrasında Kosova’nın can havliyle saldıracağını tahmin etmek zor değildi. Biraz stres yaşadık ama mutlu sona ulaştık. Bu maçın özelinde İsmail, Orkun, Abdülkerim ve Kenan etkiliydi. Ama hikayenin tamamında Montella ile ekibini ve forma giyen tüm oyuncuları kutluyorum. Nihayet Dünya Kupası finalleri... Bu yaz doğru dürüst uyku yok bize. Sabaha karşı kalkıp izleyeceğiz bu çocukları. Bizim en büyük rakibimiz kendimiziz. Ülkece kendi takımımızı aşağıya çekmezsek iyi yerlere geleceğiz merak etmeyin.
Kaynak: Milliyet