Loading...

Meşin yuvarlak sanat sahasında

Meşin yuvarlak sanat sahasında

SERAY ŞAHİNER / İSTANBUL - Pınar Bora, Brieflyart’ta gerçekleşen ilk kişisel sergisi “Esnek Alanda Futbol”da Türk futbol tarihinden kişileri ve imgeleri sanata dönüştürdü. Sergi, futbolun modern toplumlarda üstlendiği temsil gücünü, kolektif kimlik üretimini ve bu kimliklerin ne kadar kolay dağılıp yeniden kurulabildiğini sorgulayan disiplinler arası bir düşünme alanı öneriyor. 

Futbolu bir sanat meselesi olarak ele alma fikri nasıl ortaya çıktı?

Uzun zamandır kolektif hafıza ve yazılı basına yansımış görüntüler üzerinden spor, sanat, siyaset ve toplumsal olaylar gibi farklı konuları bir bütün hâlinde ele alıyordum. Sergi bu farklı başlıkları futbol üzerinden bir araya getirmemi ve tek bir konu üzerinden izleyiciyle buluşturmamı sağladı. Futbol yalnızca bir spor değil aynı zamanda güçlü görsel imgeler ve kolektif hareketler üreten bir alan. Futbolun gündelik hayatla kurduğu bu güçlü ilişki, onu sanat pratiğimde ele alınması gereken bir konu hâline getirdi. Eduardo Galeano’nun da dediği gibi: “Futbol, insanların kim olduklarını anlatma biçimlerinden biridir.”

Sergide futbolu yalnızca bir oyun değil; politik, sosyolojik ve estetik bir problem alanı olarak ele alıyorsunuz. Futbolun bu yönleri sanat üretiminizi nasıl etkiledi?

Futbol çok farklı alanların kesiştiği bir yapı. Bir yandan güçlü bir ekonomik sistemin parçası diğer yandan kitle psikolojisini ve aidiyet duygusunu görünür kılan bir alan. Tribünlerde oluşan kolektif hareketler, taraftar kimlikleri ve kulüpler etrafında kurulan “biz” duygusu bu yapının en görünür taraflarından biri. Çalışmalarımda bu yapıyı görsel olarak düşünmeye çalışıyorum. Tribün görüntüleri ve futbol sahneleri yalnızca bir spor anını değil aynı zamanda kimlik, aidiyet ve kolektif hareket biçimlerini de görünür kılan imgeler olarak ele alınıyor. Futbolun gündelik hayatla kurduğu ilişki, onu sanat pratiğimde ele alınması gereken bir konu hâline getirdi.

Sergi, futbolun kolektif kimlik üretme gücünü ve bu kimliklerin hızla çözülmesini tartışmaya açıyor. Günümüz futbol kültürüne baktığınızda bu dönüşümü nasıl okuyorsunuz?

Futbol güçlü bir aidiyet duygusu üreten alanlardan biri. Taraftarlar kulüpler etrafında güçlü bir “biz” duygusu kurabiliyor. Ancak bu aidiyet aynı zamanda oldukça değişken bir yapı da taşıyor. Transferler, ekonomik ilişkiler ya da kulüpler arasındaki rekabet bu kimliklerin hızla yeniden kurulmasına yol açabiliyor. Bir yandan güçlü bir kolektif kimlik üretiliyor, diğer yandan bu kimlikler sürekli hareket hâlinde ve yeniden şekilleniyor. Çalışmalarımda bu geçici ve değişken ilişkilere dikkat çekmeye çalışıyorum. 

‘Tribün kültürü değişti’ 

Tribünler eskiden her kesimden insanın ortak bir zeminde buluştuğu ve bir yönüyle eşitlendiği bir alandı. Bugün futbol kültürü ve tribünler nereye evrildi sizce?

Tribünler uzun süre farklı toplumsal kesimlerin bir araya gelebildiği alanlardan biriydi. İnsanlar aynı renkler etrafında toplanıyor ve kolektif bir deneyim paylaşıyordu. Ancak son yıllarda futbolun ekonomik yapısının değişmesiyle birlikte tribün kültürü de dönüşmeye başladı. Bu nedenle tribünlerin eski anlamıyla herkese açık bir alan olma niteliği kısmen değişti. Yine de futbolun kolektif bir deneyim üretme gücü hâlâ devam ediyor.

 


Kaynak: Milliyet