Loading...

Eşi için alamadı üreticisi oldu! Evin bahçesinde başladı: ‘Getirisi çok yüksek’

Eşi için alamadı üreticisi oldu! Evin bahçesinde başladı: ‘Getirisi çok yüksek’

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - Yaklaşık 10 yıl önce eşinin hastalığıyla sarsılan Neziha Çam, sadece dört ay süren zorlu bir sürecin ardından hayat arkadaşını kaybetti. Bu kayıp, onun için uzun yıllar sürecek bir sessizlik ve mücadele döneminin başlangıcı oldu. 'Uzun süre kendime gelemedim' diyen Çam, dört yıl süren depresyonun ardından bir karar verdi ve çocukları için ayağa kalktı. Çiftçi bir ailenin çocuğu olduğunu dile getiren Neziha, “Şu anda kendim de çiftçilik yapıyorum ve safran yetiştiriyorum. İlkokul mezunuyum fakat kendimi geliştirmekten ve öğrenmekten hiç vazgeçmedim, araştırmayı ve okumayı çok seviyorum” şeklinde konuştu.

‘EŞİMİN HASTALIĞINI BİR GECEDE ÖĞRENDİK, 4 AY İÇİNDE DE KAYBETTİK’

"Bundan yaklaşık 10 yıl önce maalesef eşimi beyin tümörü yüzünden kaybettim" diyen Neziha, "Eşimin hastalık süreci çok stresli ve hızlı gelişti. Bir gecede hasta olduğunu öğrendik, 4 ay gibi  kısa bir sürede maalesef hastalığı yenik düştü ve eşimi kaybettim. O dönem çok kötü ve acı dolu günlerdi eşimi kaybettikten sonra uzun bir süre kendime gelemedim. 4 yılın sonunda artık benim bir şeyler yapmam ve çocuklarımı geleceğe hazırlamam gerektiğini fark ettim. Bu farkındalıktan sonra ben ne yapabilirim, nasıl tekrar hayata adapte olurum arayışı içerisine girdim” dedi ve ekledi:

“Benim safranla tanışmam, eşimin hastalık sürecinde oldu. Ben bitkisel tedavilere inanan bitkilerin mucizesine güvenen biriyim. İnternette araştırma yaparken, kansere hangi bitkilerin iyi geldiğini araştırdım ve bu esnada safranın birçok kanser türüne ve çeşitli kronik hastalıklara iyi geldiğini öğrendim. Ama maalesef eşimin hastalığı çok kısa sürdüğü için safranı kullanma imkanım olmadı. O dönem için safran hem çok pahalıydı hem de eşimin ömrü vefa etmedi. Eşimin vefatından sonra 4 yıl gibi bir süre depresyon geçirdim. Fakat çocuklar da büyüyor ihtiyaçları oluyor onları artık hayata hazırlamam gerektiğini fark ediyordum. Tekrar ayağa kalkmam gerektiğini düşündüm. Benim bir şeyler üretip çocuklarımın geleceğini hazırlamam gerekiyordu. Arazim vardı ve bu arazimi değerlendirmek istiyordum. Geleneksel tarımın dışında, geliri güzel bir şeyler yapmam gerekiyordu. Kendime yetebilir ve ilerisi için çocuklarıma da yatırım yapmam gerektiğini düşünüyordum. Ben de safranı daha çok araştırıp ve öğrenmeye karar verdim.”


10 KİLO SAFRAN ALIP KAPIMIN ÖNÜNDEKİ KÜÇÜK BAHÇEDE DENEMEYE BAŞLADIM’

Safran hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını dile getiren Neziha, “Neydi, neye benziyordu, nasıl yetişiyordu, bu gibi bilgilere sahip değildim. Bir yıl gibi bir araştırmanın sonunda safranın ne olduğunu ve ne şartlar altında yetiştirildiğini öğrendim. Bu araştırmalarım sonucunda da benim gibi bir çare arayanlara umut olmak için safranı yetiştirmeye karar verdim. Safranı araştırırken beni en çok şaşırtan şey, ülkemizde çok az üretildiği olduğu. Soğuk iklim bitkisi olduğunu öğrenince de hem şaşırdım hem de çok sevindim. Çünkü Sivas’ın da iklimi soğuk. Bu da beni çok sevindirdi ve bana bir umut oldu. Benim bu fırsatı çok iyi değerlendirmem gerekiyordu. Bunun üzerine hemen kendi bütçemden 20.000 TL gibi bir parayla 10 kilo Safran aldım. Kapımın önünde küçük bir bahçemiz vardı orada hemen deneme çalışmalarımı yaptım” bilgisini paylaştı.

‘İlk üretim yapmak istediğim zaman beni en çok zorlayan şey Sivas'ta hiç kimsenin yapmaması ve Safran hakkında hiç kimsenin bir bilgisinin olmaması oldu’ diyen Neziha, “Her şeyi, bütün aşamalarını kendim deneyerek, sıfır tecrübe ile kendim öğrenerek yaptım. Hiç yapılmayan bir işi yapmak hem büyük bir cesaret hem de büyük bir risk. Ama ben bu riski ve cesareti kendimde toplayarak ben bunu yapacağım diyerek kendime inanıp bu yola çıktım ve çok güzel sonuçlar aldım. Safran yetiştirmek çok zahmetli gibi görünen fakat birçok ürüne nazaran çok da işçilik istemeyen bir ürün. Safrana bir kez yatırım yapıp bir daha yatırım yapmıyorsunuz. Kendini 10-12 kat çoğaltarak sürdürülebilir bir üretim şekli olduğu için çok güzel bir tarım ürünü. Parasal yönden de her yıl kendini büyüttüğü ve çoğalttığı için parasını da katlayarak katma değeri yükseliyor, bu yüzden Safran hem maddi hem de değeri açısından çok önemli bir bitkimiz ve mutlaka üretimi çoğaltılması gereken bir tarım ürünü. Sivas gibi bir yerde Safran yetiştirmenin zorlayıcı en büyük etkeni don olayı olduğu için ilk etapta acaba donma olur mu, soğanlarım ölür mü tereddütüne düşmüştüm. Fakat Safran eksi 10 dereceye kadar dayanan bir bitki olduğu için hiçbir sıkıntı yaşamadım. Sivas'ın iklim şartlarına gayet güzel adapte oldu ve hasadımızı çok başarılı bir şekilde yapmış olduk” dedi ve ekledi:

“Safranı hiç üretmeyen biri ilk etapta acaba ben yapabilir miyim, gerçekten başarılı olur muyum, bulunduğum yerde safran yetişir mi endişesi taşıyor. Bu da gayet normal, çünkü etrafına baktığında kimsenin neden yetiştirmediğine anlam veremiyorsunuz. O yüzden de bu sizi çelişkiye ve acaba olmuyor mu şüphesine düşürüyor fakat safranın yaygın bir şekilde yetiştirilmediğinin asıl sebebi çok az çıkması. Bu yüzden de insanlar miktar olarak daha fazla çıkan ürünlere yöneliyor. Ancak, safranın hem katma değeri hem de ilerleyen yıllarda kendini kat kat büyütmesi sebebiyle birçok ürüne nazaran geliri çok güzel olan bir tarım ürünü. Ülkemizde de maalesef safran kültürümüz az olduğu için pazar sıkıntısı yaşayacağını düşünerek safran ekmeyi ve yetiştirmeyi insanlarımız biraz ön yargıyla yaklaşıyor. Umarım ilerleyen yıllarda biz bu ön yargıları kırıp, ülkemizi safran yetiştirme konusunda önde gelen ülkelerden biri yapabiliriz.”


‘SAFRAN İÇİN SADECE BİR KEZ YATIRIM YAPIYORSUNUZ’

‘Bir kadın olarak tarımda yer almanın benim için çok değerli ve gurur verici bir yönü var’ diyen Neziha, “Tarım ve çiftçiliğin erkeklerin yapabileceği bir iş olduğu ön yargısı var. Benim için, tarlaya girip değerli bir ürün üretip, o ürünü pazarlayıp piyasaya sunmak çok kıymetli ve gurur verici. İlk etapta safranı tarlaya ekmek biraz zahmetli ve gerçekten de ekip işi isteyen bir şey ama soğanları toprakla buluşturduktan sonra fazla da bir zahmeti yok. En zorlayıcı kısmı soğanları tarlaya dikmek çünkü herhangi bir tarım aleti kullanmadan tamamen insan gücüyle yapılan bir işlem olduğu için biraz beni zorlayan yönü burası oldu. O sorunu da oğlum ve babamla çok kolay ve iyi bir şekilde yönettik. Safranı toprakla uğraşmayı seven herkes, çok rahatlıkla ve kolaylıkla yetiştirebilir. Safranın yetiştirilmemesi için hiçbir sebep yok. Sadece toprakla uğraşmayı sevmek ve bir şeyler üretme isteği olması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

‘Safran kumlu toprakları seven, çok suyu sevmeyen bir bitki’ diyen Neziha, “Bir yıl hiç yağmur yağmasa iki kere su isteyen ve çok zahmeti olmayan, çapa istemeyen, sadece bahar aylarında ot temizliği yapılarak tamamen organik gübre ile gübrelendikten sonra 4 yıl boyunca toprak altında kalarak her yıl hasadı yapılan bir ürün. Safrana bir kere yatırım yapıp bir daha yatırım yapmıyorsunuz. İlk etapta benim tavsiyem, bir dönümle başlayıp bunu yıllar içerisinde hem kendi soğanımızdan hem de bütçenizin el verdiği şekilde çoğaltarak ve genişleterek üretiminizi büyütebilirsiniz. 50 ila 100.000 TL'lik bir yatırımla bu iş 5 yıl gibi bir sürede çok güzel bir yerlere gelebilir” şeklinde konuştu.

‘BU İŞTEN PARA KAZANAMAZSIN DİYEN ÇOK OLDU’

‘Safran yetiştirme kararı aldığım zaman, safranı bilmeyen insanlar, en yakınlarım dahil bu işten para kazanamayacağımı, paramı boşuna heba ettiğimi, bu işin geliri olmadığını söylediler’ diyen Neziha, “Bana ‘yapamazsın’, ‘burada yetişmez’, ‘boşa zaman ve para harcıyorsun’ diyenler çok oldu. Beni bu işten vazgeçirmek için çabaladılar ama ben kararlı ve inançlı bir şekilde Türkiye'de üretiliyorsa Sivas'ta neden üretilmesin, ben bu işi Sivas'ta yapacağım diyerek bana bu gibi tepkilerle gelen insanlara gayet kararlı olduğumu gösterdim. Yolumdan dönmeden emin adımlarla yolumda yürüdüm ve bu işin sonunda aslında benim haklı olduğumu ve aslında yapılabildiğini onlara gösterdim. Safran, katma değeri yüksek, geliri güzel bir ürün. Eğer gerçekten geniş alanlarda güzel bir şekilde üretim yapılırsa hem ülkemize hem de üreten kişiye çok güzel paralar sağlayabilecek bir kapasiteye sahip” bilgisini paylaştı.

Safran dışında 3 tane ürününle daha çalıştığını dile getiren Neziha, “Zambak ve ipek böcekçiliğine de çok merak saldım. Bunların altyapısını da yaptım. İlk etapta 100 baş ak zambak soğanı ektim. İpek böcekçiliği için dut fidanı yetiştiriciliği de yapıyorum Önümüzdeki 3 yıl içerisinde hem safran hem zambak hem de İpek böcekçiliği alanında kendimi geliştirerek güzel üretim tesisleri kurmayı hedefliyorum” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Bu işe yeni başlamak isteyenler, hiç tereddüt etmesin. Eğer imkanları, tarlaları, arazileri varsa kesinlikle safran yetiştirsinler. Çünkü hem sağlık açısından hem de bütçemiz açısından çok çok değerli bir ürün. Çocuklarına ve geleceklerine yatırım yapmak istiyorlarsa mutlaka tarım yapmalarını tavsiye ederim. Ülkemizin maalesef tarım faaliyetleri yönünden çok çok gerilere gittiğini görüyorum ve bu beni çok üzüyor. O yüzden bir an önce elimizden ne geliyorsa, neye gücümüz yetiyorsa bizim tarıma ve üretime acilen yönelmemiz lazım. Benim gibi kadın üreticiler de hiçbir şeyden korkmasınlar,  hiçbir şeyden çekinmesinler. Kurdukları hayalleri varsa o hayallerinin peşinden gitsinler. Başarısız oldukları zaman o başarısızlıktan ders alarak tekrar yeniden başlasınlar. Çünkü benim de ilk etapta başarısız olduğum yerler vardı onları kendime not alarak yeniden başlayarak bu noktaya kadar geldim. Bugün eğer eşim sağ olsaydı, benim bu başarılarımı görseydi, benimle gurur duyardı. O yaşamış olsaydı ona söylemek istediğim tek şey olurdu. O da çocuklarımızı kimseye muhtaç etmedim, ayaklarımın üzerindeyim, gözün arkada kalmasın. Ben başardım ve güçlü bir kadınım.”


Kaynak: Milliyet