Loading...

Çileği Pestisitlerden Arındırma Rehberi: Karbonat mı, Sirke mi? Uzmanından Kritik Uyarılar

Çileği Pestisitlerden Arındırma Rehberi: Karbonat mı, Sirke mi? Uzmanından Kritik Uyarılar

Görsel güzelliği ve cezbedici kokusuyla öne çıkan çilek, aslında dokusu gereği oldukça hassas bir meyve olduğu için tüketim aşamasında ekstra özen gerektirir. Kabuksuz ve gözenekli bir yüzeye sahip olması, onu dış etkenlere karşı korumasız kıldığı gibi üretimde kullanılan tarım ilaçlarının (pestisit) meyvenin iç kısımlarına nüfuz etmesine de zemin hazırlar. Bu durum, sofralarımızın vazgeçilmezi olan bu meyvenin temizlik yöntemlerini kritik hale getirirken; çileği pestisitlerden arındırmak için karbonatın mı yoksa sirkenin mi daha etkili olduğu sorusunu gündeme getirmektedir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Sampanoglou Cansever, çilek yerken düştüğümüz hataları ve işin doğrusunu bizlerle paylaştı. Cansever'e göre çilekleri şöyle bir sudan geçirmek maalesef yetmiyor; tarım ilaçlarından gerçekten kurtulmak için daha etkili ve bilimsel yollar izlemek gerekiyor. Ayrıca çilek yedikten sonra kaşınmaya başlıyorsanız hemen "alerjim var" demeyin; uzmanımız, bu durumun "histamin intoleransı" denen farklı bir hassasiyetten kaynaklanabileceği konusunda da bizleri uyarıyor.

Aslında çilek, gerçek bir alerjiniz yoksa sofralardan tamamen çıkarmanız gereken bir "öcü" değil; sadece tüketirken biraz daha titiz davranmamız gereken bir meyve. Kabuğunun olmayışı, toprağa yakın yetişmesi ve o minik gözenekli yapısı nedeniyle dış etkenlere karşı oldukça savunmasız kalıyor. Bu narin yapısı, ne yazık ki üretim sürecinde kullanılan tarım ilaçlarının (pestisit) meyve yüzeyinde daha fazla tutunmasına yol açıyor.

Yapılan araştırmalar da çilekteki ilaç kalıntısı riskinin yüksek olabildiğini gösteriyor; bu yüzden imkanınız varsa mutlaka organik olanları tercih etmenizde fayda var. Eğer organik bulamıyorsanız da üzülmeyin; çileklerinizi yemeden önce karbonatlı veya sirkeli suda bekleterek bu kalıntıları önemli ölçüde azaltabilir ve meyvenizi çok daha güvenli bir şekilde tüketebilirsiniz.

Evde çilek temizliği yaparken en pratik seçeneklerimizin başında karbonatlı ve sirkeli su geliyor. Eğer amacınız tarım ilaçlarından arınmaksa karbonatlı su en güçlü yardımcınız; sirke ise daha çok mikropları ve küfü temizlemek için ideal. Bir diğer yöntem olan tuzlu su, meyvenin üzerindeki küçük böcekleri veya kaba kirleri temizlemeye yarasa da pestisitler konusunda karbonat kadar iddialı değil. En önemli püf noktası ise şu: Çilekleri yıkama aşaması bitene kadar saplarını kesinlikle koparmayın ki temizleme suyu meyvenin içine sızmasın.

Karbonatlı suyla temizlik yapmak aslında çok zahmetsiz; tek yapmanız gereken 1 litre suyun içine 1 tatlı kaşığı karbonat ekleyip karıştırmak. Çileklerinizi bu karışımda 10-15 dakika kadar dinlendirdikten sonra bol suyla güzelce durulayabilirsiniz. Son dokunuş olarak, meyvelerin formunu koruması için kağıt havlu üzerinde nazikçe kurutmanız yeterli olacaktır.

Sirke ile temizleme yöntemi de oldukça basit; 1 ölçü sirkeye 3 ölçü su ekleyerek (örneğin 1 bardak sirke için 3 bardak su) hazırladığınız karışımda çilekleri yaklaşık 5 dakika bekletmeniz yeterli. Süre dolunca meyveleri bol suyla durulayıp, ardından tazeliklerini korumaları için bir kağıt havlu üzerinde kurulanmaya bırakabilirsiniz.

Görünüşü kadar içeriği de yoğun olan çilek, minik tohumlu yapısı ve geniş yüzeyi nedeniyle alerjen proteinleri daha fazla barındırabiliyor. Bazı kişilerde tüketim sonrası dudaklarda karıncalanma, ağız içinde kaşıntı, ciltte kızarıklık veya mide şikayetleri görülmesinin temel sebebi, bağışıklık sisteminin bu proteinlere karşı aşırı bir tepki vermesidir. Çilek alerjisi olarak adlandırılan bu durumda; dilde kaşıntı ve boğazda huzursuzluk hissinin yanı sıra kurdeşen, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve hatta nefes darlığı gibi belirtilerle karşılaşılabilir.

Her zaman "klasik bir alerji" ile karıştırılsa da, histamin intoleransı aslında bambaşka bir durumdur. Bu hassasiyet, bağışıklık sisteminin tepkisinden ziyade vücudun histamin maddesini parçalamakta zorlanmasıyla ortaya çıkar. Kendini sadece kaşıntıyla sınırlamayan bu durum; baş ağrısı, yüzde kızarma ve çarpıntı gibi belirtilerin yanı sıra şişkinlik, gaz, ishal gibi sindirim sorunları veya burun tıkanıklığı gibi şikayetlerle de sinyal verebilir.

Yaşadığınız bu durumun gerçek bir alerji mi yoksa histamin intoleransı mı olduğunu ayırt etmek aslında oldukça mümkündür. Eğer küçücük bir çilek dilimi yediğinizde bile vücudunuz anında ve her seferinde aynı tepkiyi veriyorsa, bu durum bağışıklık sisteminizin devreye girdiği gerçek bir alerji ihtimalini güçlendirir. Öte yandan, belirtiler sadece yediğiniz miktar arttığında ortaya çıkıyorsa veya çileğin yanı sıra farklı gıdalarda da benzer sorunlar yaşıyorsanız, vücudunuz histamini parçalamakta zorlanıyor yani bir "histamin intoleransı" yaşıyor olabilir. Kısacası; az miktardaki süreklilik alerjiye, artan miktar ve gıda çeşitliliği ise daha çok intoleransa işaret eder.

Özetle çilek, ne tamamen masum ne de korkulması gereken bir meyve; aslında her şey bilinçli tüketimde bitiyor. Güvenilir bir yerden temin edilen, doğru yöntemlerle iyice temizlenen ve kişisel sağlık durumunuza göre porsiyonlanan bir çilek, çoğu insan için harika bir besin kaynağıdır. Elbette bu lezzetin tadını en iyi şekilde çıkarmak için mevsiminde yemeyi tercih etmek ve her sağlıklı gıdada olduğu gibi ölçüyü kaçırmamaya dikkat etmek işin anahtarıdır.


Kaynak: Milliyet