Bir soygunun gizledikleri
MÜJDE IŞIL - Bazen bir filme öykünmek, aslını yaşattığı gibi öykünenin de itibarını yükseltir. “Fuze/Fünye” bir açıdan böyle bir film. Çünkü “Zor Ölüm 3”ü (biraz da “Olağan Şüpheliler”i) anımsatan bir soygunla başlıyor. “Zor Ölüm 3”ün final bölümü, “Fünye”nin giriş kısmı diyebiliriz. Londra’daki bir inşaatın temelinde, 2. Dünya Savaşı’ndan kaldığı düşünülen bir bomba bulunuyor. Polis çevreyi boşaltırken bomba imha ekibi de patlamayı kontrol altına almaya çalışıyor. Ama bunun aslında bir soygunu gizleme operasyonu olduğu anlaşılıyor ve polis hırsızların peşine düşüyor.
Filmin hem kamera önünde hem de arkasında ilginç bir kadrosu var. Oyuncuların ortak noktası James Bond. Theo James ve Aaron Taylor-Johnson, Daniel Craig’ten sonraki yeni Bond adayları olarak konuşulurken Sam Worthington ise Bond’u Craig’e kaptıran oyunculardandı. Yönetmen David Mackenzie, bu sene İstanbul Film Festivali’nin jüri başkanıydı. Önceki filmi “Relay”da da Worthington ile çalışmış ve onu “Fünye”deki gibi yan rolde kullanmıştı. “Fünye”nin senaryosunda da çok tanıdık bir isim görüyoruz. Yazıp yönettiği “Pazar: Bir Ticaret Masalı” ile 2008’de Altın Portakal kazanan Ben Hopkins.
Oryantalist bakış
Peki bu ilginç ekipten nasıl bir sonuç çıkıyor? Filmin soygun odaklı ilk bölümü gayet başarılı ve tempolu. Her adımda heyecan ve merak duygusunu yükseltiyor. Ancak soygundan sonraki bölümde senaryo çok karakterli bir yapıya bürününce odak da dağılıyor. Sağlam bir aksiyonla başlayan “Fünye”de karakterlerin derinleştirilmemesi, hikâyeyi sadece sürprizlere bağımlı kılıyor. Ancak bu sürprizler de arka arkaya sıralanınca etkisini kaybediyor; hatta senaryo, karakterleri tanıyamadığımız için iyice karmaşık bir hâl alıyor. Azınlıklar konusunda yapmaya çalıştığı şey ile ulaştığı sonuç ise tam tersi bir etki yaratıyor.
“Fünye”nin bizim açımızdan en ilginç özelliği ise bazı bölümlerinin İstanbul-Eminönü’nde çekilmiş olması. Filmin eklenti gibi duran bu bölümünde, ülkemizde çekilmiş birçok benzeri yapımda gördüğümüz gibi yine oryantalist bir bakış hâkim. İstanbul, sarı filtre ile Arabistan sıcağına mahkûm edilmiş. Orta Doğu’dan fırlamış atmosferi ve kostümleri de cabası…

Vizyonda öne çıkanlar
“Kill Bill: The Whole Bloody Affair”: Quentin Tarantino’nun iki bölüme ayrılmış klasiği tek film olarak kaşımızda. “Kill Bill: Mevzunun Tamamı”, gelinin intikam yolculuğunu daha önce görülmemiş sahneleriyle, sansürsüz ve kronolojik bütünlüğüyle sunuyor. Gelin’in Doğu ve Batı arasında geçen kanlı intikam yolculuğu; onur, ihanet ve annelik duygusuyla derinleşirken, Tarantino’nun dövüş koreografileri ve stilize şiddeti bu özel versiyonda nihai formuna ulaşıyor.
“Iron Maiden: Burning Ambition”: 1975’te Steve Harris tarafından kurulan İngiliz heavy metal grubu Iron Maiden’ın 50 yılı aşan efsanesi bu belgeselde anlatılıyor. Malcolm Venville’in yönettiği belgesel, grubun mütevazı başlangıcından küresel fenomene dönüşme sürecini grup üyelerinin anlatımları, arşiv görüntüleri ve müzik dünyasından önemli isimlerin katkılarıyla perdeye getiriyor.
Kaynak: Milliyet