2 Kasım 2026, 09:42:03
Dolar 49,9721
Euro 55,8518
Altın 6.271,77
BİST 10.759,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 20°C
Hafif Yağmurlu
Denizli
20°C
Hafif Yağmurlu
Sal 21°C
Çar 19°C
Per 17°C
Cum 14°C
Reklam
Reklam

Fenerbahçe’nin Göztepe yenilgisi sonrası Tayfun Bayındır’dan eleştiri! Kerem Aktürkoğlu ve Skriniar çıkışı

Süper Lig’in 10. haftasında Göztepe’yi konuk eden Fenerbahçe, öne geçtiği karşılaşmadan 2-1 mağlup ayrıldı. Mücadele sonrası sarı-lacivertli ekibi Milliyet Gazetesi yazarları değerlendirdi.

Fenerbahçe’nin Göztepe yenilgisi sonrası Tayfun Bayındır’dan eleştiri! Kerem Aktürkoğlu ve Skriniar çıkışı
Reklam
01.11.2026 07:54

Fenerbahçe Süper Lig’in 10. haftasında sahasında Göztepe’yi konuk etti. Sarı-lacivertli takım 1-0 öne geçtiği maçta sahadan 2-1’lik skorla mağlup ayrıldı. Fenerbahçe, bu sonucun ardından 10 maç sonunda 16 puanda kaldı ve lider Galatasaray’ın 9 puan gerisine düştü.

Mücadele sonrası sarı-lacivertli ekibi Milliyet Gazetesi yazarları değerlendirdi.

Ruhunu kaybetmiş takım – Tayfun Bayındır

Şimdi; bu takıma “ruhsuzlar ordusu” desem en az beş oyuncuya haksızlık olacak. “O beş oyuncu kim?” diye soracak olursanız, o zaman da bana haksızlık olacak. En iyisi ben baştan “Ruhunu kaybetmiş takım” deyip sezonun kapısına bu kez kasım ayında kilit vuran Fenerbahçe’nin içler acısı durumunu aktarayım.

Bu takım, ikinci dünya savaşından kalma bir Alman Leopard tankı gibi… Ağır, hantal, manevra kabiliyeti sınırlı, hurdaya çıkarsan kimse bir şey demez… Çünkü, modern futbolun hızına yetişemiyor… Sahaya yerleşmesi, oyun kurması, hücuma çıkması ayrı ayrı zaman kaybı… Rakipleri futbol oynarken Fenerbahçe kendi ağırlığı ile mücadele ediyor.

İlk yarıyı 1-0 önde kapatmak heyecanlıydı ama sahadaki futbolunun umut vermediğini herkes görüyordu. Stoperler arasında dolaşan topu orta sahada yönlendirecek, pas trafiğini hızlandıracak bir oyun aklı yok bu takımda… Top rakip sahaya ulaşana kadar Göztepe her yere yerleşmiş oluyor. Zaten yan paslarda bile tempo yapamayan bir takımdan hücumda üretken olmasını beklemek hayalcilik olur.

Bu takımda bir sürü yumuşak karın var. Ama bölgesel olarak en öne çıkanı sol kanat… Levent ile Kerem arasındaki uyum yetersiz. Kerem ne savunmaya destek veriyor ne de hücumda fark yaratıyor. Kendini kanıtlama telaşı futbolunun önüne geçmiş. Bu kadar etkisiz bir oyuncunun sahada bu kadar uzun süre kalması da Kuyt’ın hanesine yazılmalı…

İkinci yarı Fenerbahçe’nin kerpiçten yapılmış ve çamurla sıvanmış savunmasının yıkılışına şahit olduk… İlk golde Skriniar’ın bireysel hatası, ikinci golde yine stoper bölgesindeki savunma zaafı Fenerbahçe’ye pahalıya maloldu. Şampiyonluğu hedefleyen bir takımın savunma lideri bu kadar kolay hata yapamaz… Total oyunda da elle tutulur bir şey yoktu zaten… Sarı-lacivertli ekip takım halinde hareket etmeyi bilmeyen bedelli askerliğe gelmiş acemiler mangası gibiydi… Rakibi hataya zorlamayan göstermelik bir baskıyla sadece yarım kalmış enerjilerini tükettiler.

Kuyt ilk sınavından boynu bükük ayrıldı. Oyuna müdahalelerde tıpkı İsmail Kartal gibi geç kaldı. Kerem’in etkisizliği ortadayken değişiklik için 80 dakika beklemesi ciddi bir teknik adam hatasıydı. Belli ki gömlek bol geldi.

Gelelim son sözümüze…

Dün anladık ki, bu sezon da o sezon değilmiş… Öncekilerden tek farkı havlunun bu kez kasım ayında atılması… Yıllardır şampiyonluk hayalleri kuran Fenerbahçe’de tas da aynı hamam da… Hamamın sahibi değişse de hikaye yine aynı… Bunca yatırım, bunca değişiklik ve bunca net söylenen şampiyonluk iddiasına rağmen ortaya çıkan futbol buysa söylenecek son söz “Sıradan bir takımdan ancak bu kadar olur”…

Beyaz atlı bir prens yok – Mert Aydın

Acaba derbi öncesinde savunmanın ortasında kimin oynayacağı tartışılırken neler oldu? Oppong’un tecrübesiz olduğu düşüncesi kime aitti? İsmail Hoca, masaya yumruğunu mu vurdu? Dirk Kuyt, muhalefet şerhi koydu mu? Yoksa fikri coşkuyla destekledi mi? Ben bunu merak ediyorum. Özellikle Oppong’un dünkü performansını görünce daha çok merak ediyorum.

Derbi yenilgisinin ardından Göztepe tarzı bir takımla oynamak kolay değildi. Hele hele hafta içinde de Liverpool maçı varken… Bir de üstüne Greenwood hastayken… İstek anlamında olumluydu Fenerbahçe. Basit top kayıplarıyla verilen pozisyonlar vardı. Ama girilen pozisyonlar da. Lukaku’nun çoktandır beklenen Sabonis asisti ve Guendouzi’nin vuruşu golü getirdi.

İkinci yarıda işler karıştı. Bir yanda Kerem’i ıslıklamayı daha çok tercih eden bir grup taraftar bir yanda giderek geniş boşluklar veren Fenerbahçe. Ederson’un yapabilecekleri de sınırlı. Guendouzi-Skriniar ortak hatasıyla gelen beraberlik ve ardından ikinci gol.

Kontra golleriyle tanınan rakibe öndeyken verilen pozisyonlar falan filan. Ama bunlardan daha önemli olan stat, Maltepe’ye mi taşınsın tartışması, İsmail Kartal’ı kim getirdi, Acun’un locası falan filan. Buraya yetmeyecek kadar sorun var ve bunları çözecek bir beyaz atlı prens yok.

İmzacılar mutlu musunuz? – Halil Özer

Fenerbahçe, Göztepe’ye de yenildi… Şaşırıyor muyuz? Tabii ki hayır…
Kötü bir takım mühendisliği, takıma sahip çıkmama, felaket hoca tercihleri, derbi öncesi yapılan anlamsız konuşmalar, loca, stat gibi gereksiz tartışmalar Fenerbahçe’yi bu hale getirdi.
Şunu net olarak söyleyebilirim ki Fenerbahçe’nin başında bulunanlar kendilerine oy atan 17 bin kişiyle ve de kara leke olarak anılacak olan imzacılar tarihin tozlu sayfalarında ibret levhası olarak yer bulacaklar. Liyakatsız ellerde ve geçmişte yaşayanlar için yükselen tek şey büyük hayal kırıklığı oldu.
Aslında Avrupa ve derbi dönüşleri her takım için zordur. Hele Galatasaray’a yenilip Göztepe gibi dişli bir takım karşısına çıkıyorsan daha da zor olur.
Bitmedi. Bir de hocan değişmiş. Greenwood gibi bir adam hasta olmuş. Her şekilde bıçak sırtı maç.
Ama ilk yarıda Fenerbahçe kalesinde pozisyonlar görse de soğukkanlı temkinli ve kontrollü oynadı. Kuyt, Lukaku odaklı bir maç oynadı. Allah için Lukaku da bu işi yapan bir adam. Fizik gücüyle rakibi çok zorladı. Arkadaşlarına pozisyonlar yarattı. En sonunda da Guendouzi’ye golü attırdı. En önemlisi içten oynadı. Konsantrasyonu üst düzeydeydi. Tecrübesi de zaten belli. Ve dikkat edin her geçen hafta daha iyi oluyor.
İlk yarıda her iki takım da garip bir şekilde bol bol top kaybı yaptı. Bu kayıplar hep kontra fırsatı yarattı. Oğuz iki kere, Kerem bir kere pozisyonlardan yararlanamadı. Göztepe ise yakaladığı pozisyonlarda Ederson’a takıldı.

2. yarı Fenerbahçe için kabus gibi geçti. Takımın üstüne sıradanlık basmış, bıkmış gibi bir görüntü vardı. Ne istek ne ruh. Sadece teslimiyet vardı. Sanki maç ilk yarıda bitmiş gibi davrandılar.
Göztepe gelmeye başladıkça Fenerbahçe’nin savunma hataları arka arkaya geldi.
Hele Göztepe’nin ilk golü Fenerbahçe gibi bir takım için tam bir facia. Guendouzi’nin yaptığı garip bir hatanın ardından Skriniar o kadar ağır kaldı ki yani orada tam bir veteran oyuncu durumundaydı.
Zaten o dakikaya kadar Fenerbahçe’yi Ederson ayakta tutmuş ve golü geciktirmişti. Ama artık bu defans hatalarına adamın da yapacak hiçbiri şeyi kalmamıştı.
Yani sonuç olarak sıradan, vasat, isteksiz bir görüntüde olan Fenerbahçe sonuna kadar haklı bir yenilgi aldı.
Ancak tabii ki Kerem’in durum 1-0 iken direkten dönen topu maçın kader anıydı. Onu da unutmamak lazım.
Tabi bir de Kuyt. Yahu takım belli durmuş hala oyuncu değişikliği için ne bekliyorsun.
Kulübün her şeyi ile çakrası kapanmış. Ne diyelim?

Kaynak: Milliyet

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.